kitap ayracı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap ayracı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2015 Cuma

Bir Kapı Çelengi, Bir Nazarlık ve Bir Kitap Ayracı

İnsan Kaynakları dersinden sunum ödevimi seçtim "X Kuşağı ile Y Kuşağının Karşılaştırılması" X ben oluyorum elbette, Y de birlikte çalıştığım pek çok kişi. Güzel bir sunum hazırlıyorum, esprili, neşeli :) İnşalalh hoca da benim gibi hisseder de iyi bi not alabilirim ;) Keşke sana da gösterebilsem sunumumu, ne düşündüğün mühim çünkü Sevgili Okur ;) 
Mart'ın ortası geldi ama nasıl soğuktu bu hafta hava, hele sabahları.... Kocakarı soğuğu muydu bunlar bilmem ama bi müddet daha böyle galiba, ki ben baharı çok sevsem de yazı, o bunaltan sıcakları hiç sevmeyen biri olarak, bu havalara razı gelmeliyim...
Ruhum nasıl bir çingene, alttaki resme bak ve sen söyle :) Bir kapı çelengine bunca malzemeyi sığdırdım ya, hatrı kalmasın diye olur olmaz herşeyi doldurdum ya, helal olsun bana :) 

KAPI ÇELENGİ
Tam baharlık olmadı mı ama? O inciler zarafet katmadı m?  


Bir tepsiye gönlümden geçen, kapı çelenginde görmeyi istediğim fotoğrafta gördüğün  malzemeleri koydum ve başladım yapmaya :) 

KAPI ÇELENGİ YAPIMI
Anlatıyorum, usul usul dinle e mi beni şimdi ;)
* İlkin üstteki resimde gözüken o kalın telle iki sıralı bir daire oluştur, elbette çapını dilediğin büyüklükte seçerek.  
* Çiçekçilerin saksıları süslemek için kullandıkları sert bi tül var ya, yukarda gözüken, delikli tül, onunla hafif de hacimli olacak şekilde sar teli. Birkaç kat sar varsa elinde malzeme, daha tok duracak. O tülden yoksa onun yerine geçecek başka bir malzeme ile sar, misal çuval beziyle ya da eski bir tişörtü keserek onunla, ya da ince keçeyle, ne bulursan onunla işte...
* Şimdi perdecilerin önündeki sepetlerden 1 liraya aldığın parça tüller var ya, işte onlardan lazım sana. Ya da evde sakladığın o eski tülünü keseceksin, onunla yapacaksın. Dantel tül olursa âlâ olur :) Dola onu da düzgünce çemberine. (Benim elimdeki tül yetmediği için kalan kısmınıda pembe tül kullandım.) Bu tüllerin uçlarını arka taraftan sıcak silikonla çembere sabitleyebilirsin.
* Buraya kadar yaptıklarını yapmak istemezsen şayet, uğraşamam dersen, o zaman sen de "herkes gibi" ya da "sıradan insanlar gibi" - ki ben de zaman zaman o kategoriye giriyorum- git para verip  köpük halka al tuhafiyeden ;) 
* Sonra elindeki yakma çiçeklerden seç (yok mu? Yuh! Hala mı yok! O kadar da dedim sana, yap şu yakma çiçeklerden diye, o kadar da anlattım yapımını!") sonra  tığ işi çiçeklerinden birini seç (var di mi, vardır yahu!) sonra kalan kısma gönlünden ne geçerse, onları sıcak silikon yardımıyla yapıştır :) Kelebek olur, kuş olur, nazarlık olur, uğur böceği, yapma çiçekler, o incili  şeritler, elindeki dantellerle hazırladığın çiçekler, morlar, sarılar, kırmızılar, lilalar, pembeler ve ille de beyazlar...


KAPI ÇELENGİ
Peki sen burada benden bir iz görebildin mi? Bundan sonra yapacaklarımda kullanamaya karar verdiğim  bir alamet-i farika?


KEÇE NAZARLIK
Bu sefer değişik bi nazarlık yapmak istedim, ortaya bu nazarlık çıktı... 


Bir minicik fiskosa neler sığdırılır bu fotoğraf olsun kanıtı :) 

UĞUR BÖCEKLİ KİTAP AYRACI
Bu türlüsünü ilk kez denedim ayraçların, Şebnem Hocam verdi ilhamını. Sağolsun :)) 

NAZAR BONCUĞU
Servetim bu işte benim :) 
En kıymetlilerim bunlar ;) Eminönü'ne gidip, Yıldız Boncuk'tan yine bir dünya boncuk aldım, 
Benden mesudu yoktu o anlarda :) 

Bülteni mutfakta tam gözümün önüne astım ki, önemli günleri, yapacaklarımızı unutmayalım. Ama n'oldu yine unuttum, Ali Deniz'i bahar renkleriyle okula göndermeyi yine atladım :(( İyi bir hobici olabilirim ama "iyi bir anne nasıl olunur" dersinden çoğu zaman kırık not alıyorum :(   

BAHAR DALLARI UZATTIM SANA...
YAKALA, KUTLA BAHARI... 

Haftanın en güzel gününden, en şeker şerbet gününden selam olsun Sevgili Okur,
Kal sağlıcakla... 

23 Şubat 2015 Pazartesi

BOHÇACI GELDİ HANIM :)

Kendimi biz çocukken sık sık gelen köydeki bohçacı kadın gibi hissediyorum. Çarşaf, havlu, örtü, etek, blüz, başörtüsü vs. satan, o sırtında taşıdığı bohçasına avm'lerdeki envai çeşidi sığdıran bohçacı kadın işte. İri yarı, esmer, altın liralı küpeleri olan, orta yaşlı, şalvarlı bohçacı kadının adı neydi, kaç gündür düşünüyorum ama bulamıyorum. Bizim köyün benimle yaşıt olan gençleri! neydi sahi adı!
Böyle düşünmeme sebep olan da bloğuma verdiğim "hobicigeldihanim" isminden çok memnun olmasam da, bana ilham olan o kadın gibi hissetmem son zamanlarda. Yaptığım işler çeşitleniyor çünkü. Bohçama ben de başta dantel, sonraları etamin, sonra keçe, biraz acemice yapılmış nakışlı panolar, sonra sonra yapma çiçekli kapı çelenkleri, yakma çiçekler, nazarlıklar, boncuklarla yapılan duvar süsleri ve nihayetinde bunların bazen biri, bazen birkaçı birarada işler! Daha neler girer o ummanlar kadar geniş bohçama bilmem...
Bunların hepsini ayrı ayrı çok seviyorum..Düşünmeyi en çok da, önce içimden içimden yapmayı, en çok o zaman heyecanlanıyorum çünkü...
Ve hep tavsiye ediyorum, dardaysanız, ruhen sıkıntıya düştüyseniz derhal bir hobi edinin. İlla ki vardır yapabileceğiniz bir şey, size zevk veren, enerjinizi arşa taşıyacak, sıkıntıdaki kalbinizi bayram yerine döndürecek bir iş illa ki vardır. Bir de bu gözle bakın, misal Pinterest'e, misal Instagram'a, illa ki bulun ve sonra deyin ki "Dünya varmış!" Kimbilir belki hem ruhunuzu genişletir bu meşgale zamanla, hem de cüzdanınızı ;)
Yaptıklarımı paylaşıyorum, yapılışını da anlatıyorum, soranlara sırlarımı, püf noktalarını da söylüyorum ki, birinin kalbine minicik de olsa dokunabileyim. Benim yaptığım şeylerin aynısını, benzerini yapmak için izin istemeye de gerek yok, görüyorum zaman zaman, rastlıyorum ama hiç bozulmuyorum şahsen... Çünkü herkes yaptığı işe kendi imzasını koyuyor zaten, çünkü "ellerimiz" farklı sevgili okur, benim güzel ellerim benim için yaratılmış ve onlardan çıkanlarla bir başkasının ellerinden çıkanların aynı olmasına imkan yok ki, kimi daha güzel, kimi daha az güzel :))
Neyse işte, ne diyecektim, bu "hobicigeldihanim", "bohçacı geldi haaa-nımmm" dan geliyor, bilenleriniz vardır, daha önce de yazmıştım sanırım, yine yazayım istedim...  Daha özgün bi isim bulsaydım diyorum bazen ama, olsun...
E buyur o zaman sen hafta sonunda çıkan işlere :)

KEÇE CÜZDAN
Ne zamandır cüzdan yapmamıştım, böyle ağaçlı, kedili bir cüzdan denedim bu hafta sonu... 


ETAMİN KİTAP AYRACI
Benden aylar önce kitap ayracı isteyen Elif'e hediye yaptım. Keçenin içine yerleştiriverdim. Kabul, klasik ayraçlardan olmadı ama varsın bu da sıradışı bir ayraç olsun :) 
ÇAY İLE PÜSKEVİT :)

HEDİYE PAKEDİ
Bu da ayracın pakedi :)
Ali Deniz'in odasında duvarda kütüphane var, böyle kocaman, iki duvarı kaplayan... Orda eski dekorasyon dergileri vardı bir sürü, hepsini attık :( Yani attık derken kağıt toplayan arkadaşlara verdik. Tamam sonuçta çöpe gitmedi ama üzüldüm biraz, çünkü ben onları tek tek tarayıp, böyle güzel fikirleri olan sayfalardan kendime bir dosya yapacaktım. Bilmem hangi evim için ama vardı yani öyle bir isteğim. Önce bi tarayayım dedim, baktım iki dergiyi iki günde ancak halledebildim, kıydım hepsine.. Neyse işte, yukarıda gördüğün pakedi de kalan bir derginin son sayfalarından yaptım. Çok da hoşuma gitti, keşke ayırsaymışım bari o sayfaları! Hayır ayır ayır da nereye kadar, yaşlanınca çöp ev olacak evimiz! Hayır bari bi 10 sayfa falan ayırsaydım! Hayır yaa, boşver iyi ki ayırmamışım, gazetelerin ilan sayfalarından yaparım ki ben paketlerimi :)


KEÇE KOLYE
Bir kolye yaptım, mor muskalı... 

KEÇE MUSKA
Muskası da tam olarak şöyle 

PORTAKALLI, KAKAOLU, ZENCEFİLLİ, TARÇINLI KEK


NE EMRETMİŞTİNİZ ŞEFİM :) 


Bu dantelleri çekmecelerden Semiciğim için çıkardım. Sen de gör ;) 
ARA DANTELİ
ANCHOR 70 numara :))
Ben işledim, metrelerce hem de :) Nasıl zevkli dantel ;) 

SIKI İĞNELİ TEPSİ ÖRTÜSÜ
:) Zor biraz bu, insanın parmakları acıyor o sıkı iğnelerde :( Şimdilerde daha kolay, daha yormayan işler peşindeyim, kabul gittikçe sabırda bir azalma var ama, hangimizde yok ki sevgili okur :) 


KAHVE BAHANE
Bu sabah çektim bu fotoğrafı, kedi hızla tırmanınca ağaca dikkatimi çekti. Upuzun da bir ağaç, yanındaki dört katlı apartmandan da anlaşılacağı üzere...
Nasıl bir hırs sendeki arkadaş! O Kuşa nasıl varacaksın, varsan da orda seni mi bekleyecek böyle, nanik yapar uçar gider, sen de nefes nefese kalıverirsin  ardından ;) 
YÜKSEK LİSANS BAHAR DÖNEMİ
Yalnızca iki ders alabiliyorum bir dönemde :( Cumartesileri arka arkaya iki ders! Fazlasına imkan ve ihtimal yok şimdilik :( Böyle olunca da azcık uzun sürecek ama varsın sürsün, n'apalım! 

MUTLU HAFTALAR OLSUN...

Not: Gördüğün gibi, hafta başı postu olmasına rağmen, gayet az ve küçük işlerle dolu bir post ;) Varsın öyle olsun, yaptığımız önceki böyük böyük procelere sayarız biz de :)

7 Nisan 2013 Pazar

ŞUT VE GOLLLLL ;) HAFTA SONU MACERALARI...

Veeeeee, Ali Deniz'in pasıyla gelen top, kahve keyfini çok görür anne-babaya :( Öyle ya bu güzel pazar sabahında kahvaltı sonrası, tatlı tatlı sohbet eden anne-babaya bir de kahve çoktur, derhal bozulmalıdır bu huzur ortamı :( Allahtan benim fincanıma isabet etti, yani küçük fincana, üstelik yarısını da içmeme rağmen o nasıl bir kahve dökülmesi, sıçraması, bulaşmasıdır... Perdeye, sehpa örtüsüne, yerlere neredeyse bütün salona bulaştı ama altı üstü yarım fincan kahveydi halbuki....
Neyse sevgili okur, temizlendi, paklandı, değiştirildi, yıkandı ve olağan güne geri dönüldü :))) "Ali Deniz kırıcam kafanı senin" dedim ben (ki çok söylememe rağmen iki çocuğumun da kafaları gayet sağlam :)), kocam kendi lisanında kızdı ama sonra kıyılamayıp bücüre, nerdeyse onu üzdüğümüz için özür dileyecek kıvama geldik :)))  Çocuk terbiyesinden bihaberiz evet, tutarsızız da maalesef :))) Şükür yarabbi bu halimize (İlerde de Allah mahçup etmesin diyelim!)
Ders çalışıyorum yeminle (bunu da her postta yazmazsam kendimi fena hissediyorum) bu arada minik işler de yapıyorum teneffüslerde :))) Misal Alper'in Haziran ayında gelecek kardeşi Gökalp için bir yastık yaptım, öncekiler kızlaraydı hep, pembeli-beyazlı, bu seferki mavi, masmavi :) Keçede istediğim tonu bir türlü bulamıyorum, onca mavi arasında bu tonu beğendim en çok ama istediğim bu muydu, hayır :( Annesi beğendi ya sorun yok öyleyse, sağlıkla gelsin Gökalp, güzel günlerde kullansınlar inşallah :)



Bir de kitap ayracı yaptım kendime :) İçine aile fotoğrafımızı koydum-ki biliyorsunuz bu güzel fotoğrafları Alper ve Gökalp'in annesi Zehracığım çekmişti ;)-  Etamin kalp işledim  ama ne yapacağımı bir türlü bilemedim, sonra aklıma böyle bir şey geldi, yani kitap ayraçlarının içini kalp şeklinde oyup, monte etmek... Yapıştırdım etamin kumaşı keçeye ve diktim sonra da ama düzgün kesemedim,düzgün yapıştıramadım (kabul bu kısımlara biraz daha çalışmam gerek) Sonuç budur arkadaşlar, ben sevdim kitap ayraçlarında etamin ve keçe kardeşliğini, daha önce de başka versiyonlarını denemiştim ama şimdi onun için "bir tık" diyemeyeceğim de, "Merak eden arkadaşım, etiketlerden kitap ayraçlarına bak istersen bi ;)"
Bu ne ki, siz bir de finalde görün beni :)) 

Bu kez bonus kuzuların videosu olsun mu ;) 
Dün akşam çektim bu videoyu, alışveriş merkezinde, Ali Deniz dondurmayı kendi yemek yerine daha çok kıyafetine yedirdikten ve yemesi gereken domates çorbayla tişörtünü boyadıktan sonra :(( Reziliz biz çok rezil :( 
Bir de yakında tamamen pes edip hiç bir avm ye gitmiycem sanırım, çünkü Ali Deniz'in her kıyamet koparmasında, tutturmasında, yere kendini atmasında (ki bunların hepsi birden olabiliyor bazen) yan masadaki teyzeler, bacılar gözlerini dikip taciz etmekte hiç bir tereddüt yaşamıyorlar, "Aaaaaa, görüyor musun sen çocuğu, hay Allah ne rezillik bu böyle ya, cık cık cık!" iç sesleri de cabası (sanki duymuyorum!) 
Bi bırakın arkadaşlar yaaa, sizin taciziniz yüzünden çocuğa layıkıyla sinirlenemiyor, layıkıyla terbiye edemiyoruz yahu :)))) 
Zaten Nehir geçen sefer demişti böyle bir kriz anında "Anne bu Ali Deniz bizi çok reziiiğğllediyo yaaa!" :) 
Ne demiş Can Baba "Sevgi Duvarı"nda;  "Ne kadar rezil olursak o kadar iyi" :))
Kalın sağlıcakla ;) 

2 Şubat 2013 Cumartesi

UYKUYLA İMTİHANIM-YERÇEKİMLİ KARANFİL* EŞLİĞİNDE...


Telefon çalıyor, yok çalmıyor, rüya görüyosun, e bitmiyor ama çalması, e hala rüyadasın da ondan, açma gözünü sakın, açarsan uyanmak zorunda kalırsın, "rüyada çalıyo" de geç işte, hazır herkes uykudayken...
Rüya değil bu kızım yaa, susmuyo işte aç gözünü bi, saat kaç olmuş ki sabahın köründe çalıyo bu telefon, saat 11.15 mi olmuş, öğlen olmak üzere miymiş? E bu saate kadar nasıl uyumuş herkes, dünyanın sonu gelmesin sakın, bücür de mi uyumuş, e uyuyo vallahi, rekor kırdık yaşasınnnnn!!! Senelerdir ilk kez bu kadar geç uyandım :))) Çok mesudum, devamı gelir belki ne dersiniz ;) 
Uykuyu öyle çok seviyorum ki, ekmek kadar su kadar, yoğurt kadar hatta :)) Ve uykuyla ilgili kontenjanımı sonuna kadar da kullanıyorum, şöyle ki, çocuklar uyanana kadar asla ama asla uyanmıyorum, uyandıramıyorum kendimi istesem de, diyorum ki, uyku arasında, rüya içinde "Uyan kızım yaa, uyan da bi kere çocuklardan önce, kahvaltıyı hazırla, acıkmışlardır" "Uyanmıycam işte, hem acıksalar uyanmazlar mıydı, azcık daha uyuyim, n'olurrr" Vicdan yapıyorum bi yandan ama uyumaya da devam ediyorum öbür yandan, dibine kadar, köküne kadar, çocuklar uyanıp da beni uyandırana kadar hem de :( Kabul hiç makbul bir annelik örneği değil ama...
Neyse kızlar, geldim şükürler olsun, böyle böyle güzelliklerle geçti kısacık Yalova tatilimiz, e sağlıkla gittik geldik ya çok şükür, hastalık bizden uzak oldu ya bin şükür, bu tatil de iyi geçti öyleyse ;)
Yarın, bilemedin öbür gün epeydir yapmadığım "Fotoğraf bize dedi ki" yapayım Yalova fotoğrafları ile ama şimdilik köyden gelmiş bir fincan kahveyi buyrun ;)

Yeşilin, kahverengine bunca yakıştığının ispatı dağlara karşı kahve keyfi, buyrun  ;)

E boş durmadık elbet, kısacık da olsa tatil, küçücük, minicik bir etaminle taçlandırdık evvelallah :)
Elif'e yaptım bu Yerçekimli Karanfil'li kitap ayracını ;)

Yakından bakın bir de, ama lütfen iyi bakın çünkü o pembeler ve yeşiller iki ayrı tonla yapıldı ;) Bir daha da bu kadar birbirine yakın tonları seçmemeye söz verildi :) Karışıyor iplikler hem de çok seçilmiyolar örnekte...

Özlemişim yahu, hem sizi hem canımın içi bloğuma yazmayı ;)

BONUS :)
Yalova'nın meşhuuuurr deresine nazır kuzular ;)


* YERÇEKİMLİ  KARANFİL  
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde  
Oysaki seninle güzel olmak var  
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi  
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda  
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.  
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte  
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel  
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor  
Derken karanfil elden ele.  
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle  
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil  
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk  
Birleşiyoruz sessizce.  
  
Edip CANSEVER  

23 Temmuz 2012 Pazartesi

ETAMİN KİTAP AYRAÇLARI VE TATİL KİTAPLARI...


Ne zamandır niyetliydim etaminden kitap ayracı denemeye, olur mu olmaz mı derken, bu tatil tam üç tane yaptım. Biri kendime,  ikisi hediye, bakın bakalım olmuş mu?
Ben çok sevdim bu ayraçları, yine yapıcam, tekrar tekrar, bi kese, bi ayraç, bazen kendi kendime "Ne ki bunlar kızım, çocuk oyuncağı!  Kolaysa yap yine şu güllü pano gibi bişey de görelim!" desem de, şimdilik bunlara anca yetiyo gücüm ve zamanım, onların da günü gelecek elbet ;) O gün dibine vurucam etaminin :)) İlanen duyrulur...



Bu kendime yaptığım hediye kitap ayracım... Sadece sarmaşık deseniydi, bir de kelebek  lazım gibi geldi ;)

Armutların güzelliği burdaki fotoğrafın anafikri, ayraç hikaye kalır yanında...

Bunu Elif'e yaptım, çok sevdi, e buna da kelebek kondurmazsam olmazdı, konduruverdim...

Bunlar tatil için yanıma alıp da okuyamadığım kitaplar (Niye tersler bilemedim!)...

Ayraçların içine bir kat daha etamin koyuyorum ki tok dursun... Hiç makine dikişi yok bunlarda, kenarlarını daracık sürfile yapıp, kamuflaj için renkli etamin ipiyle elde makina dikişi, tepesine de dikişin arasında kurdeleyi iliştiriyorum iki kat... Hepsi bu...


Bunu da Yalova'da görüştüğümüz okul arkadaşım Nurcan için yaptım, çok zarif bir motif... Kasnakta işlemiyodum baştan etaminleri ama sonra bir kez deneyince vazgeçemedim kasnaktan-daha çok vakit almasına rağmen- Desenler daha sıkı, daha net, daha bi güzel oluyo kasnakla, şiddetle tavsiye olunur....

Bu da bitmiş hali, kitap okumayı çok seven Nurcan'a; "Kitapların, okumaların  bol olsun arkadaşım"




Bu resimde gördüğünüz güzel gözlü, iyi kalpli seramik  kuş da Nurcan'dan bana hediye, aşağıdaki güneşle birlikte... Emeklilikteki idolüm Nurcan :) Seramik, kırkyama ve çizdiği, boyadığı güzelim resimlerle, neşesi kadar yeteneği de bol arkadaşım...


Gece Yolu'nu tatile çıkmadan Oya'nın tavsiyesi üzerine aldım, çok etkileyici, sürükleyici bir kitap,  çabucak bitiverdi... Bir Dersim Hikayesi ise Murathan Mungan'ın hazırladığı, değişik yazarların bu kitap için özel yazdıkları hikayelerinden oluşan bir kitap... Okudum ama yarısına kadar, çünkü içim kıyıldı okurken, hikaye değil hiçbiri biliyorum, hepsi malesef "GERÇEK" yarısına kadar anca dayanabildim, okuyamadım bir türlü devamını, elim varmadı...
Bu vesileyle çalıştığım üniversitenin kütüphanesi olan Barbaros Kütüphanesi'ne (elbette müdürüne ve çalışanlarına) bin teşekkür, istediğim her kitabı bana sağladıkları için, birkaç yıldır hiç para vermeden hangi kitabı istersem okuyabildiğim  için...

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.