30 Nisan 2020 Perşembe

MEYDAN OKUMA-15

15. Distopik hikayeleri aratmayacak günlerdeyiz. Biraz bu ruh halinden sıyrılmak gerek. Senin ütopik hikayen ya da  dünyan nasıl olurdu bilmek isterim. 

İstemiyorum ütopik bir dünya. 2 ay önceki dünyamı istiyorum. Çocuklar okulda, ben işte, hafta sonları kafamıza göre, canımız nerede istiyorsa orada. Maskesiz, eldivensiz. Hafta sonları Ali Deniz yine baskette istiyorum. Yalova'ya, köye gitmek istiyorum. Eminönü'nden malzeme almaya gitmek istiyorum. Markette sakince, stressiz alışveriş yapmak istiyorum. 
Bir an önce 2 ay önceki dünyama dönmek istiyorum. Rutin iyidir derdim hep ama şimdi daha da.. 

28 Nisan 2020 Salı

MEYDAN OKUMA-14

14. Bugün bir robot tasarlıyor olsan, tasarım robotunun hangi özellikleri olsun isterdin?

Benim üzerimdeki tüm lüzumsuz yükleri alsın isterdim. Ev işlerini, bilhassa mutfak olayını komple devralsın benden. Ne istiyorsa o pişirsin, kendi karar versin. Çocuklara da o pişirdiklerini (bilhassa ıspanaktır, pırasadır, lahanadır, karnıbahardır) yedirsin de görelim lütfen :) 
Sonra bu robotçum bana her gün arkası yarın gibi yeni ve güzel hikayeler anlatsın uyku öncesi. Biraz yarenlik etsin, tatlı tatlı konuşalım.. Misal her gün bana yeni ve ilginç bir bilgi versin. Bazen teselli etsin, "boşver şekerim" desin, "aldırma, yalan dünyanın dertleri" işte desin.. 
İlham da verdi mi, bırak dünyalığı, ahiretlik oluruz kendisiyle valla :) 

MEYDAN OKUMA-13

13. Öğrenmek çok kıymetli, bilgiye giden yol ise herkes için farklı. Senin öğrenme yolların nedir, çok merak ediyorum.

Öğrenme yollarım, 80'ler çocuğu olarak daha çok ansiklopedilerdi. Okumak babamdan miras. Çok ama pek çok okurdu. Çeşitli alanlarda, belki binlerce kitap okumuştur. Zaten hep okurken ve yazarken hatırlıyorum babamı..
Ansiklopedi karıştırmayı çok severdim, sonraları da gazete, dergi, ne olsa okudum. Kitap da çok okudum ama şimdilerde epey az maalesef..
Öğrenme yollarım, internet daha çok şimdilerde ama geçenlerde diğer meydan okuma sorusunda da yazdığım üzere, güvenmeyip, başka başka kaynaklardan da okuyorum. 
Bir de şu aralar, televizyondan değişik kanallar bulmaya çalışıyorum. TRT belgesel ilgimi çekiyor mesela. 
Üniversitede çalışıyorum uzun yıllardır. Ondan önce de kolejde. Dolayısıyla akademik dünyada olunca, ister istemez bilgi önüne geliyor bir şekilde. Mail grubundan, web sayfasından, hocaların paylaştıklarından.. 
Elişlerine gelecek olursak, görerek öğrenemediğim için illa birinin bana tarif etmesi lazım yanımda. Örnek çıkaramam mesela, aklım da almıyor pek öyle kağıt üzerinde gördüğünün aynısını motife dökenleri, kıskandığımdan sebep belki de :)
Youtube öğrenme konusunda iyi bir araç aslında. Benim de videolarım var yaptığım işlerle ilgili ve hep çok güzel yorumlar geliyor. Pek çok kişiye faydalı oldu. Yani ben de zaman zaman youtube dan öğrenebiliyorum yapmak istediklerimi.. 
Ama bazı şeyler var ki, teorik de olsa, pratik de olsa öğrenme yöntemi, yine de öğrenemiyor insan. Misal araba kullanmak gibi :( 10 ders direksiyon dersi aldım yahu! Kullanmaya kulandım da, Allaha emanet, hem ben, hem siz ve cümle alem :)) 

Bunlar geldi aklıma ilk anda bu başlıkla ilgili.. 

MEYDAN OKUMA-12

12. İşte cevapları ile ağız sulandıracak bir soru; eğer günleri bir yemeğe benzetseydin, haftanın günleri hangi yemekler olurdu? 


Pazartesi: Pazardan yapılmış güzel bir etli dolma (yaprak sarma ve kabak karışık)Pazartesi sendromum yok genelin aksine, dolasıyla en sevdiğim yemekler olur genelde..

Salı: E dünkü dolmadan var daha :) 

Çarşamba: İki gün ev yemeği yeyince, Çarşamba, ev mantısı (yok ben yapmadım ama nefistir Evce'nin mantısı)

Perşembe: Etli Nohut ya da kuru fasulye 

Cuma: Tava böreği ya da pizza (ben yapıyorum pizzayı :)

Cumartesi: Normal şartlarda dışarda yeriz Cumartesileri, şimdilerde ortaya karışık, misal paçanga böreği, peynirli-kıymalı börek, kek ve mercimek köftesi en çok yaptıklarımdan.. 

Pazar: Balık (fiks) Yaz ayları hariç tabii..

Gördüğünüz gibi, öyle çok da mutfak insanı değilim, idare ederek, uydurarak, çoğunlukla da kaytararak geçiyor günler ama çok şükür yine de ;) 

25 Nisan 2020 Cumartesi

MEYDAN OKUMA-11


11. Sosyal medyanın 3 iyi 3 kötü özelliği hakkında konuşalım mı bugün ?

Olur, konuşalım tabii..

Sosyal medya olmasaydı, ki bu "Sosyal Medya" tanımına, pinterest, youtube, instagram ve en başta da blogları katıyorum, çok eksik olurdu sanki hayatım.. 
Hiç inkar edemem, bu saydığım mecraların bana kattıkları pek çok.. Blog arkadaşlıklarım (ig den çok önce) çok kıymetli, hala görüşürüz, yazışırız. Birbirimize güç veriyoruz, motive ediyoruz, destek oluyoruz. Demek ki 1. sırada, "Kıymetli dostluklar" geliyor. Bir fotoğrafımızı paylaşayım, eski blogger lar da var içlerinde, ig'de tanıştığım güzel kadınlar da. Grubumuz, kahvaltı grubu. Düzenli buluşuyoruz ama bu kez uzun sürdü. Çok özledim arkadaşlarımı Co yüzünden ara epey uzayınca. 
Ferayım eksik fotoğrafta, 7 kişilik Çelik Manolyalar 

Sonrasında, yaptığım işleri ve bilhassa da nazarlıklarımı, benim hayal bile edemeyeceğim kadar büyük bir kitleye duyurması nedeniyle, en çok da instagram'ın bu özelliğini 2. sırada sayabilirim, "Geniş kitlelere ulaşmak" 
3. sırada da, özellikle ilk yıllarda, sık sık sayfalarında dolandığım pinlerinden ilham aldığım pinterest'i başa koyarak "İlham vermesi"ni sayabilirim sosyal medyanın iyi özelliklerine. Ve tabii pek çok güzel kadın tanıdım, cömert, iyi kalpli, motive eden, elindekini paylaşmaktan -karşılıksız- hiç çekinmeyen, yüzlerce kadını başka nasıl tanıyabilirdim ki sosyal medya olmasa..

Kötü özelliklerine gelince; zaman zaman acımasız insanların varlığı insanı incitebiliyor. Kötü niyetli kişiler var ve pek fütursuz, fazlasıyla da cesurlar. O zaman, kalbi nasırlaşmış, dilleri zehirli "kötü niyetli kişiler" 1. sırada dursun. 
Sonra, yapılanları taklit edenler çok fazla.Zaman zaman blogda ya da ig'de bu konuyla ilgili yazdım ama bir süredir çok takılmıyorum çünkü açık mecralarda paylaşıyorsam, taklit edilmesini de kabullenmek gerek. Kabullenemediğim emeğe yapılan saygısızlık. Zaten en baştan yaptıklarımı herkesin yapmasına izin verdim, ilham almasına, yapabiliyorsa aynı modeli yapmasına ve hatta satarak para kazanmasına da hiç itiraz etmedim. Lakin, bu benim her bir modelimi, kendi tasarımıymış gibi sergileme hakkı vermemeli. Tasarım sahibinin adını analı. Dolayısıyla "taklit" değil de "Emeğe Saygısızlık" olsun 2. sırada.. 
Son olarak da, sürekli senden ilgi bekliyor sosyal medya, "Esencan hanım yeni video yok mu?" ya da birkaç gün paylaşım yapmazsan ya da sayfanın geneline aykırı paylaşım yaparsan, misal özel hayattan fotoğraf vs. paylaşırsan, bu sefer de "Ne durucam burada, gideyim ben!" diyen bir grup insan modeli de mevcut. Tamam, 3. sıraya da bunu koyalım "Sürekli bir dinamizm ve özel çaba gerektirmesi"
Bilmiyorum yani tam da, bunlar ilk aklıma gelenler ama illa ki, başka başka güzellikleri ve sakıncaları da vardır tabii. Benim açımdan bakınca ilk aklıma gelenler bunlar ama çok zaman kaybettirmesi (ki Allahtan ben çok uzun saatler geçirmiyorum!) istismara, tehdite, şantaja (bilhassa çocuklar için) söz konusu olması da mühim sakıncalar elbette..




Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.