4 Kasım 2019 Pazartesi

KASIM MEYDAN OKUMASI 4. GÜN

4. Gün içinde, her ne kadar yaşamlarımızın zorluğuna rağmen yine de arada bizi mutlu edecek "Küçük Sevinçler" yaşıyoruz, bugün seni mutlu eden küçük sevinçleri yazar mısın?

* Cumartesi gönderdiğim kargo ulaşmış, alısıcının teşekkür mesajı ve bu kadar hızlı ulaşması bir sevinç kaynağı oldu benim için. Zira 10 günde Üsküdar'dan Fenerbahçeye ve öncesinde de 10 günde İzmir'e ulaşamayan PTT kargoları benim sinirimi öyle zıplattı ki, bu Yurtiçi Kargo aracılığı ile hızlıca giden kargo şahane :)
* Pembe triko kazağımın altına pileli gri kolej etek giydim, Nebahat hanımın hediyesi uzun sıralı incilerimi de taktım, saçımda da kendi yaptığım büyük çiçekli tokam. Birden fazla kişi, ne güzel olmuş kıyafetin deyince o benim bünyede küçük sevinç işte ;)
* Yaptığım iki nazarlığın da sahibi, çok beğendiklerini yazınca mutlu oldum. 
* Ali Deniz ve Nehir'in önemli sınavları vardı, ikisi de iyi geçmiş, bu da bir küçük sevinç kaynağı tabii.. 
* Ali Deniz'e 10 Kasım'da okuldaki törende giyeceği Atatürk baskılı tişörtü, tesadüfen bir mağazada görünce pek mutlu oldum zira geçen hafta bulamamıştım. 
* Akşam üstü yediğim trileçe de pek güzeldi, al sana bir küçük sevinç daha.. 

Bazı günler, çok çok oluyor bu küçük sevinçler ama bugünlük bu kadar oldu. İnsanın neşelenmeye gönlü olunca, bi minicik şey bile mutlu ediyor. Bakalım akşam evde de küçük küçük sevinçler olacak mı ;)
Neşeniz, keyfiniz bol olsun... 



MAISON FRANCAISE
Misal bu da akşam beni bekleyen sevinçli keyiflerden ;) 




3 Kasım 2019 Pazar

KASIM MEYDAN OKUMASI 3

3. Şuan  aklına ilk gelen "seviyorum" dediğin şeyler neler? Bir liste yapsana bakalım neler çıkacak ortaya?
Tamam, bir çırpıda aklıma gelenleri sıralayayım: 

* Her sabah güne, aklıma ilk gelen motivasyonla (misal o gün gelecek bir kargo, görülecek bir dost, heyecanla beklediğim herhangi bir şey, gidilecek bir güzel yer vs.) başlamak,
* Yeni yeni nazarlıklar tasarlamak, aşkla üretmek, 
* Çocuklarım, ailem,
* Güzel bir yemek, tatlı, 
* Alışveriş,
* Birine hediye vermek ya da birinden sürpriz hediye almak, 
* Tatiller, en çok da resmi bayramlardaki, insana nefes aldıran o bir günlük tatiller,
* Yalovam, 
* Köyüm,
* Uyku,
* Altın takılar, 
* Hafif, ipek kıyafetler,
* Yumurta,
* İncir ve karadut, 
* Ve neredeyse bin yıldır hiç değişmeyen şey, canım "yoğurt" :))
ELİ BELİNDE NAZARLIK
Bu sabahki mutluluk sebebim, dün gece tamamladığı nazarlık 🧿💟


2 Kasım 2019 Cumartesi

KASIM MEYDAN OKUMASI 2. GÜN

2. En sevdiğin koku ve sesleri yazar mısın?
Yazayım elbette,
Koku dersen en çok çocukluğumu hatırlatan güzel kokular. Sonra çocuklarımın bebeklik kokuları. Sevdiğim meyvelerin ve çiçeklerin kokuları. Kırtasiye kokusu mesela. Aslında bununla ilgili bir post yapmıştım, onu kopyalayayım aşağıya en iyisi.

Seslere gelince, usul usul söylenen şarkılar mesela, çoğu kimsenin aksine rüzgarlı, gökgürültülü havalar, hem lazca hem de kürtçe söylenen türküler, ve ayrıca illa ki türküler.. Tulum sesi, ney sesi. Bir de canım babamın yitip giden güzel sesi..



KOKULAR..
* Çocukluğumdan ilk aklıma gelen koku, bakkal kokusu, küçük, hafif loş bir bakkal, içindeki envai çeşit şey nasıl böyle güzel bir koku oluşturabilir! Leblebi tozu almaya gittiğimiz köydeki küçücük bakkalın kokusu bu!  Bazen küçük mahalle bakkallarında rastlıyorum o kokuya, doya doya içime çekiyorum, bin yıl önceye gidiyorum...

* Dedemin atölyesinin keskin talaş kokusu...

* Köydeyiz, evde, telaşsız, zamanın ağır ağır geçtiği günlerden birinde, hani böyle havanın dalga dalga aktığı, sımsıcak günlerden birinde,  yakında çok yakında bir yerde odun kesiliyor motorlu testereyle, evden çıkınca burnuma çarpan odun kokusu...

* Kırtasiye kokusu... Kitap, defter, kalem ve diğer kırtasiye malzemelerinden gelen koku, en bariz hatırladığım Yalova'da eski adıyla (ve bence hala adı odur!) Karamürsel caddesindeki Kuşku Kırtasiye'nin kokusu, nedendir bilmem orası da loş bir yer olarak kalmış hafızamda...
Hala çok seviyorum kırtasiyelerde bakınmayı, kendim için değil artık ama Nehir için kırtasiye malzemesi seçmeyi...

* İlkokula giderken, Pembe Panter'li, pespembe, bavul şeklindeki okul çantamı açınca içinden yükselen koku... Bu koku da çok güzeldi, silgi kokuyordu en çok da, bir de akmış uhu...

* Kitap, defter, kalem, silgi, tebeşir ve çocuk kokan sınıflar, okullar ;)

* Rahmetli teyzemin reçellik güllerinin güzelim kokus
u (ama buna mukabil, gülsuyu kokusunu sevmem)

* Bahçeden yeni koparılmış domates kokusu,

Bunlar çocukluğumdan kalan ve ilk aklıma gelen kokular...

Şimdilerde ise;
* Yeni yıkanmış, serilmiş nevresim kokusunu çok seviyorum, serin serin uyumayı bu kokuların içinde...
* Salatalık kokusu,
* Beyaz sabun kokusu,
* Bebeklerin yeni uyandıklarında, terli saçlarının kokusu,
* Çocuklarımın banyo sonrasındaki kokuları, çenelerinin altı ile boyunlarının arası özellikle de...
* Vanilya, tarçın kokusu,
* Ihlamur kokusu  (Baharda, evden Üsküdar'a yürürken, ara ara burnuma gelen ıhlamur kokusunun hangi ağaçtan geldiğini bulmaca oyunuyla ;) )
* Hani bütün evi havalandırırsın, mümkünse ceryan yaptırırsın, içeri serin, taze hava girer, evin kokusu bir anda değişir, işte o koku,
* Deniz kokusu,
* Yemek pişen ev kokusu (ama burdan kastım asla ve asla karalahana pişen ev kokusu değil, karalahanaya bayılırım küsmesin böyle dediğime ama pişerkenki kokusu ıyyyy :( )
* Yeni biçilmiş çimen kokusu,
* Limon kolonyasının kokusu,
* Yağmur sonrası toprak kokusu,
* Sobada kızarmış ekmek kokusu,
* Demlenmiş çay kokusu,
* Yeni mobilya kokusu,
* Tabii ki, en sevdiğim çiçek kokusu olan hanımeli kokusu, hem çok zarif hem de çok güzel kokulu bir çiçeksin sen HANIMELİİİ ;)
Köy'den. Babamdan miras meyveler ❣️


1 Kasım 2019 Cuma

KASIM MEYDAN OKUMASI BAŞLIYOOORRR! GÜNAYDIN...

Zeynep'in Kasım Meydan Okuması başlıyor bugün :)
Siz de katılsanıza :) Hem birbirimizle hasbıhal ederiz hem de geçen seferki meydan okumada olduğu gibi hareketlenir blog alemi..
 Burada var ayrıntılı bilgi..

1. Bu sabah "günaydın kartı" hazırlar mısın?
Ben size günaydın derken bir de kahve ikram edeyim bu sabah. Köyde, mis gibi bir manzaraya karşı, tee ötelerde Marmara denizine karşı birlikte içelim orta şekerli kahvelerimizi.. Biraz da sonbahar renkleri, meyveleri.. Hurma, nar, elma kurusu. Şaşkın baykuşlarım da eşlik etsin bize.. 
Kahve sever misiniz? Ben kahveden öte verdiği keyfi, o kısacık keyifli zamanları seviyorum. Yani  kahve bahane.. 
Afiyetle... 

21 Ağustos 2019 Çarşamba

NAZARLIK SERÜVENİMDE VARDIĞIM NOKTA..

Ağustos 2013'te başlamışım nazarlık yapmaya. Köyde denediğim ilk nazarlıkları yayınlayıp da, size fikrinizi sorduğum postum da tam şurada  Resimler açılmıyor sanırım ama birini Pinterest'ten alıp, koyuyorum buraya..
Bu söylediğim yayına gidip de, yorumları okuyunca da çok duygulandım, canım Banu Abla yazmış, mekanı cennet olsun..


Tam 6 yıl olmuş nazarlıklara başlayalı. O günden bu yana muhtemelen 2.000 civarı nazarlık yaptım. Ne deli bir sayı!

Bi yukarıdakine bakın, bir de vardığım noktadakine,


İlk nazarlıktan bugüne varana kadar malzeme çeşitlendi, renkler çoğaldı, bunları sağlayan yaratıcılığım da paralel şeklide günden güne arttı. Gargalaklı nazarlık (ki ilk ben kullandım bu etiketi) mandala nazarlık, kanaviçeli nazarlık ve daha pek çok özgün model yarattım. Sizler de blogdan şahit oldunuz nazarlık yolculuğuma..
Önceleri, uzunca bir zaman "herkes yapsın nazarlıklarımdan" dedim, bu dediğimi de sosyal medyada ve bloğumda hep tekrarladım. Bundaki temel sebep, varsın birileri de ekmek yesin, evine katkıda bulunsun düşüncesiydi. Hatta itiraf edeyim, "Etiketlemek ya da benim adımı anmak da şart değil" de dedim. Youtube da da açık açık gösterdim videolarla neyi nasıl yaptığımı, malzemelerimi nerelerden temin ettiğimi açıkladım. Modellerinin yapılmasına izin vermeyenleri, yapım aşamalarını anlatmayanları, sırlarını kendilerine saklayanları anlamadım ilkin. Lakin vardığım noktada, instagramda ve diğer mecralarda, fotoğraflarımı kendi sayfalarında kullanan, fotoğraflarda ismimi yazdığım kısımları kalp ile kapatan, bana nazarlıklarla ilgili dm den sorular sorarak, gerek videolarımdan gerek tamamen iyi niyetle anlattıklarımdan hareketle nazarlıklarımı taklit eden ama adımı dahi anmayan, itiraz ettiğimde, beni suçlayan, patent soran, benden daha çok emek verdiğini söyleyen yüzsüz insanlardan dolayı, ser verip sır vermeyen o  ketum insanlara hak verir duruma geldim.
Bana patent soranlar, instagram'a ya da pinterest'e nazarlık yazdıklarında karşılarına en eskilerden hangi nazarlık çıkıyor, sahibi kim bir baksalar halbuki. Ve nazarlıklarımın her bir ayrıntısını kopyalamak, yazdığım etiketi bile kopyalamak, birebir aynısını yapmaya uğraşmak hem ne sıkıcı hem ne yorucu ve de vakit kaybettirici bir anlasalar. Emek hırsızlığı yerine zahmet edip araştırarak, eski nazarlıklardan, doğadan, dergilerden, dekorasyondan ve dahi pek çok kaynaktan ilham alsalar benim gibi ne şahane olur.
Yaratıcılık benim en büyük şansım. Bu şansı verdiği için Rabbime hamdolsun. Sadece bu alanda değil, yaptığım yüksek lisanstaki derslerde hazırladığım sunumlarla da gördüm ki içimdeki kaynak sağlam, ilham perileri hep başımın üzerinde, dilerim hep de öyle kalsın.
Buradan bir kez daha söyleyeyim ki, emeğimi sömürenlere, yavuz hırsız misali beni suçlu çıkarmaya çalışanlara hakkım helal değil. Diyeceksiniz ki helali, haramı bilseler zaten bunu yapmazlar. Haklısınız..

Bak şimdi ayrı bi sinirlendim. Bunca ay sonra bloğa yazacağım yazı böyle mi olmalıydı :(

Muhabbetle sevgili okur..



Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.