27 Mayıs 2022 Cuma

MEĞER BEN..

Meğer ben tek başıma iğneden ipliğe yeni bir ev kurar, kurduğum evi yuva yapar, çekip çevirebilir, eksikleri tamamlar, küçük tamir işlerini yapar, bozulanları yenisiyle değiştirir, değiştiremediklerim için yardımla tüm sorunları çözermişim. Çocukların ikisini getirir, götürür, toplantılarına katılır, ikisine birden yetebilirmişim. Evi temizler, çamaşırları yıkar, asar, yemek yapar, evin de bütün ihtiyaçlarına yetebilirmişim. Araba kullanmayı becerir, tüm o kıskandığım kadınlar gibi arabayla güzelce gider gelir, çocukları istedikleri yerlere götürür, falsosuz eve getirirmişim. Sağım solum karışsa da, geri viteste tersim dönse de, bunların araba kullanmaya engel olmadığını idrakla, daha güzeline niyet ederek, tecrübe ederek daha iyisine varacağımı biliyorum artık. Şimdilerde, başta çocuklarıma, sonra ihtiyacı olan herkese diyorum ki; sen istersen dünyaları başarırsın. "Yapamazsın, başaramazsın, beceremezsin, bensiz bir hiçsin" diyenlere cevabınız te en baştan, ilk seferden "bi git yaa, senden önce de vardım, yaşadım, başardım, senden sonra da aynısını yapmaya muktedirim. Gölge etme yeter!" demek olsun. Kendi kıymetinizi siz bilmezseniz, çevrenizdekiler hiç bilmez.. Gölge etmeyen, yüreklendiren, cesaretlendiren, teşvik edenlerle dolsun etrafımız bundan gayrı.. Muhabbetle..

5 Mayıs 2022 Perşembe

HOŞGEL HIDRELLEZ

Bayramda zeytinyağlı sarma, lokum (cevizli ekmek) karalahana, baklava ve dahi ne gelirse sofraya yedim. Misler gibi yedim, afiyetle, zerre sakınmadan, güzelce, şifa olsun diye diye. Döndüm geldim, tartıya çıkarken dedim kesin 2 kilo cepte! Yanıldım zira bir mucize olmuş ve ben gittiğim kiloyla dönmüşüm ;) Yoga var çarşambaları. Kaçırmamaya çalışıyorum. Dün akşam da gittim. Toplamda yarım saat kadar sürüyor, ilk 20 dakikası hareketler, denge vs. Son 10 dakikası da nefes egzersizi, uzanarak, usul usul, nefese odaklanarak geçen bir zaman dilimi. Hoca nefesinize odaklanın, başka şey düşünmeyin dedikçe, baharlık montu kuru temizlemeye vermek en iyisi, yoksa kaz tüyü caanım yeleği olduğu gibi bunu da mahvedeceksin makinada yıkayarak.. Ali Deniz bu akşam yıkanacak, illa yıkanacak, unutmayayım, gider gitmez, 50 kez tekrar sürecini başlatayım, çatlasam da 23.30 civarı girmiş olacak nasılsa banyoya. Yol da iyiydi bak, Pendik'ten eve sahilden sahilden, sonra Bağdat caddesinden ne de güzel geldim arabayla. Zor değilmiş yahu, şehir içindeki yaya ve araç trafiğine nazaran kolay bile denebilir. Hep o güzergahı kullanayım. Köfteleri İzmir köfte yapacaktım ama dur yaa, kızartma olarak yesinler bugün, yanına da pilav var nasılsa boşver şimdi uğraşma bu saatten sonra sulu yemek yapmaya. Vesaire mevzular hocam. Hı-hı, evet evet, çok akıştayım, nefesime odaklandım, zinhar başka mevzu yok kafamda.. Bitti mi, ne çabuk? Tam da çamaşırları yıkasak yağmur yine yağar mı acaba, yoksa yarına mı kalsa kısmındaydım :)) Hıdrellez geldi çok şükür. Gelirken sıcak havaları da getirseydi iyiydi. Günlerdir kapalı ve yağmurlu hava. Gerçi şikayet etmemem lazım, yaz sıcaklarını sevmiyorum hiç. Hıdrellez bolluk ve bereket getirsin inşallah yuvalarımıza. Şifa dileyene şifa getirsin, dertlere derman olsun inşallah.. 10 yıldır her Hıdrellez yaptığım gibi 40 ayrı karınca yuvasından toprak alıp, küçük paketler halinde hazırlayıp dağıtayım yine. Bir sonraki hıdrelleze kadar saklayalım cüzdanlarımızda, bereketlendirsin kesemizi yine inşallah.. Hıdrellez geleneklerinden bağımsız, inandığım şeyler fayda sağlıyor bana. Zoraki yaptığım, başkasının tavsiyesiyle yaptığım, hadi bunu da bir deneyeyim dediğim ama çok da aklıma yatmadan tereddütle yaptıklarımdan fayda görmedim bugüne dek... Karınca toprağına gelecek olursak, çok inanıyorum tabii bu Hıdrellez ritüeline. Bir de geceden mutfak dolaplarını, çekmecelerini açık bırakıyorum.. Sen her neye iknaysan, her ne ise aklına yatan onu yap tabii, hadi inşallah kabul olsun tüm dilekler..
Evime, mutfağıma, gelirime İlyas peygamberin duası, tıkanmış, yavaşlamış, durmuş işlerime Hızır'ın eli değsin. Bedenime, sağlığıma buluşmalarının gücü aksın Hayatıma neşe, keyif, huzur ve bereketin hayırlısı gelsin.

20 Nisan 2022 Çarşamba

SPOR SALONUNDAN BİLDİRİYORUM!

Aralık'21 son hafta kendime yeni yıl hediyesi olarak aldığım bir yıllık spor salonu üyeliğim sayesinde haftada en az 4 gün gibi spordayım. Haftada bir yoga, iki gibi de pilates derslerine katılıyorum. Bunların dışında gittiğim günler 20' yürüme bandında hızlıca (6 seviyesinde) yürüyorum. Sonrasında da kol ve bacak çalıştıran aletleri sırasıyla 2'şer tur (10'lu tekrar) yapıyorum. Bu kadar sporla, 4 aya yakın sürede verdiğim kilo 5,5. Rejim yapmıyorum ama pilav, makarna ve ekmek çok az yiyorum. Yemeklerin porsiyonlarını küçük tutuyorum (Anneme gidince değil tabii) Eskisi kadar geceleri çay yanında kek/tatlı gibi şeyler de yemiyorum. Hem çok canım istemiyor hem de spordan gelince günah diyorum şimdi, o kadar hareketin üstüne bi dur da bari azcık müsaade et ki, yağların kasa dönüşsün. Dönüşür mü onu da bilmiyorum açıkcası. Gerçi spor hocalarından birinin telefonuma yüklediği videoları yapmam gerekiyordu ama yap(a)madım çünkü çok sıkılıyorum tek başıma videoya baka baka hareket yapmaya. Benimki hafif spor zira spor salonuna gelenleri izlerken nasıl canla başla, aşk ve terle çalıştıklarını gördükçe, seninki iyice fasulyeden diyorum kendi kendime :) Olsun, varsın bu kadarı olsun. Ben memnunum halimden. Bir miktar zayıflamaktı asıl niyetim lakin ondan da önemlisi, hipotroidi hastası olduğum için kemiklerime iyi bakmam lazım. Hareket etmem lazım ki, etrafımdaki canım kadınlar (teyzemler) gibi kırıkla, kemik erimesinden mütevellit ağrılarla uğraşmayayım yaşlanınca. Spor güzel şey yahu. Spotify listemdeki şarkılar/türküler eşliğinde, kimi zaman youtube'dan dinlediğim Nasıl olunur larla, mekanın sahibine geldik yahut gör beni videolarıyla kendime bir alan, bir güzel teneffüs olanağı. Ki bayılırım böyle yalnız ve keyifli zamanlar yaratmaya.. Bir de omuz ağrılarım hafifledi, aletleri çalışırken sırtımın gerilmesi, kemiklerimin uzaması esnasındaki hisler de şahane. Evvelden hiç mekik çekemezken, sırtımı yerden kaldıramazken, geçen bi baktım mekik çekebiliyorum artık. Pek mutlu oldum. Devam öyleyse. Spor salonu ile evin arası 200 mt. Bu sefer çok şükür sebat ettim sporda. Afferin bana! O değil de salondaki o kadınlar onca zor hareketi, ellerinde ağırlıkla nasıl yapabiliyorlar, valla pes! Helal tabii bir de..

5 Nisan 2022 Salı

GÜZEL SÖZLER

"Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır." Mevlana Arkadaşım Zehra paylaşmış bu güzel sözü instagramda. Ki Zehracım hep güzel, pozitif, insana umut veren paylaşımlar yapar. Evvelden çok okurdu bloğumu. Çocuklarımız ilkokulun ilk yıllarındayken bilhassa. Belki yine okur :) İşte bu güzel sözler, uzunca zamandır düşündüğüm şeyleri yazıya dökme fırsatı verdi. Şöyle ki; temenni, dilek, tebrik cümleleri içinde son derece iyi niyetle de söylense, olumsuz kelimeler geçti mi modum düşüyor bir anda. Misal araba aldın, "Güle güle kullan, kazasız, belasız inşallah" dedi mi bi arkadaşım, "içimden ah diyorum, kaza-bela" olmasın tabii ama böyle demesek mi?" Bu cümleyi olumlu nasıl dersek ben ya da her kimse bi ürpermeden karşılar. "Güle güle, iyi günlerde kullan arabanı, hayırlı olsun, yolların hep açık olsun, feraha çıksın" gibi gibi mesela. Ya da yeni bir işe girişen, işe başlayan birine "Hayırlı olsun, Allah utandırmasın" denir ya, niye ki? Utandırmaz Allah bence yahu, kul utandırır bilakis.. Ya da diyelim nişanlanan, evlenen birine "Allah bozmasın, Allah ayırmasın!" yerine kısacık bi "Mutluluklar" dilemek ya da klasik "Allah bir yastıkta kocatsın, ömürlük olsun mutluluğunuz" demek daha hoş gelmiyor mu kulağa ve kalbe sizce de. Çocuklarla ilgili de aynı mesela, "Allah acılarını göstermesin!" dediğinde biri çok çok üzülüyorum ben, kalbim çarpıyor. Güzel kelimelerle konuşalım, olumlu, sevgi dolu kelimelerle temennilerde bulunalım ki, olumsuzu (niyetimiz tam tersi iken üstelik) çağırmış olmayalım. Hem bin yıllık hikayedir, sözler, sesler kaybolmaz, boşlukta asılı kalır. Allah muhafaza titreşip duran bunca olumsuz kelimeler dizini, Mevlana'nın çok da güzel anlattığı şekilde, misal alemindeki uyuyan ihtimalleri uyandırmasın..

28 Mart 2022 Pazartesi

GÜVEN GENİ!

Buldum aslında! İg'de yayınladığım arabanın anahtarıyla ilgili yazdıklarıma gelen "Ne cesaret! Nasıl verirsin birine anahtarı! Ruhsatı da verseydin bari!" yorumlarını okuyunca bi şaşırdım. Benim için çok doğal, çok normal olan başkasına nasıl böyle sakıncalı, garip geliyordu. Düşündüm düşündüm ve buldum nihayet. Tamamen genlerden kaynaklı bu durum. Benden değil de atalarımdan bana geçen genlerden sebep. Bu kanıya nasıl vardım peki? Şöyle ki, annemin çok sık anlattığı çocukluğuyla ilgili bir hikaye böyle düşünmeme sebep oldu. Aklıma gelince o hikaye "Tamam dedim, budur sebep!" Hikaye şöyle ki, annem küçükken, muhtemeldir en çok 8-9 yaşlarındayken (yani muhtemeldir 1950'ler), köye yazları tatile gelen İstanbullu bir ermeni terzi kadınla birlikte, annemi, elbise dikmesi için İstanbul'a gönderiyor ananem. Ananemle birlikte dedem de buna rıza gösteriyor ki, annem bir kaç günlüğüne elbise dikilene kadar İstanbul'da kalıyor. Telefon yok, ulaşılabilecek, hemen gidip alınabilecek bir yer değil. Ulaşım imkanları o zaman kısıtlı. Şimdi düşünün siz çocuğunuzu akrabanız olmayan, yakınınız, ahbabınız olmayan biriyle, kıyafet dikilmesi için deniz aşırı bir şehre, yatılı gönderir misiniz? Göndermiş ananem. İşte bende de o gen varsa demek. "Güvenmek" geni biraz fazla gelişmişse demek. Dedem de öyleymiş dedim ya, onu da biraz açayım. Babam Tuncelili bir kürt, annem Batum göçmeni, Yalovalı bir laz. Bir ay içinde nişanlanıp evlenmişler 1969 senesinde. Dedem bırak yabancı bir kürde kızını vermeyi, 1 ay gibi kısa zamanda evlenmelerine de rıza göstermiş. Yetmemiş, teyzem de amcamla evlenmiş. En büyük teyzem de yine İstanbul'dan yazları tatile gelen bir ailenin oğluyla yani bir yabancıyla evlenmiş. Düşünsenize hem dedem hem ananem böyleyken benim için ne kolay, ne sıradan bir şey arabanın anahtarını tanımadığım birine teslim etmek :) Bilmem benden çocuklarıma ne kadar geçti bu gen ama Allah esirgesin kötü niyetlilerden ve hep iyilerle karşılaşsınlar inşallah.. Dipnot: Yok, bir daha vermedim anahtarı, gerekmedi çünkü :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.