Hafta sonu ne çok başım ağrıdı, başımın ağrımasına sebep ne de çok şey vardı! Kendimi bırakıverseydim bana, "Gel güzel kollarıma!" diyen depresyona yeminle sen bile çıkaramazdın beni sevgili okur... Bırakmadım şükür, ama inan bazen nasıl da sıcacık gerçekten, nasıl da davetkâr (ki bu yaşa kadar hiç depresyona girmedim ama bu hafta sonu inan ziyadesiyle yaklaştım!)... Başağrısı illet, bir geldi mi en az üç gün garanti :( Ve o zamanlar, nasıl bir sersemlik, nasıl bir lodos vurmuş balık misali bezginlik, bir rüyalar aleminde gibi hissetmelik (haklısın sonunu güzel bağlayamadım)
Neden sıkıldığımı anlatıp da seni de daraltmayayım, geçti gitti (inşallah!)
Başımın ağrısı pazar günü mola verdiğinde sevgili Filiz Abla'mın hediyesi dergiliğin arka tarafını da süsleyiverdim :) Kafama göre takıldım yine :) Bakalım mı birlikte ;)
 |
AHŞAP DERGİLİK
Sakın deme "O kuzuyu ne güzel yapmışsın" diye, ben yapmadım, onu öylece aldım, sadece gözlerini yapıştırdım, ama sen söyle bu gözler olmasa bu kuzu bu kadar güzel olabilir miydi sevgili okur?
Ağaç yaptım ilkin upuzun, üstüne o çok sevdiğim şeffaf boncuklarla yaptığım çiçeklerle süslü... Altına da bir kırmızı mantar ;) |
 |
Sonra bu ağaca upuzun bir ev yakışır dedim ve kesinlikle apartman olmayan, sadece metrekaresi küçük diye bu kadar uzun olan bir ev, müstakil bir ev yaptım :) Her katında bir oda, o kadar dar yani, sen düşün :)
Çatısına çatı katı, alt kısmına bir saksı, kapısına bir firkete işi oya, evin salonunun penceresine bir dantel tül :) İçimden ne gelirse o, peki bir evi inşa etmek için yaklaşık iki saat uğraşmak ne kadar akıl kârı, var onu da sen düşün :)
(O bulut yağmur getirmez di mi ;) ) |
 |
Kurbanlık değil o kuzu, sakın yanlış anlama, o kuzu evin en küçük kuzusuna arkadaş bir kuzu :) Eceliyle ve yaşlılıktan ölecek, sana söz! ;)
Ve aslında bu gördüğün ipteki çamaşırlar evin iki çocuğunun çamaşırları olacaktı ama dedim ki, annelerine "Boşver şimdi, uğraşma ufak ufak parçalarla, sen en iyisi bütün nevresimleri birden yıka, bak hava da güzelken, onlar çıksın aradan!" Yoksa, haşaa hiç çocuk kıyafetlerini yapmaya üşendiğimden falan değil ;)
Bu nevresimlerin kenarlarından iplikleri hiç çıkmayacak, çünkü ben, Filiz Abla'nın etaminler için bana öğrettiği o kıymetli yöntemi kumaşlara da uyguluyorum. Yani kumaşları çizdikten sonra çizgilerin üstünden beyaz tutkalla geçiyorum. 10 dakika kadar bekliyorum ki kurusun (ki dün sabredemedim ve saç kurutma makinesi ile kuruttum) ve sonra kesiyorum, iplikler sabitlenmiş oluyor, tavsiye ederim sana da :)
|
 |
| Ve bu da dergiliğin daha önce süslediğim ve sana gösterdiğim yüzü, o geniş danteli söküp, yerine bu incesini koydum, daha iyi oldu di mi ;) |
 |
AHŞAP DERGİLİK
Hangi taraf önü, hangi taraf arkası bilemedim ama ben sanıyorum kuzulu tarafa bakacağım en çok :)
|
 |
KEÇE BOZUK PARA CÜZDANI, HELLO KITTY ÇANTA Ve cuma gecesinin bereketinden midir bilmem, bütün yarım işlerimi tamam ettim cuma gecesi.. Günlerdir duran cüzdanı ve Hello Kitty'li çantayı ve bir de aşağıdaki çengelli iğneli nazarlığı... |
 |
NAZARLIK Bir kez daha mı söyleyeyim nazar boncuklarını ve nazarlıkları ne kadar sevdiğimi, ben bıkmam hiç, ne yapmaktan, ne de söylemekten ama sen bıktığında beni uyar e mi, "yetti gari" de :) Çünkü ben bunları yapmaya da bakmaya da hiç doyamıyorum! Bütün o renkler var ya , o renkler beni deli ediyor yeminle! Çok malzemem olsun, çok boncuğum olsun, kutular dolusu ama, beni koy bir odaya, ben sana envai çeşit nazarlık yapayım, rengarenk deli nazarlıklar... Bilmem anlatabildim mi, o kadar yani! |
 |
| Ali Deniz için yaptığım elmalı kurabiyelerden kendimize de tırtıkladım azcık ;) Ne zamandır yapmıyordum, özlemişiz ailecek :) |
 |
| Kalıpçımı takdim edeyim :) |
 |
BONUS
"İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir..." Nar Ağacı Sayfa 351
Bundan hareketle, lütfen ama lütfen içinizin de ne alemde olduğunu ara ara kontrol ettirin, ihmal etmeyin, rutin yapılması gereken ne varsa, zamanında ve eksiksiz yaptırın e mi Sevgili Okur ;) Yaptırın, yaptıralım ki, çocuklarımız için "genç" kalalım, geç kalmayalım...
|
Not:
Ali Deniz dün gece uyumadan önce defalarca "Sana küstüm" dedi bana, ama belki 50 kere, sebebi de, uyumadıkları için ona ve Nehir'e dediğim "Yok size yarın sürpriz" hepsi bu! Sen bir alın, bir trip yap anneye, ne ayıp şey! İnatla barışmadı, öpmelerime, şaka yaptım demelerime hiç mi hiç aldırmadı, çok üzüldüm :(
Çok tatlı konuşuyor, hiçbir söylediğini, telaffuz şeklini unutmak istemiyorum, aklıma kazımak istiyorum çünkü çook hoşuma gidiyor söyledikleri.. Dün Nehir buna deli demiş galiba, bu da babasına şikayet ediyor ama nasıl bir abartma, nasıl bir uydurma "Dehir bana delliii dedi, oküzzz dedi, mayak dedi" demedi elbette, benim kızım hayatta demez, biliyorum ;) Bu bücür iftiracı mı ne :))