14 Ağustos 2017 Pazartesi

AÇELYA İLE GÜLÜMSE HAYATA PROGRAMI'NDAN SESLENİYORUM :)


Bunu size söylemezsem hayatta olmaz! Geçen hafta TV çekimindeydim şekerim ;) Bilmem izlediniz mi programı ;) Yaptıklarımı topladım Kanal 360'da yayınlanan "Açelya ile Gülümse Hayata" programının elişi bölümüne konuk oldum. Buna vesile olan da canım 10marifet Bir kez daha teşekkür edip, 11. yaş gününü buradan da kutlayayım. Çok yaşa sen 10marifet ❤

Şimdi sen izle bakalım alttaki videodan, ne diyosun, ışık var mı? Yok, canlı yayın olmasına rağmen heyecanlanmadım hiç, belki youtube kanalından antrenmanlı olduğum için...

Aşağıdaki nazarlığı yaptım programda, elimdeki nazarlık  örneklerini paylaştım. Daha çok anlatabilseydim keşke nazarlıklara olan aşkımı :) 

KANAVİÇELİ NAZARLIK



Açelya ile Gülümse Hayata Çekim Öncesi 

Açelya ile Gülümse Hayata Programı 

Açelya ile Gülümse Hayata Programı 



Not: Bekliyorum içten yorumlarınızı heyecanla :)

14 Haziran 2017 Çarşamba

Hayata Düştüğüm Notlar...

Bloğa yazar gibi yazdım geçenlerde Instagram'a. İki ayrı fotoğraf altına "Hayata Düştüğüm Notlar"ı pek çoğunuz okudu belki de. Okumayanlara olsun öyleyse bu post: Misal Burcu'ya, Elif'e ;) 
AH BU BEN... 



Sevgili Nilgün öğretmenimde gördüm geçenlerde, o günden beri düşünüyorum benim hayata düştüğüm notlarımı; anlatmayı deneyeyim ;) Keçeyi, etamini, el sanatlarının her türünü ama en çok nazarlıkları severim. Yumurtayı, her türlü patlıcan yemeğini, sütlü tatlıları en çok aşureyi severim. Yoğurtsuz yaşamanın mümkünü yokmuş gibi hissederim. Yemek yapmayı çok sevmem ama mutfakta radyom çalarken hamurişi, tatlı, börek yapmayı, en çok da kekin kokusunun evin havasını aniden sıcacık bir yuva yapmasını severim. Şarkı, türkü hem dinlemeyi hem de söylemeyi severim. Konuşmayı sever, dinlemeyi -sabırsızlığım nedeniyle karşımdakinin lafını kes(e)bildiğimden sebep çok beceremez, yazarak anlatmayı, buna fırsat yaratan bloğumu pek çok severim. Şiir severim de bir kısım şairleri daha bi çok severim. kırtasiyeyi, bilhassa kurşun kalemleri çok sever, ama en çok da @_esra_akin_ cığımın ki gibi elyapımı defterleri severim. Sahip olduklarıma şükretmeyi bilir, en çok da ailem için #binşükür derim. Çocuklarıma nazar değmesinden korkar, kötü niyetlilerin şerrinden, kem gözden Rabbime sığınırım. İflah olmaz bir terazi olarak kararsızlığımı sevmez, sanatçı ruhumu severim. Kırktan sonra tamamladığım tahsilim için hem gururlanır hem de hayatımı başka şekilde kurmakta yeterince kararlı olamadığım için pişmanlık duyarım. İstanbul'u severim ama Üsküdar'ı daha çok, en çok da memleketim Yalova'yı. Aşka inanır, çok istersen mucize kabilinden aşka düştüğün kişiyle yıllar da geçse bir araya gelebileceğine, buna da tastamam "kader" denileceğine kalpten inanırım. Kendimi bazen çok bazen daha az sevsem de en çok canım ellerimi severim.. Okumayı, dergi bakmayı severim. Hayatın iki kapılı bir han olduğunu, zamanın zalim olduğunu bilir, tadını çıkarmaya bakarım. Çok zaman o fedakar annelerden, mükemmel eşlerden olmadığımı hisseder, ancak, mutlu insanın mutluluk vereceğine inanırım. Yaşla birlikte daraltan, bunaltan kıyafetlerden, renklerden ve dahi insanlardan iyice vazgeçtiğimin farkındayım. Çabuk kırılır, alınırım. Bir başıma gezmeyi, kahve keyfi yapmayı, yalnızlığı severim... Mevsimlerden en çok sonbaharı severim. Çok üşütmez de hani serin serin iyi gelir yazdan sonra. İncecik bi hırka alırsın üzerine, ayağına çorapları çekersin. Geceler yavaş yavaş uzar da bereketlenir, akşam erken inmeye başlar. Okul hazırlıkları, defter kaplamalar, aklına düşüverir o ilkokuldaki pembe panterli bavul çantanın içinden yükselen kırtasiye kokusu. Aylardan en çok #mayıs tır sevdiğim, yazı çok sevmem, bunaltır ama #temmuz ortasında, sen denizin ortasında, yüzün güneşte, sırtın buz gibi suda, kıpırdamadan yatmışsın suyun üzerinde, dünya dönmekten vazgeçmiş de, duruvermiş gibi hissedersin ya hani, işte onu en çok... Uykuyu çok severim, bıraksan 12 saat aralıksız uyur da, vakit boşa geçmiş demem hiç. Çok üzülmüşsem de, canım burnuma gelmişse de, uyursam geçeceğine inanırım, uykunun şifacı olduğuna da ;) Televizyondaki Yarışmaları sever, bazen en acayip soruları bilir, çokca da bildiğim şeylerin azlığından utanırım. En çok #karadut u ondan da çok #incir i severim ama ikisini de ağacına çıkıp dalından yemeyi en çok. İsterim ki sevdiklerim bin yıl yaşasın, hep de sağlıkla, sonra yakınlarını, anne babalarını erkenden kaybedenleri düşünüp mahçup olurum. Ablamı, kardeşimi çok sever de, ortanca olmayı pek sevmem ;) Piknik yapmayı çok severim, kışın sahilde, çocuklar küçücükken araba içinde yaptığımız piknikleri de daha da çok. Yürümeyi çok severim, uzun uzun yürüyüp, bilmediğim ara sokaklarda gezmeyi, çocukları da benimle birlikte yürütmeyi daha da ;) Güzel araba kullanabilen ya da vazgeçtim yahu iyi ya da kötü araba kullanabilen kadınları çok kıskanır, benim de yapabileceğime dair inancımı kaybetmemeye çalışırım. Teknolojik aletler konusunda pek de becerikli olmadığımı kabul eder, buna mukabil el göz koordinasyonuyla ürettiklerimde nasıl bu kadar yetenekli olduğuma şaşarım ;) Çocuklarımın küçüklüklerini unutmamak ve onlara da ilerde güzel hatıralar bırakmak için bloğa yazar, sonra da bastırıp, fotoğraflarla süslerim. 


22 Mayıs 2017 Pazartesi

SALINCAK EŞLİĞİNDE YALOVA ÖZLEMİ...

video

Çok seviyorum Yalova'yı! Öyle çok ki... İstanbul'a dönüşler hep hüzünlü :(
Sene '92, İstanbul'a taşınmışız, ki o zamanlar Yalova İstanbul'un bir ilçesi ama sanırsın taşındığımız memleket Kanada! O kadar diyim sana, o kadar uzak, o kadar dönülmez, o kadar işte,.. Bende çaresizlik baştan ayağa. "Ha döndüm ha dönücem" le geçen yıllar, Say işte ne kadar olmuş! Benim ömrümün yarısı...Döneceğim ama, bak buraya yazıyorum Sevgili Okur, sana hep ve sık sık Yalova'dan sesleneceğim, inşallah gelecek o tam da zamanı! dediğim zaman inşallah... Yazmıştım çook önceleri, Yalova'da yaşamak nasıl bir şey diye, bak işte tam şurada.. Yalova'da yaşamayı anlattığım yazıma, aramızdan çok ani ve erken ayrılan Rahmetli Cihan Abla'nın yorumu öyle kıymetli ki, hepimize ders gibi... Allah rahmet eylesin...

Sen deyiver şimdi bana, neresi senin memleket bellediğin yer? Nereye varmak, yaşamak, dolu dolu yaşamak istersin?

Not: Bir Yalova dönüşü, salıncak videosunu paylaşmaya gelmiştim halbuki ama dur bir de şu bardak altlığından yaptığım nazarlığımı göstereyim sana :) Mandala ;)

NAZARLIK 
Dipnot: Salıncak nasıldır bilirsin, giderken uzat bacaklarını, dönerken çek kendine... Kimse sallamasa da sallanırsın işte, kendi kendini sonsuza dek itebilirsin... Ne güzeldir rüzgarın verdiği his o anlarda... Bu videodaki o sesler var ya, onlar salıncağın zincirinden çıkan sesler, biraz ürkütücü olsa da, çook sevdim ben ;) Fotoğraf çeker misin dediğimde, dur önce ağır çekim video çekelim anne diyen Nehir kuzusuna bin teşekkür :)

Enbidipnot::Bir önceki gidişte de bahçede annem salıncaktayken, "Çeksene beni!" demişti de ben de çekivermiştim ama hiç aklıma gelmemişti video çekmek, demek ki kızım benden bir adım önde, şükürler olsun :) Göstereyim mi annemin fotoğrafını da ;)

NANAÇKİMİ*


* Lazca'da "anneciğim"

Dipnotun da dipnotu: Ben şimdi sana Yalova'da yaşamak nasıl şahane bir şey anlattım ya, sakın ha Yalova'nın nüfusunu patlatmayın, lütfen yani, teker teker gelin rica edicem ;)

5 Mayıs 2017 Cuma

DİNLE BURCU...

Anlatayım öyleyse, sen de dinle Burcu, canım Burcu :)

Çayın şekerinden vazgeçeli 1,5 yıl oldu ama ben şekerle birlikte caanım çayı da bıraktım :( Sadece kahvaltıda ve yanında kek, mek varsa içiyorum. Öğle yemeğinden sonra bile içmiyorum artık, düşün! Sen bana öyle çok ama pek çok sevdiğim Ahmed Arif'ten seslenirsen "Hasretinden prangalar eskittim" dersen ben de sana anlatmaya en muzdarip olduğum konudan çaydan başlarım :)
Diyeceksin ki, memlekette her şey bitti, bi çay mı kaldı dert edecek :) Yok, memlekette her şey bitmedi, ben biliyorum, bitmeyecek de, bekliyoruz umutla, sabırla...
Hıdrellez geldi bak :) Yine biz hazırlıklarımızı tastamam edelim, hatırlayalım daha önce yaptıklarımızı buradan. Hıdrelleze, bayrama, kandile ne varsa elimizde avucumuzda bize miras kalan hepsine hiç fırsatını kaçırmadan yollayalım dileklerimizi, isteyelim yürekten ki gerçek olsun...

İyiyiz çok şükür, zaman deli, zaman zalım, gelip de geçiyor, biz bakakalıyoruz. Ali Deniz okula başladı başlayacak, nasıl öğrenecek okumayı derken bak bitiyor bile 1. sınıf. Yaz tatili geliyor.

Anlatmayayım da sana resimleyeyim istersen geçip giden günlerimizi ve elbette yaptıklarımı, ettiklerimi ;)

Geçen hafta sonu köydeydik. Eski komşularımız - ki yaklaşık 35-40 sene kadar eski- geldiler köye. Piknik yaptık bahçede, çok güzeldi çook, ne kıymetliler bilsen...
Piknik :)
Burcu, senin postlarından görüyorum, sizin oralar çok güzel, çok sevilesi ama çook sıcak :( Bak bizim köye, böyle yeşil, yemyeşil ama serin de azcık, bunaltmadan, böyle misler gibi manzaraya karşı kahve keyfi :)

Kahve bahane

Çağladır, eriktir, leylaktır :) 

Kahve bahane


Çıplak ayak bastılar toprağa çok şükür, kahkahalarla, yüzlerini güneşe vererek, böyle musmutlu! Çok şükür... 


PAZEN NAZARLIK
Siyah pazen buldum, pek sevindim :) 

PAZEN NAZARLIK

DELİ NAZARLIK

YELKENLİ NAZARLIK

BAYKUŞ ANAHTARLIK


BAYKUŞ ANAHTARLIK
Yapım videosu youtube kanalımda, tam şurada :) 


Karar verdim artık böyle rahat, ferah, serin kıyafetler alacağım kendime, içinde kendimi musmutlu hissettiğim ;) 
Böyleyken böyle Burcu, yazarım yine, sen de yaz sık sık e mi...


Not:
Ne enteresansın sen sevgili okur, ig'de hiç bir sebep yokken, gelenler gidenler, giderken kapıyı çarpanlar, selam vermeden geldiği gibi hoşcakal demeden veda edenler! Sürekli bir başdöndürücü trafik yani! Enteresansın dedim çünkü sen hep buradasın! Ben nerdeyim peki ev sahibi olarak, ig'lerde :(( Allah beni ıslah etsin...
Halbuki sen biliyorsun nasıl seviyorum yazmayı, sana anlatmayı, çok ama çok seviyorum burada bir seda bırakmayı...
Kal sağlıcakla...
Muhabbetle...
                                                               

22 Şubat 2017 Çarşamba

ALİ DENİZ'in DİŞÇİ HOBİSİ :)

Sabah gözünü yeni açmış, ben de giyinmiştim, baktı bana, "Çok güzel olmuşsun! Ruj da koysana dudağına, o zaman daha güzel oluyorsun!" :))) Ruj da koyduk netekim, Ali Deniz'in isteği üzerine. Böyle bi değişik seviyo çocuğun, sarılıyo "Çok yumuşaksın" diyo, resim çekilirken elini omzumdan doluyo, yanağımı okşuyo :)

Dişçiye götürdük bunu, ilk randevu! Benim dişçimin tavsiyesiyle gittiğimiz, Nişantaşı'ndaki çocuk dişçisi, baktı önce, tespit etti yapılacakları. Çürükler de var epey! Bize bi rapor gibi bişey verdi, bir sonraki randevuda görüşürüz dedi. Seninki bir bozul, bir üzül, bir ağla, klinikten çıkmak isteme! Niye, çünkü dişine hiç bir şey yapmamış dişçi! Oğlum sen ne modelsin? Koca koca insanlar dişçiden nefret ederken, sendeki "O ne özgüven o!" :)) Defalarca gittik geldik, bi tanesinde ses çıkarmadığı gibi, dişçinin çıraklığını da yaptı, o hortumu tuttu, ağzı hiç mi yorulmaz, öyle kocaman açtı bekledi. Dişçi de çok takdir etti :) Hediyesi varmış böyle çocuklara, stiğkır verdi. Ama bence az oldu o ödül, benim çocuğuma az yani, kıyas kabul etmiyorum başka çocuklarla :)))
Nehir korkar dişçiden, ödü kopar. Niye böyle oldu bu çocukların dişleri sevgili okur! O kadar da günde iki kez fırçaladık hep, insan ebeveyn olarak sorguluyo kendini, "Neyi yanlış yaptık da bu çocuklar bizi dişçi karşısında bu kadar mahçup duruma düşürdü? diyo ister istemez! Gerçi Ali Deniz'e sorsanız kabahatli hep annesi! Dişçi soruyor, iyi fırçalamadın mı dişlerini Ali Deniz? Cevap, "Annem kısa fırçalıyo hep!" İyi de yani sen söyle, sen sanki 3 dakika mı fırçaladın çocuğunun dişlerini? 3 dakika ne yaa?? Bazen zaman ne kadar yavaş di mi? Geçmiyor dakikalar. Gerçi Nehirciğim, akıllı kuzum,  telefonundan kedili uygulamayı açıyor, kediyle aynı sürede fırçalıyoruz bazen ama işte, insanız yani ;)

İyi oluyor ama bu Nişantaşı ziyaretleri, Ali Deniz'in dolgusu 5 kez kadar düşünce, hafta sonları takılıyoruz kuzularla, AVM'den bitmek bilmez sılaym ve miniş alışverişlerini yapıyoruz. Evet bence de olmaz, bu kadar çocuklara yüz verilmez ama çocuk dişçiden çıkmış, cesur yürek  modeli sergilemiş, bir sılaym çok mu? Gerçi geçen hafta sonu Nehir'in voleybolu sonrası gittiğimiz kırtasiyede beni hasta etti. İlle LYS için hazırlanan, plastikli soru kartlarından alaymışız. Çocuğum diyorum üniversite hazırlık için bunlar. Yok, anlamadı, ağladı, rezil etti beni yollarda. Almadım tabii ki, ağladı ağladı, ayrı takıldı, trip yaptı. Sonra sustu, yanaştı, konuşmaya başladı bişey olmamış gibi. Eve dönüş yolunda durup dururken tekrar başladı ağlamaya. "Oğlum n'oldu yine, niye ağlıyosun?" "Kendime sinirleniyorum şimdi de ağladığım için" demez mi? Bir de ricası varmış "Bugünü unutaymışız" :) Unuttuk netekim, evdeki yemek kartlarından hazırladık o istediği şekil kartları da ;)

Nehir de miniş koleksiyonunu artırmakla meşgul ama öyle güzel oynuyor ve oynatıyor ki kardeşini, kıyamıyorum. Göstereyim hazırladığı bir dekorasyonu aşağıda size :) Yaratıcı, zevkli çocuğum benim :)


Bundan başka iyilik güzellik sevgili okur, sende ne var ne yok?
Özlemişim yahu seninle muhabbeti :)
Dur ayrılmadan bi de babamı söyleyeyim. Çok şükür tedavi süreci bitti, sonuçlar iyi, doktor 3 ay sonra kontrole çağırdı :) Yaza toparlar, hem daha çocuklara yaptığı ağaç oyun evinin yerini değiştirecek, inşallah çok çok sağlıklı ve güçlü olacak yine :) Rabbim tüm hastalara acil şifalar versin....

BAYKUŞLU PANO

BAYKUŞLU PANO

KANAVİÇELİ NAZARLIK

DRIFTWOOD NAZARLIK 

DRIFTWOOD NAZARLIK 

KUŞLU PANO

NEHİR'İN BAHÇESİ

AÇMA ;)

ISLAK KEK

NİŞANTAŞI KEYFİ

YOUTUBE'DA SON VİDEO - MANDALA NAZARLIK 

Kal sağlıcakla ;)


18 Ocak 2017 Çarşamba

DİNLE ELİF...

Elif, tam bir yıl oldu ve hatta 18 gün de geçti çayın şekerinden vazgeçeli ama neredeyse çaydan da vazgeçecek vaziyete erdim :( Sözümden dönmemek için, 2016 ya girerken çayın şekerinden vazgeçme prensibimi bozmadım ama ben çok bozuldum bu arada be Elif... Şu üç günlük dünyada ne var ki şu çayı da 2 şekerli içiversem?  Gerçi yanında kurabiye, kek, reçel yerken hiiiç sıkıntı yok aslında ama yemek sonrası çayları bildiğin işkence :(
Bunları şimdi neden yazdım sana, çünkü yemek arasında artık neredeyse beni terkedecek hale gelen bloğuma yazmaya karar verdiğimde, yudumladığım çay sebeptir buna. Tatsız, ruhsuz çay. Hiç mi faydası olmadı dersen, oldu elbet, çayın şekerini kestikten sonraki bir kaç ay içinde hızla verdiğim 4 kilo :)) Ne acayip di mi, canım Neşe hocam böyle olacağını önceden demişti de, ihtimal vermemiştim ;)
Ali Deniz okumayı söktü, R'ler hala "Y" havasında ama olsun, Çok tatlı okuyor, bı a, bı-a, baaa, cı-e, cı-e, ceee diye :)
Nehirciğim biraz daha büyüdü, dersleri yine âlâ çok şükür :)
Ben bin senedir çalıştığım kurumdan ayrıldım. İnsan bir kuruma 21 yıl hizmet edince, sanki oranın olmazsa olmazı gibi hissediyor kendini, ne tuhaf... Değilmişim oysa, bir ben böyle hissedermişim... Kendi isteğimle ayrıldım ama ayrılmamışım gibi halen, bu da tuhaf. Ama siz siz olun bu kadar uzuuun yıllar çalışmayın aynı kurumda.
Ve yaz(a)madığım zamanlarda deliler gibi el işleri yaptım yine Elif! Nazarlıklar bi dünya, aşağıda göstereceğim sana...
Nazarlıkları yaptıkça paylaşıyorum ig'de, hesabım da değişkti yine! @_esencan olarak bulabilirsiniz beni.
Oyalar, kanaviçeler arttı nazarlıklarda, daha çeşitlendi modeller. İlham geldikçe yeni modeller de ekleniyor :) Kanaviçeler ve oyalar, annemden,  teyzemden, Sadiye teyzeden,  tatlı ig arkadaşım Sinemden :) Çook kıymetli hepsi de, bitecekler diye çok korkuyorum :)
Kasnaklı ve yuvarlak modeller de denedim, çok sevdim de, ama Elif sen de söyle fikrini, diğer sevgili okurlar da söylesin nasıl olmuş yeni nazarlıklar..

Bu son aylarda, ben bir kez daha anladım ki, tüm olan bitene, can sıkıntısına, ruh daralmasına illa ki bir hobisi olmalı insanın... Dünyanın çilesi zor çekilir yoksa Elif! Dayanmak zor, öyle zamanlarda içimizdeki küçük odalarda, pencere kenarına kurulup, çayımızı (yok yahu orta şekerli kahvemizi) alıp, kendimizi elişlerine, kitaba ya da her ne ise iyi gelecek ona vermek lazım...Ki sen de aynen böyle yapıyorsun ;)

Güzel arkadaşım sana ve yazmamı bekleyen herkese selam olsun...
Sağlıcakla...

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK


NAZARLIK

NAZARLIK

NAZARLIK

DELİ NAZARLIK

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.