Yalova'daydık, yaz başındaki tatilde. Kim bilir hangi lüzumsuz sebepten kavga etmiştik eşimle (ki lüzumsuz olduğunu da şuradan çıkarıyorum, kavga edip küsüyoruz ya bazen, ertesi gün küs olduğumu gayet net hatırlamakla birlikte, neden küstüğüm konusunda kafa patlatmam gerekiyor, bir türlü hatırlayamıyorum sebebi) o zaman canım kızım demişti ki bana yalnız kaldığımızda "Anne lütfen söz ver bana, olmuş bitmiş şeyleri tekrar tekrar söyleme, onlar için kavga etme!" Şaşırmıştım bücüre, "Bak sen demiştim, büyümüş de annesine akıl veriyor!" bir yandan da "Akıllı kızım benim, ne kadar haklısın bir bilsen!" de demiştim... Yine bazenleri istemeden olmuş bitmiş şeyleri tekrar tekrar söyleme, bunlardan maraza çıkarma gafletine düşüyorum ama Nehir'in sözleri geliyor aklıma o zaman... İşte bu panonun hikayesi bu sevgili okur, günlerce uğraştığım, yazısını yazmaktan ziyade etrafındaki çerçeve için epey vakit harcadığım güzelim panomun bana söylediği bu... "Eskiyi bırak, şimdi mevzu o değil, var mı "yeni" şeyler söyleyebileceğin?" diyecek bana salonumdaki duvara astığım yerden!
Hz. Mevlana'nın derin, ummanlar gibi derin felsefesinden bana yansıyan nacizane bu olsun...
ETAMİN PANO
ETAMİN PANO
KEÇEDEN KALPLİ İSİMLİK Bu kalpli süsü isimlik yapma fikrini bana veren sevgili Güneş Ülkesinden Çok sevdim bu kalpleri isimlik yapma fikrini :) Kendisine pek çok teşekkür ediyor, senden de böyle faideli, orjinal fikirler bekliyorum Sevgili Okur :)
KEÇEDEN KALPLİ İSİMLİK Bak şu Nehir hanımın kapısına bi :) Ne yapsam "Anne benim olsun buuu!" Olmuş nitekim :)
KEÇE İSİMLİK Bu ve alttaki isimliği tatile gitmeden önce yaptım. Ozan ve Ali için. Güle güle kullansınlar, böyle reprenkli, neşeli olsun tüm hayatları :)
KEÇE İSİMLİK Bu da bulut içinde bir küçük Ali :)
SÜTLAÇ O zaman ben sana mis gibi sütlaçlarımdan ikram edeyim :) ^ Armut hoşafı da yaptım, o da misler gibi oldu, çocuklar çok sevdi, yeni meyve suyumuz bu :) Daha da yapıcam, bitmedi ki armutlar ;)
MUTLU GEÇSİN HAFTA SONUNUZ, GÜZEL HABERLERLE, MİNİK SÜRPRİZLERLE...
Keçe çantalara devam, birkaç tane daha yapmam lazım ama biliyorsun ki sevgili okur, çantaların dikilmesinden, nihayete ermesinden çok beni ilgilendiren kısmı ön yüzündeki süslemeleri, desenleri... Bu konuda aklımda bin fikir var, tek tek hayata geçirmeye uğraştığım, bunların iki tanesini size göstereyim şimdi, elbette çantaları dikince bir daha gösteririm ;)
Hobici dükkanında bu çerçeveleri görünce bende bi şimşek çaktı ;) E etamin işlemeyi de hazır çok özlemişken, dedim ki keçe-etamin karışık bişeyler yaparım ben bunlarla ;) Hobici dükkanındaki çerçevelerin her renginden aldım ;) (Maalesef sevgili okur, bir iki tane dışında hiç bırakmadım, ama gelecek dedi hobici beyefendi, söz verdi :)
Keçe-etamin kolaj
Dedim ki sonra, bu çerçeveleri azcık süslemeli, önce bi sarmaşık yaptım nakışla (nakış deyince de gerçek nakışçılara ayıp oluyor, özür dilerim, benimki bildiğin makina dikişi :( )sonra aralara pembe iple tohum işi ve farklı tonda bir yeşille yaprak gibi bişeyler yaptım "nakışla" :) Ne kaldı geriye, yine hobici dükkanından aldığım minicik tomurcuk gülleri eklemek, ki bu en kolayı, bunların sapları telden, geçiriveriyorum keçeye, alttan da döndürüveriyorum ki çıkmasınlar, hepsi bu :)
Etamini de bi güzel işleyip, iki kat kumaşı birbirine diktim ki arkadan beyazlık daha net olsun (yani tek kat etaminden arkası gözükmesin diye demek istedim tam olarak burada) yapıştırdım kenarlarından keçeye, e hepsi bu, sonra da çanta olacak keçe parçasına yapıştırdım itinayla ;) Bu çerçeve içi etamin işlerim devam edecek sevgili okur, daha başka bişeyler de düşünüyorum ama dur bakalım ;)
KEÇE ÇERÇEVE
Bakın şimdi, 1'den 4'e, bir minik desen çerçeveye bürününce nasıl allanıp pullanıyor :)
*******
Sonra yetmedi bi de apartman yaptım, onu da bir başka keçe çanta süsü olarak ;) Bu apartmanı şablonsuz yaptım, kalıpsız, tamamen doğaçlama, tamamen kafama göre, inanabiliyor musun sevgili okur, bu benim için ne büyük bir adım ( "Şekle bakınca belli oluyor yamukluğundan zaten" mi dedin? E aşkolsun, özellikle yamuk yaptım-özellikle de çatısını ;)
KEÇE APARTMAN
Sarmaşık yaptım apartman boyu, üstüne yapraklar, boncuklar, gonca güller :) Perdeler her komşunun kendi zevkini yansıtıyor :)
Peki çatı neden iki renk bildin mi sevgili okur? İki renk çünkü tamamen "bodoslama" kestiğim kahverengi çatı küçük gözüktü gözüme, altına daha büyük sarı keçeyi koyarak büyüttüm :) İstedim ki bu evlerin birindeki bir minik oğlan çocuğu uçanbalon ya da uçurtma uçursun gökyüzüne doğru ama yapamadım henüz, onu deneyeceğim hafta sonu ;)
Şimdi "Seninki de ne ki" diyeceğiniz bir apartman tam şurada bakın bakalım apartman dediğin nasıl olur ;)
(Belki ben de büyüyünce bunlardan yapabilirim kimbilir :) )
*********
SÜTLAÇ :)
Dün akşamki sütlacımı göstereyim bi de size postu kapatmadan :) Çocuklar seviyor diye çok sık yapıyorum :) Ortadaki büyük kaseyi de dün Nehir'i okuldan alan, yetmeyip bir de doyuran Aysel arkadaşım için yaptım, sağol şekerim, çok ama çok sağol ;)
BONUS
Kutlayalım mı cumamızı ;) Haftanın en bi güzel gününe bir kez daha selam çakalım mı? Dileyelim de güzel bir hafta sonunun müjdecisi olsun ;)
Pazartesileri bekliyor musunuz yeni yazımı, merak ediyor musunuz, bu hafta sonu ne yaptım ne ettim, ya da yapamadım, edemedim bazen de...
Merak edenleri şöyle alayım bi öyleyse, buyrun ;)
Bu yastığın mavisini (ki şurdadır kendisi, bir tık lüften) yapmıştım arkadaşımın yeğeni için, şimdi de pembesini yaptım, söz verdiğim üzere Onmarifet'in Koruncuklar yararına düzenleyeceği sergi için...
Kişisel kanaatim odur ki, her zaman pembe maviden güzeldir, kız bebekler için olan herşey, erkek bebekler için üretilen herşeye on basar :))
Dün sabah Fenerbahçe Parkı'na gittik kahvaltıya, kahvaltı sonrası orda yaptım dikiş işlerini bu yastığın (rüzgar izin verdiği ölçüde tabii :( )... (Nazar boncuğunu bu sefer diğerinden farklı yaptım ve bu sefer sıfır hata ile ;) ) Malzemeler denize uçacak diye korktum, o kadar rüzgarlıydı ki, sersem oldum zaten :( Ben anlatayım siz hayal edin, yerde oturmuş dikiş diken, bir yandan da uçuşan kurdelesine, kumaşına sahip olmaya çalışan bir kadın, o kadın bendim işte :)) Bitirdim sonuçta, teslime hazır hale geldi, umarım bu yastık da küçücük de olsa bir katkı sağlar...
Sonra eve geldik, ben bir kez daha dedim ki, evim evim güzel evim, insan en çok kendi evinde rahat ediyor galiba...
Akşama kadar takıldık, şükür cumartesi ütü işini hallettiğimden (ütünün tabanına parmaklarımı yapıştırmak suretiyle bir güzel yandığımdan, kalan birkaç parçayı ütüleme işini canım kocam üstlendi ama olsun :) ) pazar günü huzurluydum, mutluydum, gururluydum :))) Akşam çocuklar için sütlaç yapayım da yesinler ertesi gün dedim ve yaptım da... Siz de çocukken çok yer miydiniz sütlaç, annem çok yapardı, benimkinden biraz daha farklı olarak daha çok pirinçli daha katı olurdu... Neyse her zaman anne yemekleri ve dahi tatlıları daha lezzetlidir diyerek, bizim Can ailesi olarak bayılarak yediğimiz sütlacı nasıl yaptığımı da anlatayım isterseniz, bakalım sizinkiyle aynı mı benim tarifim...
H: Halil, klasik kase, E: Esen, eski, epeski, hani şu annelerimizin vitrinde sergileyip de kullanmaya kıyamadıkları çay fincanlarından benimki, tatlıları değişik kaplarda servis etmeye bayılıyorum... N: Nehir, kadefte :), A: Ali Deniz, en minik kasede :)) Eğlenceli di mi, herkes sütlacını bilsin diye :)))
Öncelikle bir buçuk çay fincanı kadar pirinci haşlıyoruz, suyunu azcık bol koyuyoruz ki, iyice pişsinler, susuz kalmasınlar... Tamamen piştiklerine emin olduğumuzda üstüne bir litre sütü boşaltıyoruz, ara ara karıştırarak kaynatıyoruz, kaynadığı anda bir su bardağı şekeri ekliyoruz. Bir süre de (5 dakika kadar diyelim) öyle kaynatıyoruz, sık sık karıştırarak, başında dikilerek, çünkü öyle bir an geliyor ki (ki geldi dün akşam) arkanızı döndüğünüz anda bi de bakıyosunuz ki taşıvermiş süt :( Sonra bir kasede suyla açtığımız iki çorba kaşığı buğday nişastasını kaynayan sütle ılıtarak, ekliyoruz tencereye ve bir müddet (10 dakika kadar diyelim) daha karıştırıyoruz... Sonra bir fiske tuz ve kapatıyoruz altını, istersek bir paket vanilya da ekleyebiliyoruz tam bu aşamada... Sıcak sıcak kaselere boşaltıyoruz. Üstüne tabii ki tarçın ve isterseniz dövülmüş ceviz, ılınınca atıver buzdolabına (bence ılık ılık da çok güzel yeniyor) Missssss......... Afiyet şeker olsun......