23 Mayıs 2024 Perşembe

NAİM, REHA, TİMUR VE SAİRE..

 

Naim, Reha ve Timur (ya da timör) bugünkü mevzu. Bu sezon Türk dizilerini izleyenlerle ve bu isimleri bilenlerle devam edeceğiz konuşmanın bundan sonrasına 😉

Olabildiğince kısa anlatmaya çalışacağım, akşam Sandık Kokusu’nu izlerken ve sonrasında yastığa kafamı koyduğumda düşündüğüm şeyleri..

Naim tam bi şerefsiz! Zira karısıyla birlikte yaşadığı eve imam nikahıyla -güya- evlendiği kadını getirmesinin başka bir izahı yok. Bununla birlikte eşi Meryem’i, çalışmaya gittiği evdeki doktor Levent’le ilişkisi olmakla suçluyor.

Reha tam bi haysiyetsiz! Zira karısının en yakın arkadaşıyla ilişkisi varken, boşandıktan sonra karısının bir başka erkekle birlikte olmasını asla kabullenmediği gibi istiyor ki Karsu, boşanmış da olsa, ona sadık kalsın..

Timur tam bi kibir abidesi ve hadsiz! Zira karısını upuzun yıllar aldatıyor ve sevgilisinden bir çocuğu oluyor, buna rağmen, boşanma aşamasındaki Bahar’ı bırakmak istemediği gibi doktor Evren’le kendisini aldatmakla suçluyor.

3 adam da hem karnım doysun, hem pastam dursun modunda ve üçünden de kurtulmak çok zor. Kadınlar kendilerine yeni bir hayat kurmada, hayata yeniden ve yeniden başlamada, küllerinden yeniden doğmada mahirler ama neden sürekli bu tür zor ve çetrefilli işler hep kadına kalıyor? Bi sormak lazım, neden erkekler tarafından kül haline getiriliyor kadınlar ve neden küllerinden yeniden doğmak zorunda kalıyor? Ya da şöyle sorayım, bırakın dizileri, bakın etrafınıza, duyduklarınıza, boşanmalarda en çok zarar gören, mağdur edilen/olan kadınken neden erkekler için daha kolay hayatın kalanını idame ettirmek?

Bu sezon seyrettiğim üç dizide de güçlü kadınlar ve şerefsiz kocalarının çok gerçek ama esasen senaryodan ibaret hikayeleri bana bunları düşündürdü dün gece ve sinirlendim de çok..

Allah cezanızı versin Naim, Reha ve Timör, bi düşün şu güzelim kadınların yakasından yahu 😉

15 Mayıs 2024 Çarşamba

DEĞİŞİM/DÖNÜŞÜM

 


Önce/Sonra

İki fotoğraf arasında  var 3 yıl…

Bu fotoğraf değil ama 2,5 yıl kadar önce bir başka fotoğrafta kendimi ilk kez bu kadar kilolu görünce aydım ve hemen spor salonuna yazılmaya-vazgeçmeyeyim diye de yıllık üyelik yaptırarak- karar verdim.

Esasen ilkinde 3 yaş daha genç bir kadın var ama öyle görünmüyor sanki, tam tersi gibi di mi 😉

3 yılda varmadım bu noktaya, o kadar uzun sürmedi, 2 yıldır böyleyim neredeyse. Sandığınızdan daha hızlı ve daha kolay. Spora başladığımın 6. Ayında 7 kilo vermiştim zaten. Sonrasında biraz daha oynadı kilom, arttı bi miktar ama aksatmadan 2,5 yıldır devam ettiğim sporun verdiği sıkılaşma bâki kaldı. Diyet yok hiç bu arada. Ömür boyu ol(a)madığı gibi şimdilerde de yok ama biraz ekmek/makarna/pilav/börek eksildi hayatımdan. Kahvaltıda da yok ekmek, akşam yemeğinde de. Hafta sonu kahvaltılarında ve Yalova’da anne kahvaltılarında var ama 😊

Benim hayatım denge üzerine kurulu, yemek ve spor da dengede. Hafta içinde biraz daha dikkatle ve sporla, hafta sonunda gönlümce yediklerimi dengeliyorum.

Zayıflamak insanın hareket alanını genişletiyor. İstediğin gibi giyinmek bonusu ama esas önemlisi  verdiği sağlık hissi. Belin tutulmuyor, sırtın ağrımıyor, bunlar da spor ve bence daha çok da pilates sayesinde.

Ve bir de, troidimin tamamına yakınının alınmış olmasından sebep kemiklerime iyi bakmam lazım. Üstelik 3 teyzemde de maalesef kemik erimesi olduğundan ileriki yaşlara yatırım yapmam gerekiyor. Hipotroidi hastaları metabolizmaları  yavaş çalıştığından kilolu olur diye bir algı var ama ikinci fotoğraftaki 52 yaşındaki kadın yalanlıyo sanki bunu 😉 İtibar etmeyiniz yani bu tür genellemelere…

Sadece zayıflamak da değil ikinci fotoğrafın sebebi. Hayatın rotası tamamen değiştiğinde yani bi bakıma rota yeniden oluşturulduğunda, yüklerden kurtulmak, bi bakıma küllerinden yeniden doğmak, gücünün farkına varmak da insanın enerjisini değiştiriyor. O dinginlik ve huzur neticesinde “Sana ne oldu böyle”li cümleler de çok oluyor. Zaman zaman anlatıyorum yaşadıklarımı, değişimimi, biliyorsunuz çoğunuz..

Geçenlerde arşivde bi fotoğraf ararken, 3 yıl kadar önce köyde dut silkelerken çekilen ilk fotoğrafa rastlayınca şaşırdım bi. Sonra, fotoğrafa rastladığım gün çekilen ikinci fotoğrafı, kolaj yapıp, kankalarımla olan iki ayrı  watsapp grubunda paylaştığımda kızlar inanamadı ve çok tebrik ettiler beni 😊

Ben de kendimi tebrik edeyim şimdi “Afferin kız sana, böylece dewamke” 😉

Yaşlanmak değil mesele, yaşlanacağız elbet ama güzelce yaşlanalım, sağlıkla inşallah. Bunun için de en çok kendimize yatırım yapalım elden geldiğince..

Sadece kankalarımla paylaştığım bu fotoğraflar size de ilham olsun harekete geçin. Her ne iyi gelecekse, oradan başlayarak değişin, dönüşün. Hem astrologlar da boğa burcundaki yeni ayın bunun için en doğru zaman olduğunu söylemiyorlar mı? “Uranüs sarsarak değiştirir, yeniler uyandırır.” diyor aysinaltun

“Uyanma vakti geldiyse bir uyandıran olur elbet! Kimine hızır, kimine uçan kuş, kimine biten ot... Kimine açan çiçek, kimine akan su, kimine dilsiz taş...” Tapduk Emre

 

Muhabbetle…

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.