"Tünele giriyoruz, farları yakmayı unutma!" dedim koca kişisine, baktı ve güldü çok "Gecenin saat kaçı, kaç kilometredir yol gidiyoruz, ne farı? Far yakmadan mı geldik buraya kadar? Nasıl kasılmışsan!!!" Evet itiraf ediyorum, TEM'de giderken, çok hız yapıyoruz diye (100 civarı!) etrafımızdaki arabalar da bizden bin beter hızlı diye çok üzülüyorum, kızıyorum, sinirleniyorum, kasılıyorum... Kalbim çenemin tam altında gibi hissediyorum. Gıdımda bir kalple yolculuk ediyorum böyle durumlarda :(( İstiyorum ki yavaş gayet yavaş, sağdan, gayet en sağdan gidelim. Misal sağdan sapmamız gerekirse sapacağımız yere en az 10 km kala biz sağa yanaşalım istiyorum. Solda kalmaktan, sağa geçememekten çok korkuyorum. Yok ben kullanırken değil, koca kişisi kullanırken :( Ayağımın altındaki hayali frene basmaktan tabanlarım ağrıyor :(
Hatta şu dükkandan çok para kazansam, kazandığım paralara dokunmasam da bi özel şoför tutsam diyorum. Eski Türk filmlerindeki gibi yaşlıca, görmüş geçirmiş, bin yıldır araba kullanan bir amca bizim şoförümüz olsun istiyorum. Yok arabadan vazgeçemem sevgili okur, 40 yıl otobüs-minibüs, tren vs. marifetiyle dolanan ben, iki çocukla arabasız çok zor olacağını ve Allah kahretsin ki, insan bir kez konfora alıştı mı, hemencecik havaya giren bir mahlukat olduğunun gayet farkında olan ben, geri dönüşün çok zor olduğunu, arabasız yapamayacağımı düşünüyorum. Yok, Allah için koca kişisi güzel kullanıyor ama ben çok kasılıyorum be sevgili okur, bütün kemerler takılı olsa da, defalarca Ayetel Kürsi'ye dayasam da sırtımı, upuzun yollar bana kabus, hele dünkü gibi yanyol yerine anayoldan gidip de Bahçeşehir sapağını kaçırıp da teee Beylikdüzü Tüyap'lardan TEM'e girip de, ordan Bahçeşehir'e çıkıp da, ordan da bir türlü Esenkent'i doğrultamayınca düşün sen benim halimi, bir benim halimi, bir de yediğim tırnaklarımın halini :(( Aksilik işte unuttum da arka koltuğa oturmayı! Orda az daha rahatım yolu görmediğim için.....
Neyse sevgili okur biz dün 2,5 saatlik yolculuk sonrası Esenkent'e, canım arkadaşım Aynur'lara gittik... Dönüş kolaydı şükürler olsun...
*********
Sen de bil fobimin büyüklüğünü istedim. Bana kalsa, sabah 6 gibi yollar boşken gitmeli, gece saat 2 gibi yine yollar boşken dönmeli, ama......
Çantalar yaptım yine, dükkanın ilk siparişini sevgili
Tubaanne verdi :) Şans getireceğine inanıyorum :) Bir çanta, -ki aşağıdaki kuşlu çantadır kendisi- ve bir nazarlık yaptım, bugün kargoya veriyorum, çok mutluyum sevgili okur çoook :)
 |
KEDİLİ KEÇE ÇANTA
Dükkan'da
Nasıl tatlı di mi, kalıbını Pinterest'ten almıştım ama pinlemeyi unutmuşum sanırım, kaynağı gösteremiyorum bu kez sana :( Öyle zevkliydi ki bu kediyi yapmak ve çıkan sonuca öyle bayıldım ki sevgili okur, dilerim sen de bayıl en az benim kadar :))) |
 |
KEÇE ÇANTA Bu çantayı da bu hafta sonu tamamladım.
Dükkan'da |
 |
Yukarıdaki çantanın arkası da şöyle Ve ben karar verdim, madem çantalarıma ekleyecek bi kumaş etiketim hala yok, ben de kendi alamet-i farikam olsun diye, görenler benim çantam olduğunu anlasınlar diye, çantaların arkasına bir minik nazar boncuğu eklemeye karar verdim. Değil mi ki bunca bayılıyorum nazar boncuklarına :) |
 |
KEÇE ÇANTA Ve bu da Tuba için hazırladığı çanta. Kuşlu ve evli olsun istedi, "anne baba ve bebek kuş olsa" dedi, ortaya böyle bir çanta çıktı :) |
 |
KEÇE ÇANTA Yakından bakalım kuşlarımıza :) |
 |
| Bu da Tuba için yaptığım çantanın arkası |
 |
KEÇE NAZARLIK
Bu da Tuba için, oğlunun bakıcısı için istemiş... |
 |
| Ve ilk paketimiz hazır, çok özendim ilk olması nedeniyle özel olsun istedim. Üstüne de şu minik kalbi diktim, sevgililer günü için de özel olsun, kıpkırmızı olsun istedim... |
 |
KEÇE ÇANTALAR
İstiyorum ki çantalarımı ilk görenler gülümsesin. Esprili olsun çantalar, göreni neşelendirsin, bilmem ne kadar başarabiliyorum ama esas olarak amacım budur sevgili okur :) |
 |
ANNELER VE KIZLARI
(Nehir, Esen, Akdeniz ve Aynur) |
 |
| FINDIKLI KURABİYE |
Ali Deniz Pazartesileri okula kurabiye götürüyor ya, işte bu sefer de Sevgili blog arkadaşım Semoş'un tarifiyle bu fındıklı kurabiyeyi yaptım. Çok güzel oldu, tavsiye ederim, mutlaka deneyin :) 30 yıldır yapıyormuş, semoşu görünce buna inanmak zor, bu kadar genç bir kadın "30 yıldır" desin, pes yani :)
Tarifi semoşun ifadeleriyle koyuyorum :)
1 pk. (250 Gr.) margarin, 1 yemek kaşığı sıvı yağ, 1 fincan pudra şekeri, 1 su bardağı fındık ya da ceviz 4 su bardağı un (Benim yaptığım kurabiyelere 3 su bardağı un yetti) 1 çay kaşığı karbonat, vanilya (karbonat yoksa 1 pk. kabartma tozu da olur)
pudra şekeriyle yumuşak margarin iyice karıştırılır sonra diğer malzemeler eklenip yoğrulur. Hamur kolayca elinden ayrılıyorsa kıvamı tamamdır, eline bulaşıyosa azıcık daha un ilave et. Ceviz büyüklüğünde yuvarlayıp, üstüne birer fındık koyuyoruz.
170 derece sıcak fırına koy çok kızarmadan pempe beyazken çıkar soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serp. Afiyet olsun
 |
KUTLAMA KAHVESİ :)
Veee, sıra geldi hafta sonumu güzelleştiren, pırıl pırıl yapan, aklıma geldikçe beni gülümseten müjdeme :) Hazır mısın sevgili okur :) Sıkı dur, söylüyorum :))) Bütün derslerden geçmişim. Geçen seneden kalan Finansal Yönetim'den bile :))) Tam 55 almışım, inanabiliyor musun? Hiç dersim kalmadı, aferin bana :) Bu vesileyle, sınavlar için dua yollayan, iyi dileklerini ileten, "Çalış Esen, bırak artık keçeleri" diyen tüm sevgili okurlara, bin teşekkür :) Kaldı mı sana bir dönem ;) Söz o derslere çalışacağım, söz, yeminle bak... Sonra bakarsın seneye yüksek lisansa başlamışım ;) Dur bakalım, gün ola harman ola sevgili okur :) |
MUTLU HAFTALAR :)