Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2017 Çarşamba

Hayata Düştüğüm Notlar...

Bloğa yazar gibi yazdım geçenlerde Instagram'a. İki ayrı fotoğraf altına "Hayata Düştüğüm Notlar"ı pek çoğunuz okudu belki de. Okumayanlara olsun öyleyse bu post: Misal Burcu'ya, Elif'e ;) 
AH BU BEN... 



Sevgili Nilgün öğretmenimde gördüm geçenlerde, o günden beri düşünüyorum benim hayata düştüğüm notlarımı; anlatmayı deneyeyim ;) Keçeyi, etamini, el sanatlarının her türünü ama en çok nazarlıkları severim. Yumurtayı, her türlü patlıcan yemeğini, sütlü tatlıları en çok aşureyi severim. Yoğurtsuz yaşamanın mümkünü yokmuş gibi hissederim. Yemek yapmayı çok sevmem ama mutfakta radyom çalarken hamurişi, tatlı, börek yapmayı, en çok da kekin kokusunun evin havasını aniden sıcacık bir yuva yapmasını severim. Şarkı, türkü hem dinlemeyi hem de söylemeyi severim. Konuşmayı sever, dinlemeyi -sabırsızlığım nedeniyle karşımdakinin lafını kes(e)bildiğimden sebep çok beceremez, yazarak anlatmayı, buna fırsat yaratan bloğumu pek çok severim. Şiir severim de bir kısım şairleri daha bi çok severim. kırtasiyeyi, bilhassa kurşun kalemleri çok sever, ama en çok da @_esra_akin_ cığımın ki gibi elyapımı defterleri severim. Sahip olduklarıma şükretmeyi bilir, en çok da ailem için #binşükür derim. Çocuklarıma nazar değmesinden korkar, kötü niyetlilerin şerrinden, kem gözden Rabbime sığınırım. İflah olmaz bir terazi olarak kararsızlığımı sevmez, sanatçı ruhumu severim. Kırktan sonra tamamladığım tahsilim için hem gururlanır hem de hayatımı başka şekilde kurmakta yeterince kararlı olamadığım için pişmanlık duyarım. İstanbul'u severim ama Üsküdar'ı daha çok, en çok da memleketim Yalova'yı. Aşka inanır, çok istersen mucize kabilinden aşka düştüğün kişiyle yıllar da geçse bir araya gelebileceğine, buna da tastamam "kader" denileceğine kalpten inanırım. Kendimi bazen çok bazen daha az sevsem de en çok canım ellerimi severim.. Okumayı, dergi bakmayı severim. Hayatın iki kapılı bir han olduğunu, zamanın zalim olduğunu bilir, tadını çıkarmaya bakarım. Çok zaman o fedakar annelerden, mükemmel eşlerden olmadığımı hisseder, ancak, mutlu insanın mutluluk vereceğine inanırım. Yaşla birlikte daraltan, bunaltan kıyafetlerden, renklerden ve dahi insanlardan iyice vazgeçtiğimin farkındayım. Çabuk kırılır, alınırım. Bir başıma gezmeyi, kahve keyfi yapmayı, yalnızlığı severim... Mevsimlerden en çok sonbaharı severim. Çok üşütmez de hani serin serin iyi gelir yazdan sonra. İncecik bi hırka alırsın üzerine, ayağına çorapları çekersin. Geceler yavaş yavaş uzar da bereketlenir, akşam erken inmeye başlar. Okul hazırlıkları, defter kaplamalar, aklına düşüverir o ilkokuldaki pembe panterli bavul çantanın içinden yükselen kırtasiye kokusu. Aylardan en çok #mayıs tır sevdiğim, yazı çok sevmem, bunaltır ama #temmuz ortasında, sen denizin ortasında, yüzün güneşte, sırtın buz gibi suda, kıpırdamadan yatmışsın suyun üzerinde, dünya dönmekten vazgeçmiş de, duruvermiş gibi hissedersin ya hani, işte onu en çok... Uykuyu çok severim, bıraksan 12 saat aralıksız uyur da, vakit boşa geçmiş demem hiç. Çok üzülmüşsem de, canım burnuma gelmişse de, uyursam geçeceğine inanırım, uykunun şifacı olduğuna da ;) Televizyondaki Yarışmaları sever, bazen en acayip soruları bilir, çokca da bildiğim şeylerin azlığından utanırım. En çok #karadut u ondan da çok #incir i severim ama ikisini de ağacına çıkıp dalından yemeyi en çok. İsterim ki sevdiklerim bin yıl yaşasın, hep de sağlıkla, sonra yakınlarını, anne babalarını erkenden kaybedenleri düşünüp mahçup olurum. Ablamı, kardeşimi çok sever de, ortanca olmayı pek sevmem ;) Piknik yapmayı çok severim, kışın sahilde, çocuklar küçücükken araba içinde yaptığımız piknikleri de daha da çok. Yürümeyi çok severim, uzun uzun yürüyüp, bilmediğim ara sokaklarda gezmeyi, çocukları da benimle birlikte yürütmeyi daha da ;) Güzel araba kullanabilen ya da vazgeçtim yahu iyi ya da kötü araba kullanabilen kadınları çok kıskanır, benim de yapabileceğime dair inancımı kaybetmemeye çalışırım. Teknolojik aletler konusunda pek de becerikli olmadığımı kabul eder, buna mukabil el göz koordinasyonuyla ürettiklerimde nasıl bu kadar yetenekli olduğuma şaşarım ;) Çocuklarımın küçüklüklerini unutmamak ve onlara da ilerde güzel hatıralar bırakmak için bloğa yazar, sonra da bastırıp, fotoğraflarla süslerim. 


27 Mart 2015 Cuma

P ile başlayan, Pencere Önü ile Biten Post...

Butik! Butik ne yav, eskiden kıyafet satılan dükkandı, şimdilerde "özel", "her yerde bulunmayan" "kişiye özel" "sana özel", "bi sende var yeminle", "senden başka daha da kimsede göremezsin" gibi şeyler çağrıştıran bir kelime. Ben de butiğim bu manada "yeminle! :)) Çok butiğim, bak bu P'de kanıtı işte ;) Kimde var böyle "kişiye özel" P :)) Aman ne butiği yahu, bakma sen bana, bu P'nin hikayesi basit, son derece sıradan, son derece nabutik :)) Şöyle ki; Ali Deniz'in Pınar Öğretmeninin doğum günüymüş, dedim ki, "Cüzdan, çanta ve keçe kolye olmaz, daha önce çeşitli vesilelerle hediye etmiştim bunları! Düşün düşün beynim çatladı (Gördüğün gibi ilham bazen de silah zoruyla getirtiliyor. Önümde malzemeler, "Onu yapayım, yok olmaz, bunu yapayım! Daha neler!" şeklinde iki saat düşündükten sonra Pınar'ın P'sini magnet yapmak geldi aklıma, hem özel bir hediye oldu hem de benim için yapımı çoook zevkli :) Çünkü ben bu çiçekleri, boncukları her nereye kullanıyorsam, son derece keyifli oluyor o işin yapımı benim açımdan :) Çok seviyorum bu malzemeleri çünkü, hem çok da "butik" çünkü :) Aslında böyle de konuşmak istemiyorum sevgili okur, içinizde "butik" çalışanlar vardır belki ama hak ver bana, sence de pek bi acayip değil mi bu kelimenin bu manada kullanımı, affınıza sığınıyorum ;)
Buyrun öyleyse hafta içi yaptıklarımı sergilediğim pazara :) 


"P" :)
Önce teli üç kat yaptım, sonra onu P yaptım. Sonra da elimdeki uygun malzemeleri, incecik sigorta teli gibi bir tel yardımıyla bu P'ye doladım güzelce :)
Paket kağıdı için de Mudo'nun kataloğundaki dantelli sayfayı kullandım :) 


KAPI ÇELENGİ
Bu çelengin ilhamı, bizim evin ordaki "Bir Milyoncu" :)) Kapı önündeki çiçeklerden bir dal seçtim ve onunla yaptım bu çelengi. Önce kalın teli yuvarlak yaptım, sonra üstünü perdeciden aldığım tülle doladım, doladım, doladım. Sonra da üstüne sıcak silikonla bu çiçekleri yapıştırdım. Ben bu çelengin adını "Sakuralar" koydum :)

YAKMA ÇİÇEKLER
Bildiğin yakma çiçeklerden yaptım yine, bu sefer bazılarını dantel tüllerle süsledim :) 


KAPI ÇELENGİ
Ve sonra o çiçeklerden böyle bir çelenk daha yaptım :) 

KAPI ÇELENGİ
Geçen posttaki keçe çiçeklerle bir çelenk daha yaptım. 

KAPI ÇELENGİ
Gördüğün üzere ben yine çelenklere doyamadım :)
Yok bunu telle yapmadım, çiçekleri yuvarlayarak, kâh silikonla, kâh kurdeleyle birleştirerek hazırladım :)

Yapımcılardan, kanal yöneticilerden bunların hesabı sorulacak elbet! Bu dünyada olmazsa, ruz-i mahşerde soracağım güzelim dizileri heba etmelerinin hesabını...
Aramızda Kalsın'ın bitirilmesinin tesellisiydi bu dizi, çok gülüp, çok eğleniyorduk izlerken, oyunculuklar da, hikaye de süperdi ama çok gördüler :( Dediğim gibi, elbet soracağım hesabını :(  O gün geldiğinde seni de yanımda görmek isterim sevgili okur :)) 

KEDİ mi bu evi bunca güzel yapan, yoksa PENCERE ÖNÜ ÇİÇEKLERİ Mİ?
Hayata tutunmanın, umudun, eldekiyle yetinmenin, vazodaki naylon çiçekler gibi değil de, tarlalardaki gelincikler gibi özgür, umarsız, zamansız yaşamanın fotoğrafı  sanki bu! Ne tasvirmiş arkadaş bendeki, içimden geçenleri yazdım ama ;)
Sen söyle, ne görüyorsun peki sen bu fotoğrafta (Bazen sorduğum sorulara cevap vermiyorsun, görmezden, duymazdan geliyorsun, bu kez gör ve söyle e mi, meraktayım çünkü :)
BAHAR TADINDA BİR HAFTA SONU OLSUN :) 

23 Mart 2015 Pazartesi

Bİ "ŞEY" YAPMALI...

Ortaokuldayım, ortaokul derken Kız Meslek Lisesi'nin ortaokulunda. İçimden bi pano yapmak geldi ama o zaman şimdiki gibi böyle duvara asmalı kasnaklar yok, yani kasnakların asıl işlevlerinden başka kullanım alanları yok. Yuvarlak bir kumaşa, evde ne kadar ıvır zıvır varsa diktim, Düğmedir, boncuktur, fistodur, danteldir, kendi yaptığım tığ işi motiftir, ne bulduysam ama sonra onu bir kartona geçirdim, astım duvara, uzun zaman da durdu orda. Annemgil de hiç demedi "Bu abuk şeyin ne işi var burda diye?" Takdir gördüm de yani, hadi en azından baltalanmadım (ne denir bu kelime yerine, bilemedim, sen olsan ne derdin?) Neyse işte, o bana dünyanın en yaratıcı şaheseri geldi o dönem, keşke saklasaydım da gösterseydim sana da...
Gördüm ki sonradan bu yaptığım bi "şey"miş! O zamanlar Pinterest mi vardı da bunun bi "şey" olduğunun farkına varıp, üstüne gideydim Sevgili Okur, ailemizin içinde, dört duvarın arasında (ki bence dört duvarı yuva yapmanın en kolay yolu duvarlarını süslemek, allayıp, pullamak!)  kaldı o şaheser. Gün yüzü göremedem yok olup gitti.
Bugün ona benzer bir "şey" gördüm, o da şöyle ki;

KAYNAK: PINTEREST
Şimdilerde tam da o ortaokuldaki Esenim ben, elimdeki onca parça pinçik kumaşı, danteli, fistoyu, sutaşı, sedef düğmeyi bi "şey"in üstüne doldurasım var, nizam, intizam olmadan ama öylesine... Şimdilerde görüyorum ki bunun bi adı var,
Vallahi var, aç Pinterest'i, yaz bakalım "Shabby Chic Heart" işte tam da böyle şeyler gelecek karşına..
Tamam benim o vakitler yaptığım, Türk usulü şeybi şiykti  ama olsun..

KAYNAK: PINTEREST
Düşün şimdi, bir kalp keçeden, ama böyle azcık şekilsiz (E çünkü ben şekilli bişeyi kalıpsız beceremem!) uzunca bir kalp, sivrice alt kısmı, tombul değil. Sonra da üstünde, inciler, boncuklar, düğmeler, sedefler, danteller, fistolar, yakma çiçekler, keçe çiçekler, kağıt çiçekler, böyle panayır yeri gibi bir kalp. Sonra sapı da böyle upuzun bir telden, teli de silme boncuk geçirilmiş ama...
Böyleyken böyle sevgili okur, dur bakalım, kısmet, bakarsın o ortaokuldaki çingene ruhum, derinlerden bir yerlerden arz-ı endam eder ;)

Ne yaptın bir cumadan bu yana dersen;

KEÇE NAZARLIK


KAPI ÇELENGİ


TAVŞANLI KAPI ÇELENGİ

TAVŞANLI KAPI ÇELENGİ
AŞIK TAVŞANLAR BUZDOLABI MAGNETİ

EŞİNİ BEKLEYEN KEÇE TAVŞAN :) 

KEÇE ÇİÇEKLER


Ve bir de bahar pozu verdirdiğim bilumum "şey"lerim :)

BAHARLIKLAR 

ÇİÇEK DÜRBÜNÜ-KALEYDESKOP-

BAHARIN İLK -MÜTEVAZI- PİKNİĞİ'NDEN 

Sanki sukuutırlarda bir terslik var gibi ;) 
Gördüğün üzere günler birbiri ardına şükür ki -aynı olmadan- geçip gidiyor...
Mutlu haftalar Sevgili Okur, kal sağlıcakla :)

Not: Ali Deniz'in Pijama Partisi'ne pijamasını göndermeyi unutmadım bu sefer :)


3 Mart 2015 Salı

DIY :))))))

Evde kimsecikler yoktu, evde kimseciklerin olmadığı anlar ne kadar da nadirdi! Hane halkı eve doluşmadan önce az bi keyif yapılmasa mıydı? Elbette yapılmasındı, ne gerek vardı bu huzursuz bünyeye öyle lüzumsuz şeyler! Ne yapmalıydı peki, derhal tabure ecza dolabının önüne çekilmeliydi-sahi ecza dolabı dediğin elinin altında olması gereken bir dolap değil miydi, en tepesine ulaşmak için tabure niye gereksindi, bu soruyu "ecza dolabı"kelimesini bu sıralar duymasa iyi olacak kocaya münasip bir zamanda söylemeliydi!- Şurup şişeleri kutularına tek tek bakılarak son kullanma tarihi dolmuş şuruplar zinhar boşaltılmalı, Cherfulmoon'daki o dahiyane, o zarif, o harika fikir hayata geçirilmeliydi. Heyhat! Bu adı batasıca şurupların hiçbirinin vaktinin geçmemiş olması nasıl mümkün olabilirdi? Kutusu açılmamışlar, daha 3 yıl süresi olanlar! İlaç şirketleri derhal bu duruma bir çare bulmalıydı, Bu kadar uzun kullanma süresi olan ilaçlardan insana hayır mı gelirdi? Bu çocuklara bu şurupların etki etmemesi, öksürüklerinin bir başladımı, bir türlü geçmek bilmemesi hep bu uzun kullanma süresi olan adı batasıca şuruplardan olmasın mıydı? Ne yapmalıydı, o kenarda, en kenarda, en uzak köşede duran, hani doktorun bir vakitler "Bu, bu, bu ilaçları kullanın ama iki güne geçmezse bu antibiyotiğe başlayın" dediği ve şükürler olsun gerek kalmayan adı batasıca antibiyotiği  bi incelemeliydi. Evet, evet, 07/2015 olan bu şişe gayet uygundu :) Zira, martı sayma, temmuzu sayma ne kaldı geriye 3 bilemedin 4 ay, gelmiş ayol bunun son tarihi demeli ve derhal lavaboya antibiyotik tozunu dökmeliydi. Hem o ne acayip şeydi, insan kıyıda, ya lazım olursa diye antibiyotik mi bekletirdi :( Sonra bir de küçük boy bir şişe bulmalıydı, tüh en tombul şurup şişesinden bizde niye yoktu ki? İki adet de şimdilik işimizi görürdü. Yok  canım, ne keyfiydi, bu proje mühimdi, hem de hiç yap(a)madığım, yapanları delicesine kıskandığım o "DIY"lardan ne farkı vardı?
 Amann, boşver işte sen  sevgili okur, sözün özü aldım şişeyi, boşalttım günü gelmemiş şurupları (bu yüzden kocamla papaz olduk ama olsun, güzel resim verdiler Allah için bu vazocuklar!) sonra içine doldurdum suyu, sonra boğaz kısmındaki beyaz plastikleri söktüm attım, tam da oraya, kırnap ipini doladım, birine nazar boncuğu, birine de yapma çiçek, koydum içine de birer dal frezyaları hepsi bu :))


ŞURUP ŞİŞESİNDEN VAZO PROCESİ
Ben böyle süsledim ama sen kurdele bağlayabilirsin, fisto, dantel ya da ne biliyim, yakma çiçekli bişeyler falan? Sana diyorum ama bi yandan da hayalden böyle böyle yeni vazolar süsledim iyi mi? Duymasın birileri :)) 

Böyleydi ilkin, dokunmalı bunlara, az biraz kişilik kazandırmalı dedim sonra, ki sen böyle de kullanabilirsin.
Sahi yaa, sizin ecza dolabında günü geçmiş fazla şurup var m??? 

ÇILGIN BAYKUŞ PROCESİ
Bu proce de boynum elverdiğince gidiyor işte ;)
O mozaik pastayı sorarsan bir nefis, bir tatlı :)
Ali Deniz'in pazartesi ödevi için yaptık ama fazlaca yaptık, birazını da bize ayırdık :) 

ÇILGIN BAYKUŞ PROCESİ
Son hali budur! O nasıl bir yeşil surat dersen, bence de pek bi bet oldu rengi :( Dur bakalım gövdesini güzel bir renk seçersem belki düzelir!


#KAHVEBAHANE 
Bayılıyorum çocukların oyuncaklarına :) 

#KAHVEBAHANE 

#KAHVEBAHANE 


Sana şimdi tarif veremiycem ama bir güzel bu kakaolu kek, anlatamam sana, az malzemeli, 2 yumurta var içinde, süt yok mesela ama bayılıyor çocuklar!
O değil de, ne düşünüyosun bu tatlılı, pastalı, kekli fotoğraflar için "Kadının işi gücü yemek!" diyo musun, doğru söyle?
Evet, haklısın, aynen öyle gibi gözükse de, tam olarak öyle değil.
Normalde bunları yiyen insan şipşişko olur -hele de benim gibi hipotroidi hastası ise-ama gözden kaçırdığın bişey var, sor bakalım bi bu fakir kulun her gün ne kadar yürüyor? Ben diyim bi saat, sen de bir buçuk! Ne kadar idare eder beni bu yürüyüşler bilmem, elbet bi yerde, şekere, tatlıya, hamur işine dur demek lazım ama benim için galiba gelmedi henüz o gün, gelene kadar da keyfini süreyim müsaade et de şekerim :)

Zara Home çıldırmış, niye mi, bak şimdi, o ikili metal topların ikisi birarada 1.95, o keçeliler de öyle, o metal yıldızların da dördü birarada 2.95 ;)
O yeşil tüylü kuş yuvası da 1.95 :)
Bu fotoğrafta olmayanlar da var, misal bir sürü kıpkırmızı çanlı bi sarkıt ;) Çok mutlu oldum bu aldıklarıma :)
O aradaki kırmızılı beyazlı ip de mart ipliği için ;) 

MART İPLİĞİ- MARTENİÇKA
Geçen sene de yapmıştık Nehir'le kendimize bu mart ipliklerinden :)
Özlem hatırlattı yine, bloğundaki postundan okudum, mart ipliğinin hikayesini bilmiyorsanız, şu posta alalım sizi :)
Bayılıyorum böyle geleneklere, hıdrellezdir, mart ipliğidir, ne kadar fırsat varsa dilek dilemeye, koşa koşa :)
Rabbim kabul etsin herkesin dileğini, bizimkilerle birlikte :)

KUŞ YUVASI
Benim güzel kuşum meğer bu yuvayı beklermiş bunca zamandır ;) Konuverdi içine misler gibi... 

ALİ DENİZ EMİNÖNÜ TURUNDA
Teyzesiyle beraberdi Ali Deniz cumartesi, sabahtan gittiler Eminönü'ne, bir güzel gezmişler, dayısına uğramışlar, birlikte kitap bile yapmışlar :) 
Böyle böyle geçip gidiyor günler bizde işte...
Kal sağlıcakla sevgili okur, esenkal....

23 Şubat 2015 Pazartesi

BOHÇACI GELDİ HANIM :)

Kendimi biz çocukken sık sık gelen köydeki bohçacı kadın gibi hissediyorum. Çarşaf, havlu, örtü, etek, blüz, başörtüsü vs. satan, o sırtında taşıdığı bohçasına avm'lerdeki envai çeşidi sığdıran bohçacı kadın işte. İri yarı, esmer, altın liralı küpeleri olan, orta yaşlı, şalvarlı bohçacı kadının adı neydi, kaç gündür düşünüyorum ama bulamıyorum. Bizim köyün benimle yaşıt olan gençleri! neydi sahi adı!
Böyle düşünmeme sebep olan da bloğuma verdiğim "hobicigeldihanim" isminden çok memnun olmasam da, bana ilham olan o kadın gibi hissetmem son zamanlarda. Yaptığım işler çeşitleniyor çünkü. Bohçama ben de başta dantel, sonraları etamin, sonra keçe, biraz acemice yapılmış nakışlı panolar, sonra sonra yapma çiçekli kapı çelenkleri, yakma çiçekler, nazarlıklar, boncuklarla yapılan duvar süsleri ve nihayetinde bunların bazen biri, bazen birkaçı birarada işler! Daha neler girer o ummanlar kadar geniş bohçama bilmem...
Bunların hepsini ayrı ayrı çok seviyorum..Düşünmeyi en çok da, önce içimden içimden yapmayı, en çok o zaman heyecanlanıyorum çünkü...
Ve hep tavsiye ediyorum, dardaysanız, ruhen sıkıntıya düştüyseniz derhal bir hobi edinin. İlla ki vardır yapabileceğiniz bir şey, size zevk veren, enerjinizi arşa taşıyacak, sıkıntıdaki kalbinizi bayram yerine döndürecek bir iş illa ki vardır. Bir de bu gözle bakın, misal Pinterest'e, misal Instagram'a, illa ki bulun ve sonra deyin ki "Dünya varmış!" Kimbilir belki hem ruhunuzu genişletir bu meşgale zamanla, hem de cüzdanınızı ;)
Yaptıklarımı paylaşıyorum, yapılışını da anlatıyorum, soranlara sırlarımı, püf noktalarını da söylüyorum ki, birinin kalbine minicik de olsa dokunabileyim. Benim yaptığım şeylerin aynısını, benzerini yapmak için izin istemeye de gerek yok, görüyorum zaman zaman, rastlıyorum ama hiç bozulmuyorum şahsen... Çünkü herkes yaptığı işe kendi imzasını koyuyor zaten, çünkü "ellerimiz" farklı sevgili okur, benim güzel ellerim benim için yaratılmış ve onlardan çıkanlarla bir başkasının ellerinden çıkanların aynı olmasına imkan yok ki, kimi daha güzel, kimi daha az güzel :))
Neyse işte, ne diyecektim, bu "hobicigeldihanim", "bohçacı geldi haaa-nımmm" dan geliyor, bilenleriniz vardır, daha önce de yazmıştım sanırım, yine yazayım istedim...  Daha özgün bi isim bulsaydım diyorum bazen ama, olsun...
E buyur o zaman sen hafta sonunda çıkan işlere :)

KEÇE CÜZDAN
Ne zamandır cüzdan yapmamıştım, böyle ağaçlı, kedili bir cüzdan denedim bu hafta sonu... 


ETAMİN KİTAP AYRACI
Benden aylar önce kitap ayracı isteyen Elif'e hediye yaptım. Keçenin içine yerleştiriverdim. Kabul, klasik ayraçlardan olmadı ama varsın bu da sıradışı bir ayraç olsun :) 
ÇAY İLE PÜSKEVİT :)

HEDİYE PAKEDİ
Bu da ayracın pakedi :)
Ali Deniz'in odasında duvarda kütüphane var, böyle kocaman, iki duvarı kaplayan... Orda eski dekorasyon dergileri vardı bir sürü, hepsini attık :( Yani attık derken kağıt toplayan arkadaşlara verdik. Tamam sonuçta çöpe gitmedi ama üzüldüm biraz, çünkü ben onları tek tek tarayıp, böyle güzel fikirleri olan sayfalardan kendime bir dosya yapacaktım. Bilmem hangi evim için ama vardı yani öyle bir isteğim. Önce bi tarayayım dedim, baktım iki dergiyi iki günde ancak halledebildim, kıydım hepsine.. Neyse işte, yukarıda gördüğün pakedi de kalan bir derginin son sayfalarından yaptım. Çok da hoşuma gitti, keşke ayırsaymışım bari o sayfaları! Hayır ayır ayır da nereye kadar, yaşlanınca çöp ev olacak evimiz! Hayır bari bi 10 sayfa falan ayırsaydım! Hayır yaa, boşver iyi ki ayırmamışım, gazetelerin ilan sayfalarından yaparım ki ben paketlerimi :)


KEÇE KOLYE
Bir kolye yaptım, mor muskalı... 

KEÇE MUSKA
Muskası da tam olarak şöyle 

PORTAKALLI, KAKAOLU, ZENCEFİLLİ, TARÇINLI KEK


NE EMRETMİŞTİNİZ ŞEFİM :) 


Bu dantelleri çekmecelerden Semiciğim için çıkardım. Sen de gör ;) 
ARA DANTELİ
ANCHOR 70 numara :))
Ben işledim, metrelerce hem de :) Nasıl zevkli dantel ;) 

SIKI İĞNELİ TEPSİ ÖRTÜSÜ
:) Zor biraz bu, insanın parmakları acıyor o sıkı iğnelerde :( Şimdilerde daha kolay, daha yormayan işler peşindeyim, kabul gittikçe sabırda bir azalma var ama, hangimizde yok ki sevgili okur :) 


KAHVE BAHANE
Bu sabah çektim bu fotoğrafı, kedi hızla tırmanınca ağaca dikkatimi çekti. Upuzun da bir ağaç, yanındaki dört katlı apartmandan da anlaşılacağı üzere...
Nasıl bir hırs sendeki arkadaş! O Kuşa nasıl varacaksın, varsan da orda seni mi bekleyecek böyle, nanik yapar uçar gider, sen de nefes nefese kalıverirsin  ardından ;) 
YÜKSEK LİSANS BAHAR DÖNEMİ
Yalnızca iki ders alabiliyorum bir dönemde :( Cumartesileri arka arkaya iki ders! Fazlasına imkan ve ihtimal yok şimdilik :( Böyle olunca da azcık uzun sürecek ama varsın sürsün, n'apalım! 

MUTLU HAFTALAR OLSUN...

Not: Gördüğün gibi, hafta başı postu olmasına rağmen, gayet az ve küçük işlerle dolu bir post ;) Varsın öyle olsun, yaptığımız önceki böyük böyük procelere sayarız biz de :)

25 Aralık 2014 Perşembe

Ayva Tatlısı Eşliğinde Sohbet...

Ayva Tatlısı yaptım dün akşam :) Senede bir ancak yapıyorum zaten ama çok da güzel bir tatlı aslında, niye daha sık yapmıyorum ki? Yapayım, temam temam...
Eski tarifimle yaptım yine :) Azcık çılgın azcık tuhaf bir tarif tamam ama garantili de yani sevgili okur, haksızlık etmeyelim. Tam uyarsan tarife gör bak ne güzel bir tatlı çıkacak ortaya :) 

Mutfakla aram çok yok aslına bakarsan, senin de şahit olduğun üzere mutfakta harikalar yaratamıyorum ve zaman zaman-yok çoğu zaman- basit, az vakit alan, azcık uyduruk yemekler yapıyorum. Misal tava böreği, patatesli yumurta, mücver gibi yemekler, yanına ilave bir yine  uyduruk yemekle öğün olabiliyor bizde. Misal tarhana, makarna, pilav vs. gibi... Rahatsız mıyım peki bu durumdan, zerre değilim. Ruhum bazı konularda ziyadesiyle tembel. Saatlerce yemek yapmak istemiyorum, kıymetli vaktimi başka başka işlerle harcamak istiyorum. Ama misal saatler süren aşureyi yapmaya da, sabahtan başlayıp, akşama ancak olan Alman Pastası'nı yapmaya da hiç üşenmiyorum. 
Bir de benim yemediğim, sevmediğim hiç bir şeyi çocuklarıma pişirmiyorum. Bak bundan ziyadesiyle rahatsızım işte. Bu biraz haksızlık onlara. Ama sonra diyorum ki kendi kendime, brüksel lahanasını, brokoliyi, mantarı yememekle ne olur ki, sen de bol bol yedirdiğin taze fasulyeye, kabağa say, onlar da sebze... 
Ezcümle mutfak benim dengesiz olduğum bir alan neticede. Her hafta kendi kendime bu pazar ödevini düzgünce yap, malzemeleri tedarik et, çocuğunun okulda gurur duyacağı bir pasta vs. gönder okula diyorum ama sonuçta yine ortaya çıkan son derece sıradan bir kek ya da kurabiye oluyor :( Gerçi tadları güzel ama niye benim çocuğum boynu bükük kalsın okulda, öbür arkadaşları anneleriyle gurur duyarken, benimki öyle mahçup bakakalsın. :(( Tamam bu hafta sonu için güzel bir planım var sevgili okur, takip et beni ;) 
Eskiden yani bekârken tek başıma takılmayı çok severdim. Sinemaya giderdim, İstiklal Caddesinde çok gezerdim, öyle hovarda takılmak, yemek yemek büyük keyif verirdi bana. 
Şimdilerde çocuklar nedeniyle öyle az ki böyle zamanlarım. Elbette eskisi gibi olmaz, olmayacak da ama her fırsatı da değerlendiriyorum :) Açıköğretim sınavları vardı ya, işte o zaman sabahtan gidiyordum sınavlara, atıyordum kendimi bir güzel pastaneye, pastaları götüre götüre, kah ders çalışıyordum kah gazete okuyordum :) Şimdilerde de yüksek lisans için cumartesi sabahları erken çıkıyorum evden, bir pastanede keyif içinde kahvaltımı edip öyle gidiyorum okula. Yalova'ya mı gittim, ille her seferinde kızlarla buluşuyorum, annem çocuklarla ilgilenirken ben birkaç saat kafama göre takılıyorum. Pazara gidiyorum, bazen sadece Nehir'le "anne kız sır kafe" saatlerimiz oluyor :) Ve ben böyle zamanlarda yenileniyorum, enerjim yükseliyor çok, çok da mutlu oluyorum, e ben mutlu olunca da çocuklar da zaten, kocam da öyle. Zaten bence akıllı olan adam, eşinin mutlu olması için elinden geleni yapar ki bütün aile mutlu olabilsin. 
Niye anlattım bunları, sen de bana söyle şimdi, senin de böyle kendince küçük kaçamakların var mı, tek tabanca takıldığın zamanlar, en mutlu olduğun, keyif aldığın, kendini teneffüse çıkardığın zamanların? Belki kopya çekicem, ne biliyosun? ;)

AYVA TATLISI

******

İMAJ MÜHİM
Ali Deniz de yeni yılda böyle bir imajı uygun gördü kendine çocuğum :) Nasıl beğendiyse bu halini, aynanın karşısına geçip geçip "Anne çok güzel oldum di mi?" deyip durdu. Yaaa çocuğum, hem de nasıl :) 

Semoş'un çekiliş talihlilerinden biri de bendim hatırlarsan, işte ondan geldi bu güzellikler, Ali Deniz takke yapmayı uygun gördü ama aslı aşağıda görüldüğü üzere bir sepet onun :) üstüne çiçeği de ben kondurdum :)
Bir de yılbaşı çelengim var, onu da ofisimin kapısına asıverdim. Nasıl güzel bir insansın sen semoş, yazmışsın ya hani kartta, bilmukabele arkadaşım, ben de seni iyi ki tanımış ve sevmişim :)
Sağol..

ÇEKİLİŞ HEDİYELERİM 
Gördüğün üzere bu postta keçe yok, elişi yok ;) O sepetin içine koyduğum 10 adet cüzdan var ama sana göstermeye hazır değiller henüz, diktim ama süslemedim hiçbirini, bu akşam Aramızda Kalsın'ı izlerken hepsini tastamam edeceğim inşallah :)

Kal sağlıcakla sevgili okur! Muhabbetle...

Not:  Ülkercim, bak şekerim buldum aradığım ağacı :) Pinterest'ten tesadüfen buldum hem de, adı Keçi Söğüdü diye geçiyor. Bak resmine bi ;)

KEÇİ SÖGÜDÜ

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.