12 Mart 2012 Pazartesi

BİR DE BİZE SORSANIZ!

Kafama takılan şeyler var...
Misal, paramızın simgesi için açılan yarışmaya katılan eserlerin (eser mi denir bilemedim tam ama!) içinden biz seçseydik simgemizi, biz kullanıcaz ya hani, jüri biz olsaydık,  misal internet üstünden bi oylama sistemi olsaydı da tıklayıverseydik seçtiğimizi...  Prova yapsaydık önce bir, baksaydık kolay yazabiliyor muyuz, pratik mi? E bundan sonra sürekli o kullanılacaksa ve kullanacak olan da bizlersek niye en son bizim haberimiz oldu paramızın simgesinden, bir gün televizyonlarda şak diye karşımıza "İşte budur ey halk, bundan böyle bunu yazacaksın paranın yanına" dendi? Niye bizim adımıza Tülay Lale'nin TL'si kabul edildi, güvenmediler mi Türk halkının zevkine?
Bineceğimiz vapurun modelini niye seçtiriyor o zaman İstanbul Büyükşehir Belediyesi, onu da kendileri seçselerdi, ya da vapurunun modeline karar veren yüce halkımız, TL'sinin simgesine karar veremeyecek mi???? Yoksun muyuz biz o zevkten??? Reva mıdır bize yapılan bu TL dayatması :)))


İkincisi çok daha mühim, çok daha hayati bir konu... Günlerdir fırtınalar kopartılan ama muhalefetin yenilgisiyle komisyondan alelacele ve kavga-dövüş geçirilen 4+4+4 formulü... Ne hayır gelecek bundan bize bilmem :( Ben hep çıkan kavgalarla anacağım bu yeni eğitim sistemini... Demokrasi var memlekette, bizi temsil edenler aracılığıyla gerçekleşen ama  sakat bir demokrasi bence, muhalefete kulak vermeden, akademisyenlere kulak vermeden, "Çoğunluk bizim, söz hakkı bizim, siz kendi iktidarınızda yaparsınız istediklerinizi" denilen bir demokrasi ya da en azından benim anladığım bu...
Çocuklar bizim, "Bir çocuk 5 yaşında ilkokula başlarsa ne olur?" bunu en iyi anne-babalar bilir, e bu konuda da bize soran yok...
Kızım bu yıl başladığı okulun daha ilk günlerinde büyük sınıflar tarafından düşürülüp, burnu kanayıp, şiştiğinde, dişi kırıldığında küçücüktü, oğlum ablasından daha da küçük başlarsa okula, okuldaki büyük çocuklardan, koşanlardan, merdivenlerde itişen abi-ablalarından kim koruyup, kollayacak onu? Çok mu zor, ortak bir karara varmak, orta yolu bulmak, anne-babalara sormak en başta da? Zor galiba, öğrenemedim gitti, bin senedir böyle değil mi bu?
Biz ilkokuldayken, 5. sınıfı bitirince gittiğimizin adı ortaokuldu, sonra lise gelirdi. Sonrasında ortaokul ve lise birleşip ortaöğretim adını aldı, sonra hooop tekrar 1. sınıftan 8. sınıfa kadar ilköğretim dendi ve mecburi oldu, en son  da liseler 4 yıla çıktı... Arada SBS'ler kondu 6-7-8'lere, en son ondan da vazgeçildi, ara sınıf SBS'leri kalktı (kalktı di mi en son?) Lise Giriş Sınavı kaldı... Serseme çevirdiler insanı, Milli Eğitim adında her daim değişen bir sistem var, sürekli müdahale edilen, bir türlü tatmin olunamayan, her milli eğitim bakanının bir önceki uygulamayı beğenmeyip habire değiştirmesinden oluşan bir Milli Eğitim...
Bakalım daha neler göreceğiz???


Şükürler olsun Ahmet Şık ve Nedim Şener 375 gün sonra serbest...  Darısı hapisteki diğer gazeteci, yazar ve milletvekillerinin başına...

2 yorum:

  1. Esen'cim amaç belli... nasıl yaparımda cahil bir toplum yetiştiririm?? Şu içinde bulunduğumuz dönem birebir osmanlının çöküş dönemi:) Cahil toplum, din, pozitif bilimden daha önemli ve önde, rüşvet, beşik uleması vs sayacak çok şey var...
    SONUÇ: 'ne mutlu türküm diyene' out, 'padişahım çok yaşa' in.....:)
    öpüyorum

    YanıtlayınSil
  2. Günaydın mor atölye, teşekkürler güzel yorum için. Söylediklerine katılmakla birlikte en çok merak ettiğim nasıl bu kadar "uyuyan" bir toplum haline dönüştüğümüz, hiç ses yok olan bitene, ya da çok cılız sesler, onların da hiçbir kıymeti yok malesef...
    Sevgiler

    YanıtlayınSil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.