anahtarlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anahtarlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2019 Pazartesi

HAYATA DÜŞÜLEN NOTLAR...

Hayata düşülen notlar çok sevildi, çok çok güzel yorumlar aldı. Devam etmem konusunda da yüreklendirdi güzel dostlar. E madem ben de bu kadar çok seviyorum yazmayı, devam edeyim o zaman anlatmaya..
* Dekorasyon dergilerine bakmaya bayılırım da, bir türlü onlardan ilhamla güzel güzel döşeyemem evimi. Evin modelini sürekli değiştiren kadınlardan değilim. Deli gibi ağır gardrobun, koltukların altına koyduğu paspas marifetiyle yerlerini değiştiren bir annenin kızıyım üstelik.
* İlhamın ne zaman geleceği belli olmaz ama genellikle baktığım dergiden, gazeteden, vitrinde gördügüm bir kıyafet ya da takıdan aniden gelir de, o andaki kalbimin çarpmasını nasıl tarif edebilirim size bilmem.
* Kul hakkından ölesiye korkarım. Benden geçsin de kimsenin hakkı bana geçmesin isterim.
* Uzun yıllar gerçek sendikacılık yapmış, işçilerin hakkını korumak için sonsuz fedakarlık göstermiş bir babanın kızı olarak, çalıştığım tüm kurumlarda beyaz yakalıdan çok mavi yakalılara yakın oldum, "İşçisin sen işçi kal" diyen Cem Karaca'nın şarkılarını da hep çok sevdim.
* Hayatımın hiçbir döneminde ne hırslı ne de azimli olmadım,. Çok zaman da -ergenler gibi söyleyeceğim- ezikledim kendimi. Yapamazmışım gibi hissettim. Halbuki ne mühim insanın kendine inanması, güvenmesi. Diyelim ki yapamadı bunu, ailesinin bu konuda destek olması.. Çocuklarıma yapmaya çalıştığım bu, motive etmeye çalışmak. Bilmem ne kadar başarıyorum ama bu.
* Çok merak ediyorum misal ağrı eşiği nedir? Ne kadar yüksek olabilir ya da bana çok ağır gelen acılar, sancılar başkasına vız mı gelir? Acı, ama ne kadar? Migren ağrım hafif mi aslında, ben mi abartıyorum mesela? Ölçmek nasıl olur ki? Bilmiyorum..
* Güneşli günleri seviyorum tabii ama hava kapalı, sisli, puslu da, hani yağmur deli gibi ya da diyelim gece, şimşekler çakıyor sürekli, gök gürlüyor. İşte öyle havaları da çok seviyorum.
* "Akşam 6'dan sonra bir şey yemeyin." diyen diyetisyenler duymasın ama, 9'a kadar uzayan akşam yemeğini bırak, sonrasında, çocukların uyumasıyla benim uyumam arasındaki o 1 saatlik kısa sürede çayın yanına katık edeceğim güzel ama kalorili yiyeceklerin hayali bile kalbimi çarptırıyor.
* Eskiler eskide kaldı tabii ama ne güzeldi bak annem, ne yakışıklıydı babam. Gür saçları, o yüzüne çok yakışan beni, gür sesiyle, şakalarıyla, gencecik ve yakışıklı babam, düğüne giderken eşarbını çıkarıp, saçlarını illa ki güzelce apartman topuz yaptırmış, dizde etekleri, illa topuklu ayakkabısı portföy çantasıyla bir örnek güzel annem bir de..
* Hani küçücüktük de bir örnek kadife çiçekli elbisemizle, Elif'le beni ikiz zannedenler...
* Doluşurduk da dayımın skodasının arkasına, Araştırma'ya, Esenköy'e denize giderdik hani kuzenler, teyzeler, hem piknik, hem deniz olayı, tadı başkaydı.
* "Zaman" diyorlar "geçer" diyorlar. Geçiyor, zaman ilaç oluyor da bir nebze. Oldu ve hep de olacak inşallah. Unutmuyor insan ama başka başka şeyler düşüyor aklına, azalıyor gidenlerin kederi biraz biraz. Buna mukabil, her aklına geldiğinde burnunun direğinin sızlaması hiç azalmıyor...
* Zülfü Livaneli'nin "Doğdukları Yerde Ölenler" diye bir şiiri var, bilir misiniz? Hüzünlü bir müzik eşliğinde söyler içli içli. Zaman zaman kendimi o şiirdeki insanlardan biri gibi hissederim. Buna sebep, çok az şehir dışına çıkmam, yurt dışını hiç gitmemem. 21 sene Yalova'da yaşadım, çok az il sınırları dışına çıktım. Şimdilerde de çok istememe rağmen ne bi Mardin görebildim, ne bi Adana, ne bi Konya, ne de babamın memleketi Tunceli'yi.. Yuh olsun bana..
* Yalnız şu hayatta kendimi en takdir ettiğim hususlardan biri, hiç sigara içmemiş olmak. Denedim Allah için. Ortaokuldaydım. Denedim ve denediğim anda başıma gelen felaketten ötürü, bunun bana Allah'tan bir mesaj olduğunu kabul ettim ve o dakika bıraktım sigarayla olan muhabbetimi. Çok şükür aramız hiç olmadı bir daha da..
* Ortaokulda kız meslekte okudum ben. Çocuk elbisesi ve gecelik dikmiştik ama ben değil annem dikmişti benim ödevlerimi. Çok yeteneksiz(d)im dikiş konusunda ama geçen hafta sonu şeytanın bacağını kırdım galiba. Nihayet dikiş makinasını açtım ve youtube daki yardımsever kadınların videoları sayesinde iplik takmadır, masura sarmadır, düz dikiştir öğrendim ve hızımı alamayıp, aynı gün 20 kese diktim. Anahtarlıkların keseleri çok da güzel oldu caanım pazenlerimle :)
Devam edeceğim ama sadece kese dikeceğim sanki. Şimdilik niyetim bu yönde. Soranlara öyle söyleyin, "Hediye pakedi niyetine kese dikebilir yalnızca." deyin.Dikişi daha doğrusu kesimi kolaylaştırmak için Singer kesim matı, makası ve cetveli de aldım.  Gerçekten de büyük rahatlık. Fotoğrafını hikayede paylaşmıştım ama buraya da ekleyeyim. Sevgili Pembe hanıma teşekkürler tavsiyeleri için.
*Organ bağışını ve kan bağışını önemsiyorum. Bir kez daha yazayım, belki birilerinin aklına düşürür. 21 yaşında Çapa'dan geçerken, bir başıma gittim bağışladım tüm organlarımı. Rabbim ömrümü kısa yazdıysa, organlarım da işlevlerini koruyorsa, birilerine faydası olsun istedim. Maalesef sadece organ bağış kartı ve hatta ehliyete bunu yazdırmış olmak yetmiyor. Yakınlarınızın izni gerekiyor. Bunu da sözlü olarak hep söyledim yakınlarıma. Kan bağışını da, senede iki kez düzenli yapıyorum. Ne güzel kelime "bağış" gönülden yapılan vazgeçiş. Hem bağış yapana, hem de yapılana sonsuz huzur ve mutluluk sebebi..


Araba Nazarlıkları 

Yılbaşı Hediyelikleri 

 Sevgili Singer Promise dikiş makinam Gülistan'la diktiğim anahtarlık keseleri.. 


Bunlar da arkadaşlarıma yılbaşı hediyesi olarak aldığım aşağıdaki ajandalar için hazırladığım hediye paketleri. Pazen keseler.. 

Keselerin içindeki ajandalar

Ve Singer kesim matı, bıçağı ve cetveli.. Çok kullanışlı, tavsiye ederim. 

5 Mayıs 2017 Cuma

DİNLE BURCU...

Anlatayım öyleyse, sen de dinle Burcu, canım Burcu :)

Çayın şekerinden vazgeçeli 1,5 yıl oldu ama ben şekerle birlikte caanım çayı da bıraktım :( Sadece kahvaltıda ve yanında kek, mek varsa içiyorum. Öğle yemeğinden sonra bile içmiyorum artık, düşün! Sen bana öyle çok ama pek çok sevdiğim Ahmed Arif'ten seslenirsen "Hasretinden prangalar eskittim" dersen ben de sana anlatmaya en muzdarip olduğum konudan çaydan başlarım :)
Diyeceksin ki, memlekette her şey bitti, bi çay mı kaldı dert edecek :) Yok, memlekette her şey bitmedi, ben biliyorum, bitmeyecek de, bekliyoruz umutla, sabırla...
Hıdrellez geldi bak :) Yine biz hazırlıklarımızı tastamam edelim, hatırlayalım daha önce yaptıklarımızı buradan. Hıdrelleze, bayrama, kandile ne varsa elimizde avucumuzda bize miras kalan hepsine hiç fırsatını kaçırmadan yollayalım dileklerimizi, isteyelim yürekten ki gerçek olsun...

İyiyiz çok şükür, zaman deli, zaman zalım, gelip de geçiyor, biz bakakalıyoruz. Ali Deniz okula başladı başlayacak, nasıl öğrenecek okumayı derken bak bitiyor bile 1. sınıf. Yaz tatili geliyor.

Anlatmayayım da sana resimleyeyim istersen geçip giden günlerimizi ve elbette yaptıklarımı, ettiklerimi ;)

Geçen hafta sonu köydeydik. Eski komşularımız - ki yaklaşık 35-40 sene kadar eski- geldiler köye. Piknik yaptık bahçede, çok güzeldi çook, ne kıymetliler bilsen...
Piknik :)
Burcu, senin postlarından görüyorum, sizin oralar çok güzel, çok sevilesi ama çook sıcak :( Bak bizim köye, böyle yeşil, yemyeşil ama serin de azcık, bunaltmadan, böyle misler gibi manzaraya karşı kahve keyfi :)

Kahve bahane

Çağladır, eriktir, leylaktır :) 

Kahve bahane


Çıplak ayak bastılar toprağa çok şükür, kahkahalarla, yüzlerini güneşe vererek, böyle musmutlu! Çok şükür... 


PAZEN NAZARLIK
Siyah pazen buldum, pek sevindim :) 

PAZEN NAZARLIK

DELİ NAZARLIK

YELKENLİ NAZARLIK

BAYKUŞ ANAHTARLIK


BAYKUŞ ANAHTARLIK
Yapım videosu youtube kanalımda, tam şurada :) 


Karar verdim artık böyle rahat, ferah, serin kıyafetler alacağım kendime, içinde kendimi musmutlu hissettiğim ;) 
Böyleyken böyle Burcu, yazarım yine, sen de yaz sık sık e mi...


Not:
Ne enteresansın sen sevgili okur, ig'de hiç bir sebep yokken, gelenler gidenler, giderken kapıyı çarpanlar, selam vermeden geldiği gibi hoşcakal demeden veda edenler! Sürekli bir başdöndürücü trafik yani! Enteresansın dedim çünkü sen hep buradasın! Ben nerdeyim peki ev sahibi olarak, ig'lerde :(( Allah beni ıslah etsin...
Halbuki sen biliyorsun nasıl seviyorum yazmayı, sana anlatmayı, çok ama çok seviyorum burada bir seda bırakmayı...
Kal sağlıcakla...
Muhabbetle...
                                                               

5 Ağustos 2016 Cuma

2016 YAZ...

Bayram haftasının ardına ekledim mi üç hafta, bayramla etti mi sana dört hafta! Araya bir hafta (yani bu hafta) iş, sonrasında da gelecek olan üç hafta daha tatille etti mi sana bu yaz tatili 2 ay ;) Temmuz-Ağustos komple tatil :) Yaşasınn... En çok da çocuklar için tam süper oldu ;) Nehir ve Ali Deniz bu hafta köydeler. Nehir çok mızmızlandı, hiç işine gelmedi ama Ali Deniz gayet rahat bir şekilde, ben kalırım, tek başıma kalırım ayakları yapınca rahattık ama ne oldu derseniz iki gündür telefonda sürekli ağlayan bir Ali Deniz "Annemi istiyoyumm, şimdi istiyoyumm, hemen gellll!" Bolca da düştü bu iki günde, psikolojik olarak çöktü de çocuğum dengesini mi kaybetti bilmem, durmadan, düşme haberi geliyor telefonda... Bugün dönüyorum neyse ki yanlarıma, bin şükür...
Yazamadım sevgili okur, sana olanları anlatmak, konuşmak, halleşmek istiyorum ama bir yandan da nasıl zor yazmak...
Diplomamı aldım mesela, bak aşağıya ekliyorum fotoğrafı. Ama lütfen tebrik etme tekrar tekrar bunum için beni :)  çok ettin daha önceki postlarda, benimki biraz görmemişin diploması olmuş misali ;) Ki 44'ünde alınca biraz öyle oluyor tabii ;)) Dibine kadar keyfine varıyorum, çok mutluyum çoook :)
Deniz, köy, sahil, dondurmacı arasında geçti günler... Kara günleri, dar günleri saymıyorum, saymayacağım, yorum da yapmayacağım, hayır olsun diyeceğim sadece, tekrarından ve beterinden saklasın Rabbim.. Bir de çok şükrettim o günleri İstanbul'da geçirmediğimize...
Yalova'dayken bütün tahlilleri, tetkikleri yaptırdım yine, haftada iki günü hastanede geçirsem de, çok önemsiyorum o yüzden hiç zor gelmiyor. Her seferinde, "Bu da iyi çok şükür, bu da bitti!" diyerek seviniyorum :) Yalnız o MR ne pis bişeymiş yahu! İlk kez girdim "Dandandan, dındındınnn" bi değişik sesler :( Kıpırdamadan durmak da zormuş, burnum kaşınınca anladım :) İhmal etmeyin siz de, tam ne zaman dediyse doktor, o zaman yaptırın kontrolleri e mi? Benimkiler biraz sık sık ama yapılacak bişey yok...
Ali Deniz'in doğumgününü kutladık köyde. Çok yaşasın çocuğum, mutlu, sağlıklı, neşeyle, sevdikleriyle çok yaşasın inşallah, tüm çocuklar gibi :)

Ve ben yine nazarlıktır, çiçekli tokalardır, magnet evlerdir, pek çok şey yaptım tatilde de ;) Buyrun bakalım sizi resim galerime alayım :) YAZ 2016


DİPLOMALI ESEN :) 

MAGNETLER


MAGNETLER

ANAHTARLIKLAR


ÇİÇEKLİ TOKALAR



BU DA GEÇER YA HU...
Bir güzel arkadaşa hediye yaptım. Kimin ne derdi varsa, "Bu da geçer Ya Hu!" diyorsa içinden tez vakitte geçsin, feraha ersin inşallah... 


TEKMİL-İ BİRDEN.1.. 


TEKMİL-İ BİRDEN 2



KUZULAR TERMAL'DE

İNCİR :) 

İNCİRDE BEN :) 

KARADUT BİTMEDEN YETİŞTİK :) BAHÇE MAHSULLERİ :) 
DOĞUM GÜNÜ ÇOCUĞU


YORULANLARA HİZMET SONSUZ :) 

NEHİR'İN GÖZÜNDEN :) 
MAŞALLAH ALAYIM BU FOTOĞRAFA :) 

Unutmadan canım Esracığımın güzelim hediye defterlerini paylaşayım seninle. Nasıl mutlu oldum pakedi açınca, nasıl heyecanlanıp, duygulandım ve dahi gözlerim yaşardı, tarifi zor... Ben sadece o siyah defteri beklerken, benim zarif arkadaşım yanına bir de daha önce görüp çook beğendiğim o güzelim kırkyamalı, binbir emekli güzelim defteri de eklemesin mi :) Mezuniyet hediyesi göndermiş bana. Kepli bir de tebrik kartıyla. Hep söylüyorum, yetenek, yaratıcılık, marifet evet ama bunlara ek olarak bir de nasıl zarif nasıl zevkli, nasıl güzel kalpli bir arkadaşımsın Esraaa :) Çok seviyorum seni çoook, dünya, ahiret yanıbaşımda ol inşallah canım...

Diliyorum yazın kalanı umduğundan daha iyi geçsin Sevgili Okur...
Kal Sağlıcakla...

7 Nisan 2016 Perşembe

KÖY'DEN BAHAR GETİRDİM SANA...


Hafta sonu köydeydik biliyorsun, gittik, gördük, test ettik ağaç evi :) Nasıl güzel, nasıl serin, ferah, geniş hem de ummanlar kadar :) Nehir İstanbul'dan götürdükleriyle dekore ediverdi hemen :) Ananesi de kilim, yastık, sehpa ve dahi sehpa örtüsüyle tastamam ediverdi içini :) Babam pencerelerine cam bile takmış :) Harika yani :) Ve ben bir kez daha dedim ki, kocaman, koskocaman evlere gerek yok billahi, küçücük evler daha samimi, daha sıcak, daha muhabbetli :) 
Haydi gel sevgili okur, seni bizim köye götüreceğim :) Ya da dur, sana ben baharı getireceğim :) Az aşağı alayım seni :)

AĞAÇ EV'İN MUTLU ÇOCUKLARI
Duvardakilere dikkat :) 

Kapının önündeki süpürgeye dikkat :) 

BABAM VE ÇOCUKLARI :)
Yeşilmişik, sazmışık... 

DAYISI ve ALİ DENİZ



Nehir, Mayacığımla birlikte, dayısıyla röportaj yapıyor :) Sunum ödevi için çocuk kitapları yazarı dayısını seçti :)
Uğur'un çok güzel çocuk kitapları var üç boyutlu, bakmak isterseniz şurada 

LEYLAK'TA BİR KELEBEK
Bu leylak teee Nehir'e hamileyken dikildi, 11 yaşında yani :) Üstünde bir sürü kelebek vardı, biri de Beşiktaşlıydı ama ben sadece bana usluca poz veren bu kelebeğin fotoğrafını çekebildim :) 
ÇAĞLA VE KARAHİNDİBA :)
Dilek tutmayı unutmayın 
Daha ne var dersen, bol bol çiçek, bol bol bahar :) 


 **********
Gelelim son dönem yaptıklarıma :)
PAZEN NAZARLIK
Bu sefer mavi pazenle ::) 

KAPI ÇELENGİ
(Göstermiş miydim sana bilemedim, dönüp bakamadım da aceleden)

NAZARLIKLI ANAHTARLIK

KAPI ÇELENGİ
Mor ve sarının dansı :) 

Ve köyden kahve bahane :) 
kahve bahane :)
Misss...

Sağlıcakla, muhabbetle....
Mutlu haftalar olsun... 

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.