yakma çiçekli kolye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yakma çiçekli kolye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2016 Salı

ANLATAYIM BİR BİR ;)

Kankası varmış :) Adını diyemiyor ama haklı, ben bile zor diyorum; Abdülbaki!
Okulu seviyor musun Ali Deniz, "Seviyorum, kankam da var!" Nasıl rahat bir çocuk (Maşallah diyoruz hep birlikte) korkusuz, sosyal, cesur! İnşallah hep böyle olsun. Daha 3 yaşındaydı kreşe ilk gittiğinde! İlk gün istemez mi çocuk anne-babasını yanında, yamacında, istemedi valla, ilk kez gittiği kreşe her gün gittiği yermiş muamelesi yaptı, el salladı, "Gidin siz!" dedi ve biz de gittik...
Anneler okul çevresinde hep, gruplar halinde bekliyorlar çocukları, bir ihtiyaçları olur, ağlarlar, yakınında olalım diyorlar sanırım. Ben çalışıyorum, böyle bir fırsatım hiç olmadı diye mi benim çocuklarm okul konusunda bu kadar uyumlu, yoksa yaradılışları mı böyle te en baştan. Bu çözemediğim bir konu ama bazen ben de o annelere özeniyorum be sevgili okur! Çocuğumu okula ben bıkarayım, ben alayım istiyorum. Ama buna fırsat çok yok, ki yine de iş konusunda hep şanslıydım, düzgün mesai saatleri, her resmi tatil, idari izinden faydalanmak, gerektiğinde zorlanmadan izin alabilmek, uzun yıllık izin... Şükür...
Yaz bitti, upuzundu tatilim ama yine de bitti işte ;) Güzel de oldu çok şükür, benim havalarım geldi işte, böyle hafif üşümeli, üzerine hırka, ayağına çorap havaları geldi. Okullar da açıldığına göre, erken yatan çocuklar geldi, eve düzen, nizam, intizam geldi. Uzun kış geceleri, bereketli, üretimli, boooll, boncuklu, keçeli akşamlar geldi :)
Babam ameliyat oldu, ciğerinin yarısı gitti. Ama babam güçlü, dayanıklı, kalan ciğeriyle -inşallah- uzun yıllar daha sağlıkla yaşayacak.
Nehir voleybola başladı, hafta sonları iki gün kursa gidiyor. Geçen yıllarda benim yüksek lisansım yüzünden hafta sonları çocukları kursa götürmeye fırsat olmuyordu ama bu sene inşallah aksatmadan devam etmesi niyetimiz. Okuldaki kursa kalmak istemedi, ben de zorlamadım. Zaten bütün gün okulda, günah ayol ;) Pek çok veli etüte, kursa, hafta sonu takviyesine taşıyıp duruyor çocukları ama ben üzülüyorum biraz bu durumdaki çocuklara. Çünkü adı üstünde "çocuk" bunlar. Gerçi yazın kitap da okumadı hiç, ona zorlayaydım iyiydi ;)
Biz iyiyiz yani Sevgili Okur, çok şükür iyiyiz. Çok yoruldum geçen haftalarda, işler çoktu ama şimdilerde yavaş yavaş sakinleyecek. Daha da iyi olacağım, daha çok yazacağım inşallah ;)
Bugün de evlilik yıldönümümüz :) Kutlu, mutlu olsun, bin yıl sürsün inşallah :) Mevzuyu şurada anlatmıştım, okumayanlar varsa buyursunlar :)

Diyeceklerim şimdilik bu kadar, daha sık görüşmek ümidiyle. Ki öyle de olması lazım, bu bloğun da bi canı var, günah! Küstürmeyelim 5 yıllık bloğumuzu :)
O zaman fotoğraf  galerisine alalım sizi ;)

PAZEN NAZARLIK
Köyde, bizim bahçede fotoğrafladım :) Ne güzel bütünleşti doğayla ;) 

LOHUSA TACI

TAKI YASTIĞI ÇİÇEĞİ İLE 

YAKMA ÇİÇEKLİ KAPI SÜSÜ

ARABA NAZARLIĞI

PAZEN NAZARLIK

PAZEN-KEÇE ÇANTA
Bir yüzüne böyle pazen kumaş diktim ama aslında aralarda boncuklar var, karanfillerin bazılarının etrafında da siyah dikişle kontürler :)  İlk kez denedim bu model çantayı ve çok da sevdim :) 

BAYRAM ÇOCUKLARI

YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE YAPTIM AMA DAHA ZİYADE YAKAYA BENZEDİ.

BÜYÜK OKULA BAŞLAYAN GÜZEL ÇOCUĞUM :) 

PAZEN NAZARLIK
Püsküllere dikkat :) 

KEÇE MINION
Youtube kanalında anlattım yapımını, Ali Deniz'le birlikte :) Merak edenler için şurada 

BONCUKLU DRIFTWOOD

YAKMA ÇİÇEKLİ KAPI SÜSÜ

ANNESİ-KUZUSU

Kal sağlıcakla sevgili okur, muhabbetle...

Not: Fotoğdaflar karışık, manasız bir sırada, çok pardon :)
Dipnot: Eski yorumları yanıtlayacağım inşallah tez vakitte, bu sizleri yeni posta yorum yapmaktan alıkoymaz umarım :)
Enbidipnot: Allah tüm çocuklarımıza zihin açıklığı, anne-babalara enerji versin :)

2 Şubat 2015 Pazartesi

TATİLDEN GETİRDİKLERİM...

"İnsanoğlu kuş misali" ;) Döndük kürkçü dükkanına. Olsun, en güzeli insanın kendi evi, en konforlusu, en seni bileni, en seni anlayanı, avucunun içi gibi bildiğin kendi evin işte en sıviiti :) 
Giderken demiştim sana malzeme götürmeyeceğim diye, sadece kumaşlarımı götürdüm, yakma çiçek yaptım onlarla. Yalnız nasıl alışmışsam ne zor geldi bu çiçekler dışında kalan vakitlerimde boş boş oturmak anlatamam sana. Gazete, dergi (ki Evim dergisini bir günde tükettim!) kesmedi billahi. Demek ki neymiş, bir dahaki tatile hobi dolabımla birlikte çıkacağım :))) Envai çeşit malzememle ;)
Gerçi Yalova'dan da hem keçe hem boncuk aldım pek çok, e çünkü çok ucuz, İstanbul'dan aldıklarımın üçte biri fiyatına, özellikle de boncuklar ;)
İlk günler hava bildiğin şerbet :) Ilık ılık, misss ;) Aşağıdaki fotoğrafların en baştakileri işte o güzel havalardan, köyden, sahilden... Sonra biraz yağmur, biraz fırtına, en çok da lodos. Serseme döndürdü beni :( Geçen cuma işe geldim, dönüşte başladı lodos ama Allahtan gemiler çalıştı da dönebildim Yalova'ya, sonra da tüm hafta sonu iptaldi seferler, biz de mecbur karadan, körfezi dolaşarak döndük evimize dün... 
Yalova benim canım memleketim, çok ama çok seviyorum orayı, hep bir burukluk ayrılırken ama, mecburuz bi yerde di mi, sorumluluklar, çocuklar, doğduğun değil doyduğun yer sorunsalı vs... 
Gün gelir, devran döner inşallah sevgili okur... Lütfen dönsün (her manada!) Sahi yaa, ben o otobüste cumhurbaşkanını eleştiren adama "Saygısızlık yapamazsın cumhurbaşkanına!" diyen adama, misal tam da o ağzındaki pis sakızını camdan fırlatırken niye  "Bu haretetinle mi saygı dileniyorsun uyuz!" demedim ki :(( Sinir oluyorum bazen, yok adama değil, kendime en çok, niye tutuyorsun kendini, niye, niye, sen söylemezsen o söylemezse, bu hödükler ömür boyu böyle mi kalsın, kalsın da çoğalarak etrafımızı kuşatsınlar mı??? Söylemeli di mi, haklısın, ona da, sokaklara tüküren öbür öküzlere de söylemeli, her ne pahasına olursa olsun... Konuyla pek bir alakasız olacak ama bir de ön koltuğa çocuk oturtan kadınlara ve adamlara da, "Al çocuğu geç arkaya çabuk" demeli, bunu da mutlaka diyebilmeli... 
Of yarabbim, tatil anlatıyordum bak sinirlerim gerildi yine, tatile mi ihtiyacım var neee :))
E gel o zaman, bak bi bizim tatile ;) 

YAKMA ÇİÇEKLER
Bunları yaptım işte, nasıl neşeliler di mi ;)
Taç, toka, broş ve dahi çanta süslemesi olur ki bunlardan :) 




YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE
Ve uzun zamandır benden yakma çiçekli kolye isteyen Elif7e bu kolyeyi yaptım :) 

YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE
İnciler ne zarif di mi...



SEFERİ KUZULAR 

Ve işte köyde biz :) 



MİMOZALAR
Geçmiş Bahar Mimozaları'nı hatırlayanlar el kaldırsın ;) 


Kumdan Adam yapmaya çalışan Ali Deniz :)
Montunu çıkardı "Hava alacakmış" tamam çıkarsın ama ayakkabılarını da çıkarmak istemesin mi? Neymiş, kumda çıplak ayak gezilirmiş! Oldu, aylardan Ocak bir de! 


Sinemaya giden kuzular. Ömer abileriyle pek mutlulardı bu tatilde. Fırsattan istifade ben de, yıllaaar, yıllar sonra ilk kez tek başıma film izledim ;) Mucize'ye gittim, sevdim de, en çok muallimi sevdim, Talat Bulut'a bir kez daha hayran oldum Mutluluk'tan sonra ;) 

UĞUR MUMCU Unutmadık elbette, unutulur mu bin yıl geçse de... 


Ali Deniz'in garson abilerini hafiften sinir ettiği, buna mukabil toparlanıp çabucak çıktığımız Cafe :))) 

NAZAR BONCUKLARI

KEÇE NAZARLIK
Bu nazarlığı da dün akşam yaptım, eve geldikten sonra, iki arada, bir derede ;) 



Yalova'da kediler için yapılan konut projesi ;)
Ben bayıldım. hem bu yuvalara, hem de bu kedilere her akşam düzenli yemek getiren teyzeme...
Çok mühim çünkü yaptığı...
Can taşıyan her yaratılmışa saygı, sevgi gerek... (Bak gene otobüsteki uyuz geldi aklıma saygı deyince :((



KEDİ YUVALARI

BAHTİYAR (DI)
Bu bizim köydeki köpeğimiz Bahtiyar, geçen yaz onu kaybettikten sonra çıktı bu fotoğrafı. Karşı köyden bir avcıyı böyle kıstırmış ;) Hem güldürdü, hem hüzünlendirdi, Bahtiyar bizim için çoook özeldi. O gitti, arkasından çok kısa bir zaman sonra, aynı Bahtiyar'a benzeyen bir köpek geldi, kendiliğinden ama, geldi bahçeye yerleşti. E o da genç Bahtiyar oldu, mutlu mesut yaşıyor :)

Sahi sende ne var ne yok Sevgili Okur ;) 
Kal sağlıcakla, mutlu, musmutlu geçsin yeni haftan... 

27 Ağustos 2014 Çarşamba

KEÇE NAZARLIKLAR, "ETAMİNE SÖZ" VE YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE- YILMAZ ÖZDİL EŞLİĞİNDE...

Armut hoşafı yapıcam bu akşam, dün akşam Aysel'in verdiği armutları, bizim köyden getirdiklerimizle birleştirip, kardeş kardeş doğrayacağım tencereye ve bir güzel hoşaf yapıcam çocuklara. Ve sonra da hoşaf yapmaya devam edeceğim ilerleyen zamanlarda da. Sütlaç ve kek zaten cepte, lakin yoğurt için söz veremiyorum :(  Tarhana, reçel, dut pekmezi, salça annemden :) Niye anlatıyorum bunları çünkü en alta koyduğum Yılmaz Özdil'in yazısı fena çarptı beni. Semoşcuğum paylaşmış facebook'ta, ben de seninle paylaşmak istedim sevgili okur, daha önce okumadıysan, sen de oku mutlaka...
Ve sen söyle bana Yılmaz Özdil'siz bir Hürriyet, Hürriyet midir? Her fikrine katılmasam da yazılarını hep severek okudum, insanı çarpan, sersemleten, düşündüren yazılarını özleyeceğim, inşallah tez vakitte yazmaya başlar başka bir gazetede. Böyle de dedim ama kaç gazete kaldı elde???
Neyse, dur sen, ben şu hoşaf işini halledeyim bu akşam güzelce :)
İki nazarlık, bir yakma çiçekli kolye ve bir de etamin işi var tatilden :)
Buyur sevgili okur :)
KEÇE NAZARLIK
Bu şekil yaptım bu sefer de, değişik olsun istedim, uç kısımları böyle değildi ama ben ördüm güzelce, bu şekle getirdim. Canım nasıl isterse öyle yapıyorum bu nazarlıklar konusunda, pardon yanlış dedim, elişleriyle ilgili her konuda öyleyim aslında ;) Kafa nereye ben oraya :) 

KEÇE NAZARLIK
Gördün mü sen turuncuyla ve dahi kırmızıyla turkuazın uyumunu? Peki pembenin, turuncuya uyumuna ne diyorsun. Ya kırmızı ile turkuaza, kahve ile maviye! Yani diyeceğim o ki sevgili okur, ben bu keçeler sayesinde anladım ki, her rengin her renge uyarı var :) Nasıl enerji fışkırıyor bu renklerin biraraya gelmesiyle ben şaşıp kalıyorum bazenleri :) 

KEÇE NAZARLIK
Ve bu nazarlık da klasik modellerimden yine. Nazar boncuğunun etrafını böyle renk renk boncuklarla süslemek klasik değil ama :)) Onu da söyle yapıyoruz. 

KEÇE NAZARLIK
Onu da şöyle yapıyoruz, ortadaki nazar boncuğunun alt kısmından iğneyi çıkarttık, hiç batmadan bir sürü renkli boncuğu arka arkaya dizdik, gördük baktık ki, boncuğu dolayacak kadar olmuş, o zaman da ilk yere tekrar batarak tamamlıyoruz :) Çok basit yani, tek tek boncuk dikmeye uğraşmıyoruz ;) 

YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE
Yakma çiçekleri bu kez kolye yaptım. Bu çiçekleri ara ara yapıp, bir kutuda saklıyorum. O kutuyu da Yalova'ya götürmüştüm, orda incilerle uyumlu olur diye bir deneyeyim dedim ama aslında böyle kolye yapmak değildi niyetim. Duvar süsü yapacaktım, sonra baktım ki duvara değil bana daha çok yakışıyor, kendime kolye yapıverdim :)
Aralardaki incileri de Atatürk İlkokulunun karşısındaki pasajdan aldım. Daha önce de söylemiştim sana ama yine söyleyeyim. Yalova'da oturanlar mutlaka ordan alsın. İstanbul'dakinin üçte biri fiyatına boncuklar, malzemeler. Misal burdaki 3,5 tl denilen o çanta mıknatısları orda 1 tl ;) Memleketin güzide tatil beldelerine gitmek için Yalova'dan transit geçen sevgili okur, sen de bir mola ver ve git o boncukçuya, pasaja girince ilerde sağda göreceksin, kapısında kurdeleler olan dükkan :)) Hatta ordan çıkınca da dön köşeyi bizim fırına git ve bir fiyakalı resim çektir benim gibi :))
"Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. "
Hz. Mevlana
Bu sözü yazdım etamine bu kez. Çok seviyorum kumaşa sözler yazmayı, daha doğrusu işlemeyi. Daha önceki yazdığımla birlikte bunu da çerçeveleteceğim. 


ETAMİNE YAZI
Instagram'da yaptığım işleri "arkası yarın"larla paylaşmayı çok seviyorum. Bu fotoğrafların bir kısmı oradan zaten :) Bazılarınız da gördü, biliyor bu resimleri zaten ama bilmiyormuş gibi yapmaya devam :))
O alt kısımdaki dantel, benim bundan 25 yıl kadar önce çeyizim için işlediğim ara dantelinin uç kısmı. Kumaşa diktirmemiştik o  zaman, Yalova'dayken annem getirdi. Nasıl işlemişim metrelerce inanamazsın sevgili okur, uç uca koysam, burdan köye yol olur,  o kadar diyim sana. Bu arada Ören Bayan 70 numara iple ile işlendi bunlar :) Boru değil yani :) Ama çok severek işledim hep danteli de, yine olsun, yine yaparım ;)
Şimdilerde bunları nasıl değerlendirsem diye düşünmekteyim. Ama kabul ediyorum ki, bu konuda keçe ve etamindeki kadar yaratıcı değilim :(
SÖZ BİTTİ...

ETAMİN PANO

Kenarının çerçevesi ile meşgulüm tam üç gündür :(  Örnekteki gibi olmuyor çiçekler nedense ama güzel olacak inşallah, son halini bir dahaki posta koyarım inşallah :) 
Bitti mi peki "etamine söz" projelerim? Elbette bitmedi, izle beni sevgili okur... 


*************
Ve bunlar da tatilden kalan kareler :) 2014 yazı böyle geçti! Çok sıkıldım bu yaz da sıcaklardan, serin havalar istiyorum acilen, gelsin güzelim Eylül :) 
YAZ 2014-YALOVA
İncir zamanıydı, Ali Deniz bol bol incir yedi, Nehir de böğürtlen. Bizim çocuklar şanslı çok şükür bu konuda. Bir köyleri var, dalından meyve, sebze koparacakları bir bahçeleri :)
Babam bize mangal partisi yaptı köyde :)
Sonra kızlar geldi yine, Arzu, Hülya ve Nurcan, çok güzel geçti yine, tekrarı tez vakitte nasip olsun inşallah, çok seviyorum lise arkadaşlarımı :)
O resimde gördüğün delikanlı Ali Deniz'in bayıldığı Ömer Abisi, yeğenim :) 


ÇOK MU ZOR?

Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken,
Siz, "Aman annane be, boş versene"deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini
annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten
kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz.
Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor.
Bilmeli.
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata
yapmasını bilmiyor!
Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran...
İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkum,
maalesef torunlarınız da.

Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için,
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını
kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına
koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi " köylü işi "
vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları
"modernite" sandığınız için,
Daha 10 yaşında çocuklarımız balona döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor,merdiven çıkamıyor.

Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak?
İstanbul'un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir'de,
Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikayet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla
beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde
ekmek yapmak?
Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet
umacagına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?

Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun
Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun
Ne işe yaradı senin pazara gitmen?

Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi...
Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle
zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!

Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok;
Gazetelerin tiraj almak için uydurduğu uzmanlarından
fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun...
Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini sanıyorsun?

Çin'den bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan...
İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Ben iddia ediyorum;
Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla,
Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına
sahip çıksa, Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile...

Uzatmayayım.

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!

Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme
zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz,
Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

Yılmaz ÖZDİL


Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.