hz.mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hz.mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2014 Cuma

"ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM" KEÇE İSİMLİKLER EŞLİĞİNDE

Yalova'daydık, yaz başındaki tatilde. Kim bilir hangi lüzumsuz sebepten kavga etmiştik eşimle (ki lüzumsuz olduğunu da şuradan çıkarıyorum, kavga edip küsüyoruz ya bazen, ertesi gün küs olduğumu gayet net hatırlamakla birlikte, neden küstüğüm konusunda kafa patlatmam gerekiyor, bir türlü hatırlayamıyorum sebebi) o zaman canım kızım demişti ki bana yalnız kaldığımızda "Anne lütfen söz ver bana, olmuş bitmiş şeyleri tekrar tekrar söyleme, onlar için kavga etme!" Şaşırmıştım bücüre, "Bak sen demiştim, büyümüş de annesine akıl veriyor!" bir yandan da "Akıllı kızım benim, ne kadar haklısın bir bilsen!" de demiştim... Yine bazenleri istemeden olmuş bitmiş şeyleri tekrar tekrar söyleme, bunlardan maraza çıkarma gafletine düşüyorum ama Nehir'in sözleri geliyor aklıma o zaman... İşte bu panonun hikayesi bu sevgili okur, günlerce uğraştığım, yazısını yazmaktan ziyade etrafındaki çerçeve için epey vakit harcadığım güzelim panomun bana söylediği bu... "Eskiyi bırak, şimdi mevzu o değil, var mı "yeni" şeyler söyleyebileceğin?" diyecek bana salonumdaki duvara astığım yerden!
Hz. Mevlana'nın derin, ummanlar gibi derin felsefesinden bana yansıyan nacizane bu olsun...

ETAMİN PANO


ETAMİN PANO



KEÇEDEN KALPLİ İSİMLİK
Bu kalpli süsü isimlik yapma fikrini bana veren sevgili Güneş Ülkesinden  Çok sevdim bu kalpleri isimlik yapma fikrini :) Kendisine pek çok teşekkür ediyor, senden de böyle faideli, orjinal fikirler bekliyorum Sevgili Okur :) 


KEÇEDEN KALPLİ İSİMLİK
Bak şu Nehir hanımın kapısına bi :) Ne yapsam "Anne benim olsun buuu!" Olmuş nitekim :) 


KEÇE İSİMLİK
Bu ve alttaki isimliği tatile gitmeden önce yaptım. Ozan ve Ali için.
Güle güle kullansınlar, böyle reprenkli, neşeli olsun tüm hayatları :) 


KEÇE İSİMLİK
Bu da bulut içinde bir küçük Ali :) 
SÜTLAÇ
O zaman ben sana mis gibi sütlaçlarımdan ikram edeyim :) ^
Armut hoşafı da yaptım, o da misler gibi oldu, çocuklar çok sevdi, yeni meyve suyumuz bu :)
Daha da yapıcam, bitmedi ki armutlar ;) 
MUTLU GEÇSİN HAFTA SONUNUZ, GÜZEL HABERLERLE, MİNİK SÜRPRİZLERLE...

27 Ağustos 2014 Çarşamba

KEÇE NAZARLIKLAR, "ETAMİNE SÖZ" VE YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE- YILMAZ ÖZDİL EŞLİĞİNDE...

Armut hoşafı yapıcam bu akşam, dün akşam Aysel'in verdiği armutları, bizim köyden getirdiklerimizle birleştirip, kardeş kardeş doğrayacağım tencereye ve bir güzel hoşaf yapıcam çocuklara. Ve sonra da hoşaf yapmaya devam edeceğim ilerleyen zamanlarda da. Sütlaç ve kek zaten cepte, lakin yoğurt için söz veremiyorum :(  Tarhana, reçel, dut pekmezi, salça annemden :) Niye anlatıyorum bunları çünkü en alta koyduğum Yılmaz Özdil'in yazısı fena çarptı beni. Semoşcuğum paylaşmış facebook'ta, ben de seninle paylaşmak istedim sevgili okur, daha önce okumadıysan, sen de oku mutlaka...
Ve sen söyle bana Yılmaz Özdil'siz bir Hürriyet, Hürriyet midir? Her fikrine katılmasam da yazılarını hep severek okudum, insanı çarpan, sersemleten, düşündüren yazılarını özleyeceğim, inşallah tez vakitte yazmaya başlar başka bir gazetede. Böyle de dedim ama kaç gazete kaldı elde???
Neyse, dur sen, ben şu hoşaf işini halledeyim bu akşam güzelce :)
İki nazarlık, bir yakma çiçekli kolye ve bir de etamin işi var tatilden :)
Buyur sevgili okur :)
KEÇE NAZARLIK
Bu şekil yaptım bu sefer de, değişik olsun istedim, uç kısımları böyle değildi ama ben ördüm güzelce, bu şekle getirdim. Canım nasıl isterse öyle yapıyorum bu nazarlıklar konusunda, pardon yanlış dedim, elişleriyle ilgili her konuda öyleyim aslında ;) Kafa nereye ben oraya :) 

KEÇE NAZARLIK
Gördün mü sen turuncuyla ve dahi kırmızıyla turkuazın uyumunu? Peki pembenin, turuncuya uyumuna ne diyorsun. Ya kırmızı ile turkuaza, kahve ile maviye! Yani diyeceğim o ki sevgili okur, ben bu keçeler sayesinde anladım ki, her rengin her renge uyarı var :) Nasıl enerji fışkırıyor bu renklerin biraraya gelmesiyle ben şaşıp kalıyorum bazenleri :) 

KEÇE NAZARLIK
Ve bu nazarlık da klasik modellerimden yine. Nazar boncuğunun etrafını böyle renk renk boncuklarla süslemek klasik değil ama :)) Onu da söyle yapıyoruz. 

KEÇE NAZARLIK
Onu da şöyle yapıyoruz, ortadaki nazar boncuğunun alt kısmından iğneyi çıkarttık, hiç batmadan bir sürü renkli boncuğu arka arkaya dizdik, gördük baktık ki, boncuğu dolayacak kadar olmuş, o zaman da ilk yere tekrar batarak tamamlıyoruz :) Çok basit yani, tek tek boncuk dikmeye uğraşmıyoruz ;) 

YAKMA ÇİÇEKLİ KOLYE
Yakma çiçekleri bu kez kolye yaptım. Bu çiçekleri ara ara yapıp, bir kutuda saklıyorum. O kutuyu da Yalova'ya götürmüştüm, orda incilerle uyumlu olur diye bir deneyeyim dedim ama aslında böyle kolye yapmak değildi niyetim. Duvar süsü yapacaktım, sonra baktım ki duvara değil bana daha çok yakışıyor, kendime kolye yapıverdim :)
Aralardaki incileri de Atatürk İlkokulunun karşısındaki pasajdan aldım. Daha önce de söylemiştim sana ama yine söyleyeyim. Yalova'da oturanlar mutlaka ordan alsın. İstanbul'dakinin üçte biri fiyatına boncuklar, malzemeler. Misal burdaki 3,5 tl denilen o çanta mıknatısları orda 1 tl ;) Memleketin güzide tatil beldelerine gitmek için Yalova'dan transit geçen sevgili okur, sen de bir mola ver ve git o boncukçuya, pasaja girince ilerde sağda göreceksin, kapısında kurdeleler olan dükkan :)) Hatta ordan çıkınca da dön köşeyi bizim fırına git ve bir fiyakalı resim çektir benim gibi :))
"Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. "
Hz. Mevlana
Bu sözü yazdım etamine bu kez. Çok seviyorum kumaşa sözler yazmayı, daha doğrusu işlemeyi. Daha önceki yazdığımla birlikte bunu da çerçeveleteceğim. 


ETAMİNE YAZI
Instagram'da yaptığım işleri "arkası yarın"larla paylaşmayı çok seviyorum. Bu fotoğrafların bir kısmı oradan zaten :) Bazılarınız da gördü, biliyor bu resimleri zaten ama bilmiyormuş gibi yapmaya devam :))
O alt kısımdaki dantel, benim bundan 25 yıl kadar önce çeyizim için işlediğim ara dantelinin uç kısmı. Kumaşa diktirmemiştik o  zaman, Yalova'dayken annem getirdi. Nasıl işlemişim metrelerce inanamazsın sevgili okur, uç uca koysam, burdan köye yol olur,  o kadar diyim sana. Bu arada Ören Bayan 70 numara iple ile işlendi bunlar :) Boru değil yani :) Ama çok severek işledim hep danteli de, yine olsun, yine yaparım ;)
Şimdilerde bunları nasıl değerlendirsem diye düşünmekteyim. Ama kabul ediyorum ki, bu konuda keçe ve etamindeki kadar yaratıcı değilim :(
SÖZ BİTTİ...

ETAMİN PANO

Kenarının çerçevesi ile meşgulüm tam üç gündür :(  Örnekteki gibi olmuyor çiçekler nedense ama güzel olacak inşallah, son halini bir dahaki posta koyarım inşallah :) 
Bitti mi peki "etamine söz" projelerim? Elbette bitmedi, izle beni sevgili okur... 


*************
Ve bunlar da tatilden kalan kareler :) 2014 yazı böyle geçti! Çok sıkıldım bu yaz da sıcaklardan, serin havalar istiyorum acilen, gelsin güzelim Eylül :) 
YAZ 2014-YALOVA
İncir zamanıydı, Ali Deniz bol bol incir yedi, Nehir de böğürtlen. Bizim çocuklar şanslı çok şükür bu konuda. Bir köyleri var, dalından meyve, sebze koparacakları bir bahçeleri :)
Babam bize mangal partisi yaptı köyde :)
Sonra kızlar geldi yine, Arzu, Hülya ve Nurcan, çok güzel geçti yine, tekrarı tez vakitte nasip olsun inşallah, çok seviyorum lise arkadaşlarımı :)
O resimde gördüğün delikanlı Ali Deniz'in bayıldığı Ömer Abisi, yeğenim :) 


ÇOK MU ZOR?

Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken,
Siz, "Aman annane be, boş versene"deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini
annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten
kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz.
Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor.
Bilmeli.
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata
yapmasını bilmiyor!
Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran...
İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkum,
maalesef torunlarınız da.

Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için,
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını
kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına
koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi " köylü işi "
vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları
"modernite" sandığınız için,
Daha 10 yaşında çocuklarımız balona döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor,merdiven çıkamıyor.

Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak?
İstanbul'un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir'de,
Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikayet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla
beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde
ekmek yapmak?
Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet
umacagına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?

Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun
Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun
Ne işe yaradı senin pazara gitmen?

Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi...
Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle
zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!

Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok;
Gazetelerin tiraj almak için uydurduğu uzmanlarından
fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun...
Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini sanıyorsun?

Çin'den bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan...
İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Ben iddia ediyorum;
Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla,
Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına
sahip çıksa, Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile...

Uzatmayayım.

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!

Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme
zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz,
Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

Yılmaz ÖZDİL


Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.