20 Eylül 2012 Perşembe

NEHİR'DEN....

Başlıktan bağımsız olarak, öncelikle size söylemeyi unuttum, ilk kez İstanbul'daki bir hamama gittim ben! Biliyosunuz hamam delisiyim, tam da bu yazıda anlatmıştım size hamam sevdamı ve sizlere de hamam kültüründen bahsetmiştim :) Termal'deki bizim güzelim Köylü Hamamı'ndan gayrı bir hamam da beni kesmez sanıyordum ki yanılmışım. Aysel'in tavsiyesiyle, Nehir ve Sahra'yı da alarak gittiğimiz evimizin dibindeki tarihi Valide Atik Hamamı kesti valla beni :)) Tamam bizimkinin çeyreği kadar büyüklüğü, tamam ortada havuzu da yok, tamam aslanağzı da yok ama iyi bi kesecisi var, bir de üstüne masaj yaptı ki sormayın, beğendim ben, köye sık gidemediğim zamanlarda misal ayda bir gibi giderim bu hamama, size de tavsiye ederim, Üsküdar civarında oturanlar denesin bence...

Bizim evin dibinde, arka tarafında Kaşif Kalkavan Çamlıca Musiki Derneği var (link vermiyoruz-veremiyoruz sevgili blog okurum, bloğumuzu ağırlaştırıyormuş malum ama buna mukabil bak senin için ismini tam yazdım, kopyala yapıştır gogikle :)) ) her önünden geçişte Nehir'i buraya versek de bi enstrüman öğrense (ben mi? ben çok kabiliyetsizim bu konuda,  nota bile bilmem, isteyip de yapamadıklarımı çocuğum yapsın istediğimden değil ama valla ;))) dedik durduk  ama bir yıl boyunca faaliyete geçemedik, kısmet bugüneymiş... Nehir'in sınıftan birkaç arkadaşıyla başvurduk, sınavı da geçti (ritm tutmak suretiyle müzik kulağına baktılar) önümüzdeki haftadan itibaren, cumartesileri bir saat gidecek inşallah... Ve tabii inşallah sever, keyif alır, uzun ömürlü olur...
Nehir çok heveslendi, bundan 1 ay kadar önce bilgi almaya gittiğimizde hoşuna gitti bu fikir, eve dönerken "Anne bana şimdiden alın da kemanı, kurs başlayana kadar öğret bana daha iyi olur" "Kızım keman mı biliyorum ben, nerden öğreteyim?" "Bilmiyo musun anne, e o zaman babam öğretsin"  :))) "Annecim tamam baban mesleğine ek olarak ünlü bir keman virtiözü aynı zamanda, ünü dünyayı tutmuş ama senin yakının birinden değil kurstaki hocandan öğrenmen daha doğru, daha etik" demedim tabii, güldüm sadece ;)
Şimdi burda bir parantez açıyorum- ki uyarıyorum sizi bu parantez epey bir büyük olacak:

Hafta sonlarını değerlendirmek, çocuğun gelişimine katkıda bulunmak, "Allah zihin açıklığı versin" duamıza ek olarak, zihin açıklığını arttırmaya yönelik, akademik (pek bi havalı oldu bu kelime de burda ama başka bişey bulamadım!) bir takım kurslara mı  (misal matematik, misal İngilizce) göndermeli (Şimoş gibi, Sahra gibi), yoksa bizim yaptığımız gibi yüzme (ki geçen kış gittiği Burhan Felek'teki yüzme kursu, çocuğu yüzmeden soğuttu resmen, elindeki uzun çubukla, havuza girmeden, kenardan yüzme öğreten asabi kadın öğretmen sayesinde!), keman gibi daha az zamanlı, daha zihin zorlamayıcı (bu da acayip bi kelime oldu, kabul!) şeylere mi yollamalı? Bunlara yollayınca öbürkülere yollamayınca vicdan yapmamaya söz mü vermeli? Demeli ki,"Zaten çocuğum hafta içi sabahtan akşama okulda, bir de hafta sonunu derslerle harcatmamalı, günah çocuğa mı demeli?" Ben öyle diyorum ama şimdilik böyle diyorum, bu dediğimden dönebilme hakkımı saklı tutuyorum ;)




Son yazıda söylemiştim ya size Nehir'in  küçük ayıcığından ayrılmadığını (ki ispatı üstteki resimdir!)  okula giderken evde bırakıyor ama Ali Deniz'in oyuncak balinasına  emanet ediyor, gündüzleri baksın ayıcığına diye :)) Bunu büyük bir ciddiyetle yapıyor, karşısına alıp balinayı resmen tembihliyo, bu nasıl bir hayal gücüdür kuzuuuu, sorunca da,  canlı sanıyomuş ayıcığı (bunu söylerken de bi duygusallaşıyo ki sormayın!)
Dedi ki dün sabah okula giderken, portmantoya bırakıp vedalaştığı ayıcığı için  "Anne ayıcığımı balina teyzesine götürür müsün, onunla duracak" "Tamam kızım" dedim lakin, sabah sabah telaşla unuttum küçücük, zavallı ayıcığı :( Kalıvermiş akşama kadar portmantonun üstünde aç-bilaç :)) Akşam okul dönüşü bıraktığı yerde görünce kızdı tabii kuzu "Anne niye vermedin Balina Teyzesine" "Kızım verdim, bütün gün onunlaydı da, sen geleceksin diye, seni karşılasın diye buraya koydum yine" "Aaa, iyi yapmışsın anne" :))) Annelik pratik zeka da gerektiriyo galiba ya da uydurma gücü, kıvırma kuvveti de diyebiliriz :))))

10 yorum:

  1. Esen,Nehir'in ayıcığı gibi benim oğlumunda bir kedisi var.2 yaşından 6 yaşına dek her tatile,ev gezmesine,lokantaya bizle geliyordu.Basbaya canlı hayvan muamelesi yapıyordu Emre ona.Hala çok sevmesine rağmen "erkek adam" kıvamına geldiği için artık peşimize takmıyor.Susurluk Yörsan tesisinde unutup yüzlerce telefonla Özel kurye ile İstanbula getirtmişliğimiz var o kediyi.

    Kurs konusuna gelince ben rahatlatıcı,eğlendirici kurs taraftarıyım.Tam gün okuldalar ve hayata çok erken başlıyorlar,bizim gibi sokakta büyüme imkanlarıda yok bu çocukların.Hafta sonu ders niteliğinde kurslarla üstlerine fazla gitmiş oluyoruz bana göre.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oooo, Emre'ninki de ilginçmiş bak! Yapışık ikiz gibiler bizimkiler de, bakalım ne kadar sürecek...
      Aman sahip çıkalım biz ayıcığımıza da kurye falan gerekmesin :))

      Kurs konusunda sen de benim gibi düşünüyosun, ettik mi sana "iki" :)

      Sağol oyacım...

      Sil
  2. Merhaba,bugün ilk yorum benden olsun.Hamam diyince ben de ilk defa İstanbul_Çemberlitaş hamamına gittim.Tavsiye edeceğim kadar güzeldi.Tertemiz,manikür,fön,havlu,peşkir,havuz,teras her türlü hizmet veriliyor.çok memnun kaldık,öneririm.Sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz Nilgün hanım bloğuma, sizi Nurdan hanım sayesinde tanıdım ve takibe aldım ;)
      Çemberlitaş Hamamı'nı ben de duymuştum, lakin iki çocuk var bizde, onlarla evimize en yakın olan bizim için en ideali ;) Aklımda bulunsun, geniş bir zamanda orayı da tecrübe ederim inşalah...
      Sevgiler çook

      Sil
  3. Çok şeker Esen, balina teyze öyle mi, ne yaratıcı oluyor bu çocuklar böyle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sen bi de onu balina teyzeye tembihlerken, ayıcığa sana balina teyzen bakacak derken görsen Ülker :)
      Yaratıcılığı Akrep olmasından sanırım biraz da, hiç bitmesin inşallah ama şu ayıcık bağımlılığı bir an önce bitsin dilerim :)) Çok zor bir kız, bir oğlan bir de ayıcık!!!

      Lara kuzusunu öperim, sevgiler....

      Sil
  4. Sizinle hep 180 derece ters açılarda mı duracaz bu hayatta?
    Ben hamam fikrinden bile bunalırım! İçinde nasıl dayanıyorsunuz anlayamam ki!

    Ama herkes sevdiğine göre sanırım terslik bende :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aaaa, hiç sevilmez mi hamam Nurdan hanımcım, ben sevmek bir yana bayılıyorum :) Bıraksalar her hafta hamama giderim valla, hamamdan ziyade belki de sonrasındaki hafiflik beni cezbeden, kuşlar gibi hafiflik hem de... Kimbilir belki de iyi bir hamama denk gelmemişsinizdir, hem hamamın içinde bunalanlara buz gibi yerler de var hamamlarda, oraya çıkar ferahlarsınız ;)
      Bir kez daha olumlu düşünerek deneyin bence, pişman olmazsınız ;)

      Sil
  5. Valla en kocamanından olumladım hatta kışın -35 de Rus hamamı bile denedim. Bunalan kara atlar cinsinden han,!

    Sevemedim, sevemedim - üzgünüm :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. -35'de bile sevemediyseniz umut yok demek ki :)) Sağlık olsun diyelim o zaman ;)

      Sil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.