Kadıköy Salı Pazarı'nın olduğu yerde Cuma günleri kumaşçılar, perdeciler vs. pazar kuruyormuştu ya hani, hani ben de bir türlü gidemiyordum ya mesai günü diye, hani akşamlara kadar da kalmıyormuştu ya pazar! Müjdeler olsun sevgili okur, ben bugün o pazara gittim. Kolaycacık, beş dakkada hem de ;) Öğle tatilinde gittim, alışverişimi yaptım, en altta gördüğün üzere, kumaşlarımı (evet evet bildin, çiçek yakmak üzere) aldım geldim. E çünkü ben artık Beşiktaş'ta değilim, bazılarınız biliyor ama bazılarınız dünyadan bi haber sevgili okur ;) Ben artık Göztepe Kampüsü'ndeyim. Anadolu Yakası'nda mutlu mesut, huzur içinde çalışıyorum bir haftadır ;) Bu vesiyle sana da hem pazar için hava atayım hem de mekanımın değiştiğini bildireyim istedim ;)
Unutmadan şunu da söyleyeyim, Optimum da yürüyerek beş dakka :))
Güzelim Cuma aşkına, haftanın en fiyakalı, en güzel günü aşkına gel bakalım yeni neler var bizim cephede ;)
![]() |
| YAKMA ÇİÇEK Ne kadar çok ton o kadar güzel çiçek, ne kadar çok tül o kadar zarif çiçek! :)) |
Bu hafta içi evde hazır yemek yokken Festigan'dan aldığım ve uzun zamandır yapmayı planladığım tarifle balığımı hazırladım. Şöyle ki;
![]() |
| FIRINDA BALIK Çinekop aldım Balıkçı'dan, kilosu 13 tl iken satıcının ısrarı ile 15 Tl'lik. (E çok geldi tabii haliyle ama ertesi gün Nehir kalanları sildi süpürdü!) Eve getirdim balıkları ve dedim ki kocama "Bi dur sen, kıpraşma, gör bak ne edeceğim bu balıklarla!" :) Hafif küçümser bir hava sezdim sanki "Ne anlarsın ki balıktan? Ziyan etmesen bari güzelim çinekopları!" bakışlarını yakalar gibi oldum ama hiiiç üstüme alınmadım. Hem neydi kurallardan biri "Hiçbir şeyi kişisel algılama!" Peki, başladım balıkları yıkamaya. Bir yandan da Ah Yalan Dünyada diye türküye ;) Yıkadığım balıkları tuzladım güzelce. En büyük fırın tepsisine koyduğum fırın kağıdının üstüne balıkları böyle bana bakar şekilde koyarken, bir yandan da okşadım güzelce :)) Siz dedim ne kadar tatlısınız, ben biliyorum, görüyorum da ama inşallah çocuklarım da farkederler bunu onlardan da esirgemeyin olur mu tatlılığınızı" dedim :) Türkü bitti, ben geçtim yenisine, dedim ki "Kimse Bilmez, Kiiimse Biiilmez!" Balıkların üstüne fırçayla zeytinyağı sürdüm güzelce. Bi parladılar, misler gibi oldular. Sonra halka doğradığım patatesleri balıkların ayakucuna, başucuna ve dahi sağ ve sol yanlarına dizdim şekildeki gibi. Sonra geçen gittiğimde köyden getirdiğim defne yapraklarından ikisini balıkların altına sıkıştırıverdim. Sonra dedim ki "Hep Sonradan Gelir Aklım Başıma, Hep Sonradan Sonradan" ;) Ve üç adet domatesi kuşbaşı doğrayarak, biberleri gelişigüzel, büyüklü küçüklü doğrayarak döşedim balıkların üstüne. İki orta boy soğanı da piyazlık halka şeklinde doğrayarak tuza bastım, beklettim azcık. Tamamdır dediğim anda ovaladım, yıkadım, sıktım soğanları ve onları da serpiştirdim güzelce. Bir domatesi rendeledim, balıkların üzerine, üstüne karabiber ve bir miktar daha tuz serptim. Bir bütün limonu halka halka kesip yerleştirdim en üste. Az biraz zeytinyağı gezdirdim ve minik minik kestiğim tereyağları da üstüne ekledim. Hepsi bu, sevgiyle, dua ile "Mahçup etme yarabbi!"lerle yolladım fırına kendilerini ;) 30-35 dakika yetecek gibi, ben biraz daha fazla tuttum ama çok pişti bizimki, sen çok pişirme, hem ekmek banmak için suyu da kalır ;) Dersen ki bu ne biçim tarif, sen o zaman şurdan al güzelce, adamakıllı tarifi e mi sevgili okur, bence de bu tarifin kopi-peyst yapılacak bi hali yok zira :) |
![]() |
| MORE THAN SOAP Üsküdar sürprizli, bir güzel semt. Epeski bir semt. Bu sefer de bir sabuncu buldum iyi mi. Çok şaşırdım çünkü 6 yıldır ordaymış ve ben görmemişim! Çok güzel sabunlar var, mis kokulu güzelim sabunlar... Bir miktar pahalı olmakla birlikte -zira o gördüğün beyaz kalpli sabuna 9 tl verdim, dükkandaki beyefendi sağolsun hediye bir sünger verdi bu sabunu üstünde muhafaza etmem için ama ben onu killitli bir dolapta saklayıp, arada, bayram olur, özel günler olur o zamanlar çıkarıp çocukları onunla yıkamayı düşünüyorum- gidip arada ziyaret etmek, koklamak bile harika olur ;) İlgine bilgine :) |





