2 Kasım 2019 Cumartesi

KASIM MEYDAN OKUMASI 2. GÜN

2. En sevdiğin koku ve sesleri yazar mısın?
Yazayım elbette,
Koku dersen en çok çocukluğumu hatırlatan güzel kokular. Sonra çocuklarımın bebeklik kokuları. Sevdiğim meyvelerin ve çiçeklerin kokuları. Kırtasiye kokusu mesela. Aslında bununla ilgili bir post yapmıştım, onu kopyalayayım aşağıya en iyisi.

Seslere gelince, usul usul söylenen şarkılar mesela, çoğu kimsenin aksine rüzgarlı, gökgürültülü havalar, hem lazca hem de kürtçe söylenen türküler, ve ayrıca illa ki türküler.. Tulum sesi, ney sesi. Bir de canım babamın yitip giden güzel sesi..



KOKULAR..
* Çocukluğumdan ilk aklıma gelen koku, bakkal kokusu, küçük, hafif loş bir bakkal, içindeki envai çeşit şey nasıl böyle güzel bir koku oluşturabilir! Leblebi tozu almaya gittiğimiz köydeki küçücük bakkalın kokusu bu!  Bazen küçük mahalle bakkallarında rastlıyorum o kokuya, doya doya içime çekiyorum, bin yıl önceye gidiyorum...

* Dedemin atölyesinin keskin talaş kokusu...

* Köydeyiz, evde, telaşsız, zamanın ağır ağır geçtiği günlerden birinde, hani böyle havanın dalga dalga aktığı, sımsıcak günlerden birinde,  yakında çok yakında bir yerde odun kesiliyor motorlu testereyle, evden çıkınca burnuma çarpan odun kokusu...

* Kırtasiye kokusu... Kitap, defter, kalem ve diğer kırtasiye malzemelerinden gelen koku, en bariz hatırladığım Yalova'da eski adıyla (ve bence hala adı odur!) Karamürsel caddesindeki Kuşku Kırtasiye'nin kokusu, nedendir bilmem orası da loş bir yer olarak kalmış hafızamda...
Hala çok seviyorum kırtasiyelerde bakınmayı, kendim için değil artık ama Nehir için kırtasiye malzemesi seçmeyi...

* İlkokula giderken, Pembe Panter'li, pespembe, bavul şeklindeki okul çantamı açınca içinden yükselen koku... Bu koku da çok güzeldi, silgi kokuyordu en çok da, bir de akmış uhu...

* Kitap, defter, kalem, silgi, tebeşir ve çocuk kokan sınıflar, okullar ;)

* Rahmetli teyzemin reçellik güllerinin güzelim kokus
u (ama buna mukabil, gülsuyu kokusunu sevmem)

* Bahçeden yeni koparılmış domates kokusu,

Bunlar çocukluğumdan kalan ve ilk aklıma gelen kokular...

Şimdilerde ise;
* Yeni yıkanmış, serilmiş nevresim kokusunu çok seviyorum, serin serin uyumayı bu kokuların içinde...
* Salatalık kokusu,
* Beyaz sabun kokusu,
* Bebeklerin yeni uyandıklarında, terli saçlarının kokusu,
* Çocuklarımın banyo sonrasındaki kokuları, çenelerinin altı ile boyunlarının arası özellikle de...
* Vanilya, tarçın kokusu,
* Ihlamur kokusu  (Baharda, evden Üsküdar'a yürürken, ara ara burnuma gelen ıhlamur kokusunun hangi ağaçtan geldiğini bulmaca oyunuyla ;) )
* Hani bütün evi havalandırırsın, mümkünse ceryan yaptırırsın, içeri serin, taze hava girer, evin kokusu bir anda değişir, işte o koku,
* Deniz kokusu,
* Yemek pişen ev kokusu (ama burdan kastım asla ve asla karalahana pişen ev kokusu değil, karalahanaya bayılırım küsmesin böyle dediğime ama pişerkenki kokusu ıyyyy :( )
* Yeni biçilmiş çimen kokusu,
* Limon kolonyasının kokusu,
* Yağmur sonrası toprak kokusu,
* Sobada kızarmış ekmek kokusu,
* Demlenmiş çay kokusu,
* Yeni mobilya kokusu,
* Tabii ki, en sevdiğim çiçek kokusu olan hanımeli kokusu, hem çok zarif hem de çok güzel kokulu bir çiçeksin sen HANIMELİİİ ;)
Köy'den. Babamdan miras meyveler ❣️


9 yorum:

  1. Kaleminize sağlık 😊 güzel bir yazı olmuş 😊

    YanıtlayınSil
  2. Kokular ve sesler yaşam onlarla anlamlı. Kahve kokusuna eşlik eden kurabiye. Fırından çıkmış taze ekmek. Yazınız çok güzel.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence de, kokusuz dünya çok eksik kalırdı.
      Sıcak ekmeğin ucundan azcık kopardım ;)
      Çok teşekkürler, beğenmenize sevindim :)
      Sevgiler

      Sil
  3. Benim için;
    Çocuğuz (6-7 yaş) Eylül ortaları, Malatya'dan Adana'ya dönüyoruz, trenle... Büyükannem her yaz beni de götürüyor köye. Yaz sonu geldiğinde artık oralarda kışlık olarak ne hazırladıysa alıyoruz yanımıza. Dönüşte mutlaka babam gelip alıyor bizi. Geceden biniyoruz trene, sabaha karşı kompartumana hafif gün ışığı vurduğunda uykumdan kaldırıyorlar beni. İçerde mis gibi bir vişne reçeli kokusu... Kahvaltı yapıyoruz... Bir daha aynı lezzette yiyemedim vişne reçelini:( gel de mutsuz olma...
    Çok öpüyorum Esen hanım, sevgilerimle...
    Aysel (Atölye Perperik)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah Aysel hanım, burnumun direği sızladı! İyi ki yazdınız, eyvallah 🙏 Çok öperim, sevgiler ❣️

      Sil
  4. O kadar güzel yazmışsın ki yine, yüreğine sağlık.
    Anneanneme giderken, Duzce den Kasaba yoluna girince bir is kokusu olurdu sobalardan tüten dumanın. Us kokusu sevilir mi? O koku çoook sevilir:) hâlâ hafifte olsa oluyor ve beni cook mutlu ediyor.
    Fırında pişen poğaça kokusu beni benden alıyor:D diğerlerinin hepsini yazmışsın:*

    YanıtlayınSil
  5. Sevilir tabii, çünkü her rastladığında seni alır o zamanlarına geri götürür o is kokusu.. Önceden ne çok vardı, doğalgazdan sonra bitti o kokular, bazen soba da yanıyorsa, bazı mahallelerde geliyor senin de dediğin gibi..
    Ah o fırın kokuları, bütün kalorilerin müsebbibi :)

    YanıtlayınSil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.