2 Nisan 2012 Pazartesi

KOKU...

Kokular benim için çok önemli, sanıyorum herkes için de öyledir. İnsanın koku alma duygusunu kaybetmesi fecidir heralde, alerjik biri olmama rağmen, pek çok parfüm kokusunun beni hasta edecek derecede dokunmasına  ve bu sebepten hiç parfüm kullanamamama rağmen, güzel kokular, beni alıp alıp biryerlere götürmesi, bir kişiyi, bir olayı, bir anı hatırlatması nedeniyle çok önemli...
Aklıma gelen kokuları anlatayım size, ben anlatayım, siz kokusunu hayal edin...
Hem geçmişten hem şimdiden yola çıkarak;

* Çocukluğumdan ilk aklıma gelen koku, bakkal kokusu, küçük, hafif loş bir bakkal, içindeki envai çeşit şey nasıl böyle güzel bir koku oluşturabilir! Leblebi tozu almaya gittiğimiz köydeki küçücük bakkalın kokusu bu!  Bazen küçük mahalle bakkallarında rastlıyorum o kokuya, doya doya içime çekiyorum, bin yıl önceye gidiyorum...

* Dedemin atölyesinin keskin talaş kokusu...

* Köydeyiz, evde, telaşsız, zamanın ağır ağır geçtiği günlerden birinde, hani böyle havanın dalga dalga aktığı, sımsıcak günlerden birinde,  yakında çok yakında bir yerde odun kesiliyor motorlu testereyle, evden çıkınca burnuma çarpan odun kokusu...

* Kırtasiye kokusu... Kitap, defter, kalem ve diğer kırtasiye malzemelerinden gelen koku, en bariz hatırladığım Yalova'da eski adıyla (ve bence hala adı odur!) Karamürsel caddesindeki Kuşku Kırtasiye'nin kokusu, nedendir bilmem orası da loş bir yer olarak kalmış hafızamda...
Hala çok seviyorum kırtasiyelerde bakınmayı, kendim için değil artık ama Nehir için kırtasiye malzemesi seçmeyi...

* İlkokula giderken, Pembe Panter'li, pespembe, bavul şeklindeki okul çantamı açınca içinden yükselen koku... Bu koku da çok güzeldi, silgi kokuyordu en çok da, bir de akmış uhu...

* Kitap, defter, kalem, silgi, tebeşir ve çocuk kokan sınıflar, okullar ;)

* Rahmetli teyzemin reçellik güllerinin güzelim kokusu (ama buna mukabil, gülsuyu kokusunu sevmem)

* Bahçeden yeni koparılmış domates kokusu,

Bunlar çocukluğumdan kalan ve ilk aklıma gelen kokular...

Şimdilerde ise;
* Yeni yıkanmış, serilmiş nevresim kokusunu çok seviyorum, serin serin uyumayı bu kokuların içinde...
* Salatalık kokusu,
* Çilek kokusu,
* Kocamın parfümünü ilk sürdüğü andaki kokusu,
* Komili sabun kokusu,
* Bebeklerin yeni uyandıklarında, terli saçlarının kokusu,
* Çocuklarımın banyo sonrasındaki kokuları, çenelerinin altı ile boyunlarının arası özellikle de...
* Vanilya, tarçın kokusu,
* Ihlamur kokusu  (Baharda, evden Üsküdar'a yürürken, ara ara burnuma gelen ıhlamur kokusunun hangi ağaçtan geldiğini bulmaca oyunuyla ;) )
* Hani bütün evi havalandırırsın, mümkünse ceryan yaptırırsın, içeri serin, taze hava girer, evin kokusu bir anda değişir, işte o koku,
* Deniz kokusu,
* Yemek pişen ev kokusu (ama burdan kastım asla ve asla karalahana pişen ev kokusu değil, karalahanaya bayılırım küsmesin böyle dediğime ama pişerkenki kokusu ıyyyy :( )
* Yeni biçilmiş çimen kokusu,
* Limon kolonyasının kokusu,
* Yağmur sonrası toprak kokusu,
* Temizliğin kokusu demek istiyorum ama kocamın yorumundan  -ya da şerrinden daha doğru bir ifade sanırım- feciiii korkuyorum, zira temizlik kokusuna bayılmakla birlikte temizlemek kısmına uyuz oluyorum... 
Geçen bana dedi ki, bloğuna fotoğraf buldum, sevindim, ay dedim ne güzel bak bloğumu da düşünürmüş! Gösterdi telefonundan fotoğrafları, önceki akşam yıkamadan  bırakıp uyuduğum, tezgahtaki kirli tencerelerin fotoğrafları, güldük çok tabii, komik geldi ama hayal kırıklığı beri yandan da ;)
* Sobada kızarmış ekmek kokusu,
* Demlenmiş çay kokusu,
* Yeni mobilya kokusu,
* Tabii ki, en sevdiğim çiçek kokusu olan hanımeli kokusu, hem çok zarif hem de çok güzel kokulu bir çiçeksin sen HANIMELİİİ ;)

Nazım'ın Latife Hanım için yazdığı söylenen şiirindeki hanımeli böyle bir hanımeli miydi acaba?

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN
VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..



.............. liste uzar gider...









4 yorum:

  1. merhabalaar:)
    ne hoş ne cici bir sayfa bu böyle..
    emeklerinize sağlık..
    samimiyetiniz ile süslediğiniz sayfanıza bayıldımm..
    izliyorum hemen sizi..
    bende bekliyorum sayfama,arzu ederseniz elbette..
    kucak dolusu sevgilerimle..
    :)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba :)
    Çok teşekkürler bu güzel yorumunuz için :) Samimiyetimi size ulaştırabiliyorsam ne mutlu bana. Hemmen izlemeye alıyorum sizi, çok sevgiyle...

    YanıtlaSil
  3. Aaaa ne kadar uzuuun ve güzel bir liste.. Aklıma hiç bu kadar detay gelmemişti benim.. Ne çok sevindim bu yazıyı okuduğuma, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki Balık Bir Kedi ;) çok teşekkürler, benim kısa yazdığım pek nadir zaten :( Benim de kusurum bu işte ;) Ama ben de senin bu yazıyı sevmene çok sevindim :)
      Eyvallah :)

      Sil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.