14 Kasım 2019 Perşembe

BUGÜN GÜNLERDEN NEHİR...

Bugün benim iki gözümün çiçeği Nehir'imin doğum günü. Bugün 14 yaşını dolduruyor. Benim tatlı kızım artık bir liseli genç kız. Hamdolsun Rabbime.. Ömrü uzun, bahtı açık olsun, tüm çocuklar gibi.. 

"Nehir'den İnciler" bu blogda sık sık yazdığım Nehir'in küçükken söylediği komik lafların, komik hallerin özeti. Hatırlamak, gülümsemek isteyenleri aşağıya alayım :) 


23.12.2011

Nehir'den inciler....

Sabaha karşı ezanı duyan Nehir, "Anneee, sabah namazı çalıyoooo :)

*** Geçen Cuma, Nehir’in ateşi var, bir yerde de yeni okumuşum hazır; soğan, sarımsak, kerevizde antibiyotik etki varmış, evde de içinde bunların da olduğu Ali Deniz’in sebze çorbası var, kaçırır mıyım;
Nehir: Anne bu çorba ne zaman bitecek, ne zaman makarnaya geçicem, makarnaya canım coştu J (Benim de canım nelere coşuyo bi bilsen kuzum J)
Dün akşam:
*** Nehir: Anne biliyo musun bugün ben ona hiçbişey yapmadan Alper (gözlüklü olmayan!) benim başına vurdu pat pat pat diye, hem de vururken de “Kafanı ye” dedi. Ben de revire gittim, giderken sucu abiyi gördüm, ona söyledim, o da Alper’e “Yapma” dedi ama Alper hiç umursadı. (İyi ki umursamış :) Sonra hemşireye gittim, başıma buz koydurdum. ( İyi ki koydurmuşsun kızım, maazallah napardık yoksa J)
*** Bu geçen yaz bir kandil akşamından;
Ben: Nehir bu akşam kandil kızım, dua et yatarken olur mu, kabul olur bu akşamki duaların
Nehir: Tamam anne
Ertesi gün
Ben: “Naptın kuzum, ettin mi dün akşam dua, ne istedin”
Nehir: Dedim ki “Allahım annem bana straplez elbise alsın. (Demek ki neymiş, çocuklara duanın nasıl bir şey olduğunu, kandilde edilecek duanın bu türde bi dua olmayacağını da anlatmak gerekirmiş…)

* Hiç unutmak istemiyorum bunları, en iyisi çocukların söylediklerini yazmak lazım, kaydetmek, ilerde onlara okutmak...
11.02.2012
Nehir'in komik lafları var, daha önce de yazmıştım ya hani, bunlar da yenileri, bunlar benim için çok kıymetli çünkü kuzum büyüyünce burdan okuyacak, hem ben de unutmuycam hiç, ayrıca ne demiş atalarımız "Söz uçar yazı kalır". Ali Deniz henüz "Ba (buraya uzun bir es lütfen) ba"dan öteye gidemediği için beklemedeyiz. İnşallah günü geldiğinde "Ali Deniz'den İnciler"i de yazarım...
Buyrun öyleyse:

* Çok beceriksiz olduğum bir konu, sürpriz yumurtadan çıkan oyuncakları birleştirmek.Yapılmış oyuncağı görünce;
- Yapmışsın oyuncağı Nehircim
- Yaptık anne Asya ablamla ama o kadar canımızı koparttık ki!
- Canımızı koparttık ne kız???
- Yani canımız bitti!
- Canımız çıktı mı demek istiyosun?
- Evet canımız çıktı :)


* Nehir bana beni sinir eden bir cümle sarfedince (Söylemiycem hiç ısrar etmeyin ;) ) kızdım ona, konuşmadım bi süre, koşa koşa geldi yanıma, bişeyler anlattı, ben de hiç tepki vermeyince;
- Anne niye cevap vermiyosun, bana tavırın mı var?
- Kızdım sana, niye bana öyle şeyler söylüyosun, ben sana ne kadar kızsam bile, hiç senin dediğin gibi bişey söyledim mi bugüne kadar?
- Sen söylemiyosun çünkü senin sabırın var, ama ben daha küçük bi çocuğum benim sabırım yok!

* Nehir yeni patiklerini giyerken, patiklerin sağı-solu var mı sorusunun Nehircesi bu da;
- Anne, yanlış giysem, patiğin umurunda olmaz di mi?

* Çok şımaran Nehir'e, kızınca, bana yazdığı özür notu:
"Anne biliyorum biraz şimardım yada çok şımardım neyse bu konuyu geçelim nolur beni afet."

* Bileğim kırıldığında, kuzumun söylediği "Anne alçın açılana kadar benim iki elim de senin olsun" demesi en iyi ilaç oldu bana...



04 Mart 2012 Pazar

 



- Sokakta fare gördük Nehir'le, ben iğrenerek, "IIyyy pis hayvan" Nehir "Niye öyle diyosun anne, günah değil mi fareye" "E pis hayvan kızım, mikrop taşıyo, hastalık taşıyo insanlara" "E o zaman kendi niye hasta olmuyo"

- Sabah dudağı uçuklamış küçücük,
"Nehir n'oldu kuzum, akşam korkunç rüya mı gördün?"
"Yok anne, rüya yapmadım"
"Nasıl yani "
"Yani gelmedi rüya bana"

Yolda tökezleyince, Nehir; "Anne kendine hakim çık, öbür elini de kıracaksın sonra!"

- Bu sabah Nehir koşa koşa mutfağa geldi: "Anne Yunanistan mıydı?"
"Anlamadım kızım, ne diyosun?"
"Anne Selahattn'in karısını soruyorum, adı Yunanistan mıydı?"
":))))) Gülistan'dı kızım"
Bilgi Notu: Yalan Dünya'nın üçkağıtçı damadı olur Selahattin



- Ödev yapan Nehir, matematik ödevinde toplama yapacak, birden heyecanlandı: "Anne ben bunu "zeynimden" yaparım :))) Zihnimden+Beynimden= Zeynimden


Güzel kuzum benim...


- Anne çantama kuruyemiş koyar mısın, okulda yemsiz kalıyorum...

- Ali Deniz alma herşeyimi, ağlama, almak istiyorsan ağlamadan bana "IIhh" de ben sana veririm. Babam ağlayan çocuk istemiyo, ben de babama çekmişim, o yüzden ben de istemiyorum...

- Dizini tutan Nehir'e "N'oldu dizine, bi yere mi vurdun?" Nehir "Kramp bağladı" :)

- Dışarda, hava soğuk, üşüyen Nehir'e, "Çok mu üşüdün Nehircim?" "Evet anne, toynaklarım bile üşüdü" :))))

- "Nehircim bugün okula spor ayakkabınla mı gideceksin?" "Evet anne, Modern Dans'ta ihtiyacıma göz yumar" :))))










09 Nisan 2012




Ne bol malzeme varmış bizim kuzuda da, sürekli yeni bişeyler uyduruyo, güldürüyo çok beni :)

* "Anne şuna bişey de yaa, almasın oyuncaklarımı. Bu çok ussuz!"
"O ne kızım yaa"
"Uslu değil yani, ussuz... :)))


İtiraf kelimesinin Nehir tarafından aynı gün iki değişik kullanımı:

* Nehir'den müjde, okul çıkış saati eskisi gibi olunca;
"Anneee, müjde, çıkış saati eskisi gibi oldu, öğretmen söyledi."
"Aaaa çok iyi olmuş, ne dedi öğretmenin kızım"
" Veliler çok itiraf etti diye eskisi gibi oldu çıkış saati dedi" :)

* Nehir eve küçük bir oyuncak getirmiş,
"Yarın götür oyuncağı okula, arkadaşına geri ver kızım"
" Ama anne Buse benim olsun diye çok itiraf etti" :)

* Cumartesi ödevlerinin tamamını bir kerede tamamlayan Nehir;
" Anne bitti ödevlerimin hepsi, yarına cıvırımız mıvırımız kalmadı" :))

* Hafta sonu babasıyla Kadıköy gezmesi yapan Nehir, eve dönünce,
"Nasıl geçti kızım gezmeniz?"
"Anne biliyo musun Kadıköy'de siting vardı" :))) Mitingin bir değişik versiyonu :)

* Mağazada ayakkabı denerken, ayağımdaki kalın çorabı çıkarınca ayıp olacağını düşünen Nehir,
"Anne çıplak ayakla biraz abiye olmuyo mu böyle?"

* Kumbarasına her gün para atmamızı isteyen Nehir; "Anne her gün maaş atacaksınız kumbarama!"

27 Nisan 2012 Cuma

 


Okulda Şimal'le piknik yapmayı planlayan Nehir'e:
- Bugün piknik olmaz kızım, hava yağmurlu
- Belki olur anne, yağmur söner belki...



- Arkadaşının kalem kutusunu eve getirmiş Nehir.
"Niye getirdin kızım"
"Bahar pazara kadar bende kalsın diye verdi"
Bahar'ın annesi Işıl'a face'den "Bahar'ın kalem kutusu bizde, pazartesi verecek Bahar'a, pardon" yazdığımı okuyunca ve tabii Bahar'ın annesinden tırsınca;
"Annee, Bahar'ın annesi bu akşam bilgisayar yapar mı?"






- Nehir'in sınıf arkadaşları bize gelecek, bir de diğer sınıftan arkadaşı Sahra... Nehir Sahra'yı arkadaşlarından kıskanınca, "Anne Sahra Aleyna'yı görünce mutlanıyo, Tuanna'yı görünce de mutlanacak, sonra beni unutacak..."



- Anne çiçekler canlı mı, "Evet kızım, canlı"
"Anne peki çiçeklerin de doğum günü var mı?" :))



- Konumuz bitmeyen okul faaliyetleri için parayı kim versin..
Nehir:
"Anne okula midilli gelecekmiş, 10 lira verir misin?
"Babandan iste kızım"
Şimdi yazacaklarımı Nehir'in nefes almadan ve bağırarak söylediğini düşünün lütfen :)
"Anne hep babandan iste diyosun, babam gezi için verdi zaten 40 lira, sen versen bi kere de nolur, babamın paralarını bitiriyosun, babam fakir olacak, sen zengin olacaksın, yazık değil mi babama, geçen gün de zaten sufle aldı parasıyla, biz yedik, onun ağzından sular aktı, canı çekti ama yiyemedi..."
Diyecek çok sözüm vardı tabii ama gülmekten hiçbişey diyemedim :)))) Görün bakın nasıl bir "babasının kızı" bu çocuk...


18 Mayıs 2012 Cuma




* Köyde bahçede yonca gören Nehir: "Anne sekiz yapraklı gonca gördüm!"


* Halil'le aramızın limoni olduğu günlerden birinin akşamında, yatağında Nehir'e masal anlatıyorum uyusun diye, Halil de Ali Deniz'i uyutacak, sesleniyo bana içerden "Altını değiştirdin mi Ali Deniz"in?" Ben "Hayır"
Nehirim küçücük canıyla aramızı düzeltme gayretiyle :) kulağıma fısıldıyor "Anne öyle demesene, "Hayır Halilcim" desene, kibar olmalıyız birbirimize karşı!" :)))


* Sabah hava serin, pardesü giymek istemeyen Nehir : "Anne perdestü giymesem olmaz mı?"




* Araba reklamında topu sürekli patlatan çocuğun babası için Nehir "Anne babası sabrediyo di mi çocuğunun sürekli topu patlatmasına, peygamber sabrı mı var anne adamda" :)) "Nerden biliyosun kızım sen peygamber sabrını" "Babamdan duydum" Hangi durumda söylettiyse artık babasına ;)


* Tırnaklarını kesiyorum, biraz derin kesebilmişim ama kan yok, yara yok, bişey yok yani görünürde... Nehir "Anne ne biçim kesiyosun, canım acıdı, böyle yaptığın için hep hemşire ablaya gitmek zorunda kalıyorum, pansuman yapıyo" :)) Sizin bu hemşire ablanızda da "Peygamber Sabrı" var galibaaa :)

1 Ağustos 2012 Çarşamba


* Köyde, bahçede, yonca gören Nehir "Annneee yaşasın, 8 yapraklı gonca buldummm" :)))

* Babasından ısrarla ranzalı yatak isteyen Nehir: "Baba bana franzalı yatak al"
"Kızım niye franza diyosun, doğrusunu söylesene"
"Baba söyleyemiyorum, normal demeyi bile daha yeni öğrendim, hep rolmar diyodum ya"

* Sütlaca bayılan çocuklara sütlaç yaptım dün akşam, Nehir "Anne benimki kadefte olsun"

* Söz verdim Nehir'e akşam yemeğinde patatesli yumurta yapacağıma ama unutuverdim, öbür yemekleri yedi, uyku saati geldi, koşa koşa geldi yanıma, gözlerini patlata patlata, o meşhur cazgır sesiyle "Anne, niye böyle yapıyosun, söz veriyosun tutmuyosun, küstüm sana, hani patatesli yumurta, hani!?!"
"Kızım niye bağırıyıson, unutmuşum, e sen de hatırlatmadın" "Unutma anne, sevgimi unutmuyosun, bunu da unutma!"

* Televizyonda kandil gecesi peygamberimizi anlatan programı dinlerken, "Anne peygamberimiz çok mu sabırlıydı?" "Evet annecim, çok sabırlıymış tabii" "E peki, çocukları; "Park, park, park" diye tutturunca bile mi sabır ediyomuş?" :))))

* "Anne sen çok güzelsin biliyo musun, hem dışın güzel, hem için. Dışın her zaman güzel olmasa da için hep güzel anne :))))"

* Şimal'e, başka arkadaşlarıyla oynuyo, onu başkalarıyla aldatıyo diye küsen Nehir, ağlaya ağlaya "Anne, Şimal'e küstüm, onu artık istemiyorum, o bana karşı çok soğukkanlı" :)))


20 Eylül 2012 Perşembe


Bizim evin dibinde, arka tarafında Kaşif Kalkavan Çamlıca Musiki Derneği var (link vermiyoruz-veremiyoruz sevgili blog okurum, bloğumuzu ağırlaştırıyormuş malum ama buna mukabil bak senin için ismini tam yazdım, kopyala yapıştır gogikle :)) ) her önünden geçişte Nehir'i buraya versek de bi enstrüman öğrense (ben mi? ben çok kabiliyetsizim bu konuda, nota bile bilmem, isteyip de yapamadıklarımı çocuğum yapsın istediğimden değil ama valla ;))) dedik durduk ama bir yıl boyunca faaliyete geçemedik, kısmet bugüneymiş... Nehir'in sınıftan birkaç arkadaşıyla başvurduk, sınavı da geçti (ritm tutmak suretiyle müzik kulağına baktılar) önümüzdeki haftadan itibaren, cumartesileri bir saat gidecek inşallah... Ve tabii inşallah sever, keyif alır, uzun ömürlü olur...
Nehir çok heveslendi, bundan 1 ay kadar önce bilgi almaya gittiğimizde hoşuna gitti bu fikir, eve dönerken "Anne bana şimdiden alın da kemanı, kurs başlayana kadar öğret bana daha iyi olur" "Kızım keman mı biliyorum ben, nerden öğreteyim?" "Bilmiyo musun anne, e o zaman babam öğretsin"  :))) "Annecim tamam baban mesleğine ek olarak ünlü bir keman virtiözü aynı zamanda, ünü dünyayı tutmuş ama senin yakının birinden değil kurstaki hocandan öğrenmen daha doğru, daha etik" demedim tabii, güldüm sadece ;)




Son yazıda söylemiştim ya size Nehir'in küçük ayıcığından ayrılmadığını (ki ispatı üstteki resimdir!) okula giderken evde bırakıyor ama Ali Deniz'in oyuncak balinasına emanet ediyor, gündüzleri baksın ayıcığına diye :)) Bunu büyük bir ciddiyetle yapıyor, karşısına alıp balinayı resmen tembihliyo, bu nasıl bir hayal gücüdür kuzuuuu, sorunca da, canlı sanıyomuş ayıcığı (bunu söylerken de bi duygusallaşıyo ki sormayın!)
Dedi ki dün sabah okula giderken, portmantoya bırakıp vedalaştığı ayıcığı için "Anne ayıcığımı balina teyzesine götürür  müsün, onunla duracak" "Tamam kızım" dedim lakin, sabah sabah telaşla unuttum küçücük, zavallı ayıcığı :( Kalıvermiş akşama kadar portmantonun üstünde aç-bilaç :)) Akşam okul dönüşü bıraktığı yerde görünce kızdı tabii kuzu "Anne niye vermedin Balina Teyzesine" "Kızım verdim, bütün gün onunlaydı da, sen geleceksin diye, seni karşılasın diye buraya koydum yine" "Aaa, iyi yapmışsın anne" :))) Annelik pratik zeka da gerektiriyo galiba ya da uydurma gücü, kıvırma kuvveti de diyebiliriz :))))

07.10.2012

Uyumak üzere olan kuzuya refakat ederken:
Nehir: Anne dünyada sihir yok biliyorum ama eğer olsaydı ve insanların beyninden geçenleri görebilseydik ne görürdük"
Ben: Nasıl yani kızım?
Nehir: Yani beyninden geçenleri, yazı olarak mı yoksa resim olarak mı görürdük ?
Ne görürdük sahi ;)
*****
Bugün Ali Deniz'i öğlen uykusuna yatırmaya çalışırken, Nehir kitap okumak istedi. Nehir kitap alınca eline Ali Deniz almazsa kıyamet kopar ya, ona da bir tane verdik tabii... Ne yaptı peki kitabı Ali Deniz, fırlattı taaa gardrobun altına. Bunu gören Nehir, bir yandan kitabı bulmaya çalışırken, fırça atarkenki cırtlak ses tonuyla:
- Ali Deniz, kitapları niye yere atıyosun, ya sayfası yırtılırsa. Biliyo musun bu kitaplar ağaçlardan yapılıyo! Yaşlı ağaçlardan! Ya yaşlı ağaç yoksa, genç ağaçları öldürürler o zaman biliyo musun? :))))
Bilmiyo tabii Ali Deniz bunların hiçbirini, anladı mı bunca nutuktan bişey onu da ben bilmiyorum ;)
*****
Nehir'in meşhur minik ayıcığınin bir de ablası çıktı malesef :( Ankara'dan gelmiş ;) Tanıştırdı geçen gün, kocaman bir peluş köpek. (Bakınız alttaki resim) Dedim ki: "E bu köpek kızım, nasıl ayığıcın ablası bu"
Nehir: Anne o köpek değil bi kere!!! Ayı o, ayı ailesinin bir çeşidi :)
Geçen sabah okula uğurlarken Nehiri:
- Anne ayıcığı okula götürüyorum ama sen de ablasını bale kursuna bırak bugün olur mu?
Baleye bırakıcam bi de, oldu,! İki çocuk, bir ayıcık, bir de ayıcığın balerin ablası, allahım sen sabır ver bana bir de dayanma gücü :)))

Ayıcık okula gidiyor...

9 Kasım 2019 Cumartesi

MEYDAN OKUMA 10.GÜN


10. En son gördüğün en güzel manzara neydi? İstersen anlat istersen fotoğrafını bırak.
Günaydın, bugün 10 Kasım. Benim için bugünkü meydan okumaya en çok uyan ve en güzel manzara Atamız 💟
Özlemle... 

MEYDAN OKUMA 9. GÜN


9. Soğuk kış günlerine geçiş yapıyoruz artık. Bu kış günlerinde pişirip yemekten keyif aldığın bir tarifini paylaşır mısın? Mesela meşhur bir kekin, ya da kurabiyen var mı?
Var tabiii, olmaz mı :) Tam da kışa yakışır, tarçınlı, zencefilli kurabiye var. Onu paylaşayım. Tarif sevgili Ayda'dan, yani cafenohut'tan, kopyalayayım aşağıya sizler için ama söz verin deneyeceksiniz bu şahane kurabiyeyi :) Linki de blog adına ekledim ki siz de Ayda'nın şahane kurabiye sunumlarını görün.. 


Afiyetle..

ZENCEFİLLİ KURABİYE

Malzemeler
·                    1/2 çay bardağı sıvıyağ (ben çok daha az koydum yine de oluyor)
·                    50 gram margarin (erimiş ) (Erimiş derken öyle su gibi değil yumuşak yani)
·                    4 su bardağı un (yook ben her defasında biraz daha fazla koyuyorum, alabildiğine un demek istiyorum burada: )
·                    2 tatlı kaşığı tarçın
·                    2 tatlı kasığı zencefil
·                    2 yumurta
·                    1 paket kabartma tozu
·                    4 kahve fincanı pudra sekeri
Tüm malzemeleri aynı anda karıştırıyorsunuz, yok öyle önceden yumurtayla şekeri falan çırpmak. Sonra merdane ile açılacak bir hamur haline getirip ne çok ince ne çok kalın açıyoruz. Şekilli kalıplarla oynamaya başlıyoruz sonra, bir ondan bir bundan….
Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15-20 dakika piştikten sonra biz dayanamayıp sıcak sıcak yiyoruz. Siz keyfinize göre takılabilirsiniz.

8 Kasım 2019 Cuma

MEYDAN OKUMA 8. GÜN

8. Neden blog yazıyorsun? Bloğu sevme sebebin nedir?

Neden yazıyorum ve neden seviyorum? Çünkü yazmayı, yazarak anlatmayı çok seviyorum. 9 yıldır blog yazıyorum. Zaman zaman çok yoğun, zaman zaman uzun aralıklarla. Ama hep illa ki burada bloğum. Her ihtiyaç duyduğumda, içimi dökmek istediğimde yanı başımda, beni bekleyen sadık bir dost adeta.. 
İlk zamanlar daha çok günlük gibi yazdım bloğa. Çocukların -bilhassa da Nehir'in- güzel anlarını, komik hallerini yazdım. Hatıra kalsın istedim. Şimdi aklıma ne geldi bak, aslında blog dediğin, yazılarla süslü eski fotoğraf albümlerinden. Hani şöyle sayfa sayfa açılan, üstü yapışkan jelatinli o güzelim albümler gibi.. 
Blogda eskilerde kalmış pek çok anı, yemek tarifleri (ki tarif bakmak için çok kullanıyorum bloğumu) var. Biraz akıl defteri, biraz tarif defteri, çokca hatıra defteri. Ve ayrıca hem kişisel hem beceri anlamında gelişim sürecime, nazarlık serüvenime ayna tutan mecra benim güzel bloğum. 
Yazmayı, uzun uzun devrik cümlelerle içimden geçenleri anlatmayı pek çok seviyorum ben. Görüyorum ki, dostlarda da karşılığı var bu sevginin. Onlar da seviyor yazdıklarımı, okuyor ve  yazmam konusunda yüreklendiriyorlar beni. Samimi, içimden geldiği gibi, hesapsızca yazdığımda illa ki karşılık buluyor. Kimse okumasa yazar mıydım ya da nereye kadar yazardım bilmiyorum ama iyi ki var bloğum, canım bloğum, upuzun yıllar sürsün, devam etsin dilerim :) 
Düşünsene bundan 20 yıl sonra Nehir ya da Ali Deniz, çocuklarıyla bakarlarmış bloğa, okurlarmış güzelce.. Şahane olmaz mı?
Ve son olarak çok çok kıymetli dostlar kazandırdı bana bloğum. Instagram henüz icadedilmemişken, bloglar çok kıymetliyken öyle güzel dostlar kazandım ki, çoğuyla hala görüşüyoruz artık pek çoğu blog yazmasa da. Yazsalar keşke, hatta herkes yazsa keşke... 

MEYDAN OKUMA 7. GÜN

7. Hayatında seni yönlendiren en belirgin duygun nedir?

Bu soruya çok net bir cevap veremesem de, "vicdan" en yakın duygu sanki. 
Şöyle ki, çok haklı olduğumu bilsem de, karşımdakine kızdığım, üzdüğüm zamanlarda, ardından hep bir vicdan muhasebesi. "Evet, haklısın ama değdi mi, niye öyle dedin ki, ya çok üzüldüyse.." gibi.. Halbuki haklıysan haklısın, niye karşı tarafa bunca empati bilmem. Geçenlerde okudum bi yerde, "empati" çok da gerekli bir şey değilmiş. Yani tam olarak böyle değildi belki de ama buna yakın bi anlamı vardı okuduğumun. 
Kimseler üzülmesin benim yüzümden, darılmasın istiyorum. Bu ne kadar mümkün? Tartışılır. Ne kadar gerekli? O daha da tartışılır ama böyle işte. 
Bu soruya da bu cevap olmadı sanki yahu? Tekrar okuyunca şimdi öyle düşündüm. Soruda seni yönlendiren diyor. 
Ama bu dar zamanda bu kadar yazmışken silmeyeceğim de soruyu nasıl anladığımı yazıp, bir sonraki soruya geçeceğim. "Hayatında en belirgin duygun nedir? miş gibi yapalım benim sorumu sayın yönetici, çok rica edicem :) 

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.