9 Temmuz 2013 Salı

TATİLDEN KARELER, ELBETTE TATİL NOTLARIYLA BİRLİKTE ...

Çocukların yedek mayoları tamam mı, meyveler yıkanıp saklama kabına konuldu mu, sandviçler, adına yakışır Efsane Fırın'dan alınanlar da tamam mı? Kovalar (ki büyüklü küçüklü üç adet, kürekler ve bilimum alet edavat (zilyon tane) aman unutulmasın, şapkalar? Bir adet deniz yatağı, ikişer takım kolluklar ve üç adet simit sakın eksik olmasın (çocuk iki tane, kolluk takan bi tane, simit takan hiç yok ama sakın eksik olmasın bunlar, fazlalıkları amme hizmeti niyetine sahildeki çocuklara veririz ;) Ali Deniz'e bol bol yedek çamaşır unutmayalım, yol için sakız, topitop, su sakın unutulmasın.
Yorucu bu deniz işi sevgili okur, insanı canından bezdirecek kadar yorucu... Gitmesi ayrı dert, hazırlığı ayrı, dönüşte sinirleri bozuk bir oğlanı yıkaması- paklaması apayrı... Bu bakımdan üç haftalık tatil boyunca havanın kapadığı günleri, yağmur yağdığı günleri pek bi sevdim, denizden yırttık çünkü ;) Zaten gidiyoruz da n'oluyo? Tamam haksızlık etmeyeyim kumsalda şezlong üstü güzel güzel kitabımı okudum ama denize girmeyen, ayaklarını serinletme vasıtası olarak denizi kullanan Ali Deniz faktörü vardı. Bütün çabalara rağmen kumsalda haşlana pişe kova kürek oynadı durdu. Büyük kovasına su doldur, tulumba görevi gören alet yardımıyla su  pompala dur ;) Buydu çocuğumun bütün deniz eğlencesi, yanına gelen küçük çocuklarla da oynadı ne yalan söyliyim ama gelenler konuşarak, bizimki mimik yoluyla anlaşmaya kalkınca pek bi muhabbetleri olamadı ne yazık ki ;)

Sahil dersen, her parkta duraklamaktan iflahımız kesildi. "Ali Deniz'i omzuna alsana bi, daha çabuk gideriz" "E orda da park var, dur şu görmeden geçiverelim şurayı" "Tüh bu parkta da kum varmış yaaa, aaa, noldu buna, vazgeçti parktan, şükür :)" "Parktan vazgeçme sebebi meğer trambolinmiş, nerden gördü bunu şimdi, zıplasın bari biraz" "E oğlum yasak o kadar çok zıplamak, dolmuş süren, hadi ama bak kapanıyomuş, gece oldu, herkes evine gidiyor" "Üç kere daha mı (Eliyle üç işareti yapan cüceye) " Trambolinden çıkıp, basket atılan makineye doğru giden Ali Deniz'e "Oğlum babanın bi liraları bitti bu makinelere atmaktan" Bunlardan sonra kopan kıyamet ise şu şekilde, 10'ar metre arayla, ağlayan bir çocuk, sabırla dil döken anne "Bak gidiyoruz Ali Deniz, kalıcaksın burda tek başına" biraz ilerde de  köpürmüş bir baba "Yemin ediyorum bir daha seni dışarı çıkarmıycam Ali Deniz!!!" Rüşvet iyi bişey değil kabul, çocuklar için iyi bir terbiye yolu hiç değil, ona da kabul ama başka çaremiz de yoktu ki be sevgili okur, "Dondurma alıcaz hadi" demekten başka yol gerçekten de yoktu yeminle ;) Allahtan dönüşe iki gün kala keşfetti bu zıplama yerini ;) Çok merak ettim ben de bi deneyeyim dedim, çocuk haklı arkadaş, ne zevkli bir işmiş bu ;)

Parmak arası terliklerimi denize giderken giymek için götürmüştüm ama diğer 5 çift ayakkabıyı tıkıp dolaba, neredeyse her yere deniz terliklerimi giydim, nasıl da uydu her kıyafete bir bilseniz, o uzun, maksi eteklere nasıl da yakıştı ;) Ben bu maksi eteklere ne zaman başladım biliyor musunuz? Taaa 14-15 yaşlarındayken annemin diktiği bembeyaz uzun eteğimle, yanımda Aslı varken (o hatırlamaz ki şimdi bunu, dur hatırlatayım!), Aslı'nın da upuzun bir eteği varken,  Belediye Pasajı'nın önündeki caddede karşıdan karşıya geçerken, hani torununun elinden tutmuş teyze, torununa dönmüş ve bizi işaret ederek demişti ya, "Sen de böyle büyüyeceksin, genç kız olacaksın, bu ablalar gibi güzel etekler giyeceksin." :)) Hala giyiyorum ben, saydım tatilde 10 tane uzun etek götürmüşüm :))


Duta doyduk, bahçeye, temiz havaya, sahile, dondurmaya, mısıra, kara lahanaya, zıplamaya, parklara, ne varsa yaza, tatile dair hepsine doyduk şükürler olsun...
Günün birinde, ama çok da uzak olmamasını umduğun o günde, bunların göbeğinde yaşayacağız inşallah, her gün tatil, her gün yaz, her gün bayram o vakit bize ;)

Ortancaların en güzel tonları bizim bahçede

Dedemin bahçesiden salatalıkları yemelere doyamadık. 

Dut partisi yapıyoruz anne :)

Kuaförcülük oynayalım, ilk müşterimiz de Ali Deniz olsun :)

Canım kardeşim benim, ağzı kara dutla karalanmış kardeşim benim :)

Çok tatlı bunlar anneee :)

Mangal Partisi vardı köyde bizim bahçede, toplamda 44 kişiydik :) Çoluk çocuk çok ama çok güzel bir gün geçirdik, sağol Aslıcım organizasyon için, sayende bahçe bayram yerine döndü :)

Partinin küçük bir kısmı bu masa

Tamam Aslı, öğreticem şimdi sana bak!

Budur! Çok mesudum çoook....

Hoşgeldik sefa geldik memlekete :)

Ela ve Ceren'le çok güzel bir salata yaptık anne, resmini çeksene, bloğuna koyarsın :))

Güzel yorumlarıyla bloğuma renk katan canım arkadaşım Nurcanım, çok tatlısın çoook :)

Bursa'da Ege Berk'le dondurma yedik... Ege Berk'i tuş eden Ali Deniz, çocuğun şortuna varana kadar her şeyini isteyen, el koyan Ali Deniz, fenasın sen yaaa....
Teyzeyle, dedeyle, bahçede...

Seni çok seviyorum dede, bütün bu yediklerimiz senin sayende...

Ablam bakkala gitmiş Şevval Ablayla, bana da şokella almış, azcık anneme de bırakayım dibinde bari :)

Hülya Teyze ne güzel oldu di mi bu kask bana :) Biraz büyük ama olsun zengin durdu :)

Hülya'ya gittik Nurcan'la, çok güzel bir akşamdı, sağol şekerim :)

Başlıyoruz, zıplaaaaa :))

Anne daha çok zıpla daha çoook :)))

Ne iyi oldu burası, cennet yahu :) İstediğimiz kadar ıslanabilir miyiz acaba :)))

Bana cenneti bu dünyada bağışlayan güzel çocuklarım...

Anne sen de Yalova'dan İstanbul'a dönerken benim gibi üzülüyor musun? Ben ananemi, teyzemi özleyeceğim için çok üzülüyorum anne" :( "Evet kuzucuğum ben de her seferinde çok üzülüyorum buradan ayrılırken ama sen sakın üzülme, ağlama lütfen, tekrar geleceğiz, hep geleceğiz..."

7 Temmuz 2013 Pazar

TATİL KANEVİÇELERİ- HAMARAT BİR KADININ TATİL NOTLARI EŞLİĞİNDE

Te en baştan anlaşalım Sevgili Okur, bu posttaki fotoğraflardan olumsuz yönde etkilenmeyeceksin! "3 haftalık tatile bir şaheser kaneviçe pano, iki mütevazi kaneviçe kese nasıl sığdırır bir insan evladı" diye deprasyonlara girmeyeceksin :)) (Ki aklımdan geçen yeni projelerimi hiç söylemiyorum, hepsi ama hepsi sahildeki güneşlenmelerim sırasındaki beyin fırtınalarımdan :))
Kabul edeceksin ki bu bloğun sahibi normal biri değil, tatilde keyifli keyifli yan gelip yatmak yerine lüzumsuzca boş vakitlerini kıymetli hobilerine ayırmış bir deli ;) Köye, Bursa'ya, Yalova'ya her yere benimle birlikte bir de "Hobi Poşetim" gezdi durdu (Yalnız bir büyük hata sonucu Bursa'ya tüm malzemelerimi götürmedim, iplerin kırmızı tonlarını aldım ki anneme yapacağım etamini bitireyim ama sonra vazgeçtim elbette, aşağıdaki gördüğünüz "kırmızı etamin ev" kesesi bu yüzden mecburen kırmızının tonlarında oldu ama hala çok beğendi :))
Aklımda hep böyle bir pano yapmak vardı, aşağıda Kaneviçe dergisinin içindeki harf şablonlarını ve şablonlardaki çiçek desenlerini görür görmez vurulmuştum ;) Tatilde gün bugündür deyip başladım, kocamın H'si ile, sonra da biz sıralandık arka arkaya :) Ketene işledim yine (ki itiraf ediyorum ketene işlemeyi çok seviyorum :) nasıl inci gibi işlemişim sakın bakma sevgili okur,  yakın çekim fotoğrafları es geç ki sinirlerin zıplamasın :)) Ben bile sinir oldum kendime iyi mi :))) Yok artık yahu, ayıp denen bişey var, insan "neredeyse" sıfır hatayla nasıl yapar ki bunu! Yuh :))))
Tamam arkadaşlar, peki bunca dalgadan sonra sözün özü şudur ki! "Pek çok kişi için basit, ziyadesiyle basit, benim için ise "özel" bu çalışmayı sizinle paylaşmak için nasıl heyecanlıyım bilemezsiniz."

KANEVİÇE HARF ŞABLONLARIYLA CAN AİLESİ :)
Sabah olmuş -ki sabah olduğunu çocukların kurulmuş gibi 09.30'da uyanmaları ve uyandırmalarından anladık tatil boyunca :) Sahi kim kurdu her sabah 09.30'a bu çocukları, gece hangi saat yatarlarsa yatsınlar üstelik!
Fırına ekmek almaya gitmiş çocuklar babayla, ben kahvaltıyı hamarat bir ev kadını rolünde çoktaaan hazır etmişim de, uzun upuzun süren ekmek alma faslından dönmelerini bekliyorum evde.. Hah! Tam orada işte hemen önüme çekiveriyorum kasnağımı, üç sıra üç sıradır di mi ama :)


Nasıl zarif bu çiçekler, yapması nasıl zevkli :) tohum işi de var pek çok yerde, bayılıyorum bu tohum işine, keçede de ziyadesiyle kullanıyorum bildiğiniz üzere :)

Kahvaltı sofrası toplanmış, kahve faslına geçiyoruz, kahve içerken balkonda, bir yandan da E harfinin çiçeklerini işliyorum, keyifçi ev kadını rolünde ;)

Esen'in E'si :)

Denize gitmeye daha vakit var, hava çok sıcak bu saatlerde, ben en iyisi taze fasulyeyi ayıklayayım bi güzel, yemek yapmaya meftun bir ev kadını havalarında ;) Fasulye ayıklarken tam karşıma dizeyim iplerimi, renk seçerim hem bu sırada, azcık heyecan olur, bu heyecan fasulyelere sirayet eder, yerken çocuklar "Immmmm, süper olmuş bu fasulye" edasıyla yiyiverirler :)
Ya arkadaşlar siz de benimle aynı düşüncede misiniz acaba,  yazın bize en büyük nimeti taze fasulye midir? İnsan her gün yese bıkmaz bu nimeti üstelik :) Bir gün sırık, bir gün boncuk ayşe, bir gün nazende ;) Yanına yapıver bir domatesli makarna, bir de karpuzzzz, e kıpkırmızı domateslerle çoban salata zaten cepte ;) Bizim tatil menümüzün en güzeli, en sık yapılanı buydu işte :)
Nehir'in N'si,
Fasulye pişerken ben N harfine başlayayım en iyisi, ne zevkliymiş bu N harfinin çiçekleri, kızım gibi narin, zarif :)
Ali Deniz'in A ve D'si... Dikkat ettiyseniz Ali Deniz'in çiçeklerini tek renk yerine ebruli işledim :) Çünkü çocuğum bugünlerde hercai, onun bu ruh haline uysun diye, ilerde biz de bu panoya baktıkça hatırlayalım diye böyle :))


Deniz'den gelmişiz, duş ve yemek faslı bitmiş, sahile çıkmaya henüz vakit var, e azcık daha el atayım şu harflere bakalım, becerikli, hobici anne modunda :)
Nihayetinde bir hafta gibi bir sürede ve anlattığım gibi iki arada bir derede bitiriverdim bu işi, doğru çerçeveciye sonra :) Ve ben son halini çok ama çok sevdim, evimizde yerini buldu, çok ama çok da yakıştı salonumuza :)
Şablonlar bu dergiden (Dergiyi hediye eden  dost'a selam olsun)
Bu kuşları biliyorsunuz doğum günü için koca kişisine yapmıştım, çerçevelenmeyi bekliyorlardı. Sonunda onlar da son halini alarak duvarımızda yerlerini buldular, böylesi çok daha güzel olmamış mı sizce de ;) 

Evli kese Bursa'daki Hatice Hala'ya :) (Bu arada her yıl olduğu gibi yine öyle güzel ağırlandık ki hem hala, hem de çocukları tarafından, sırf onlar yüzünden Bursa'ya yerleşip, onlara komşu olasım var :)
H 'li kese ise canım arkadaşım Hülya'ya, onun yüzü hep gülsün diye, şans getirsin bu kese bundan sonrası için diye dua ederek yaptım o keseyi de :) Güle güle kullansınlar....
Ev deseni  yine Sevgili Filiz Türkocağı, Yumak Dergisi'nden
Tatil bitti, döndük mü yine kürkçü dükkanına. Her seferinde üzülüyorum Yalova'dan ayrılırken ve her seferinde de "Çok şükür" diyorum evime kavuştuğumda, çünkü benim yuvam burası, bu ev... Bu evi yuva yapan da, evin her tarafındaki izlerim, minik minicik dokunuşlarım, mübarek Ramazan ayı öncesi dileyeyim öyleyse "Hepimizin yuvasından huzur eksik olmasın, bereket bir de...
Kal sağlıcakla Sevgili Okur, bir de çok özür dilerim yine çok uzattım ;)

Not:
1) Artık tatil fotoları da bir dahaki posta olsun di mi ;) Unutmayayım da size Bursa'dan aldığım güzelim kumaşlarımı da göstereyim :)
2) Sürç-i lisan ettiysem affola, bilahare düzeltirim, zira okuyacak gücüm şu an için yoktur Sevgili Okur :)

30 Haziran 2013 Pazar

ALİ DENİZ YAAA!!!

"Oğlum o tişört ıslak, yeni yıkadık daha, kuruyunca giydiricem, söz, hadi ağlama artık!"
"Oğlum, pislendi üstündeki, çıkar artık şu tişörtü, yıkayalım, tekrar giydiricem, söz!"
"Oğlum, o tişörtü gündüz giyiyoruz, gece yatarken pijama giyilir, o tişörtü çıkar artık, giy pijamanı, sabah kalkınca tekrar giydiricem, söz!"
" Oğlum, o tişört uzun kollu, hava sıcak, giyilmez o, lütfen!"
"Oğlum o bone havuza girerken takılıyo, evde otururken değil, o kollukları da mı istiyorsun?! Peki kollukları takalım ama bone kafanı terletir!"
Olmaz diyosun ama oldu işte anne, çok da yakışıklı oldum  üstelik :)

"Ali Deniz olmazzzz, güneşin beyninde bu kadar parkta oynanmaz, bak bizden başka hiç kimse var mı? Akşam serinde getiricem tekrar, hadi ama!"
"Ali Deniz biraz önce haşlanmış mısır yedin, şimdi de bardakta mısır istiyosun, oğlum karnın ağrıyacak, dondurma mı? Yok artık Ali Deniz, bi dur oğlum yaaa!"
"Orda da mı park varmış, hay Allah, onu da mı gördün!"
"Annecim buraya tuvalet için geldik, nerden gördün o oyun parkını, hadi oğlum yaaa, bak ablayla baba dışarda bizi bekliyo" "Helal olsun Ali Deniz, ne güzel oynuyosun oyun parkında! "Yok kızmadım, iki seksen uzanma şimdi top havuzunda, ağlama, küsme, tamam, oyna hadi beş dakka!
"Annecim o bardaktaki suyu dondurmadan sonra içmek için verdi abla, niye döktün bütün suyu üstüme :("
"Ali Deniz yaaa, o sakızları çiğneyip çiğneyip salonun orta yerine atmaya devam edersen fena olacak bak, bi daha sakız yok sana!"
"O ablanın, seninki öbürü, e sen seçtin onu, şimdi niye ablanınkine sulanıyosun"
"Ali Deniz yaaa, hadi oğlum, yedik içtik, apartmanın önüne kadar geldik, gel şu eve girelim artık! O çikolatayı almayacağım sana bu akşam, yeter artık ya, istediğin kadar ağla!" Nehir'in sesi: "Anne benim paramla ben alayım hemen, lütfen anne, ağlamasın artık, bak reziğll ediyo bizi sokaklarda" "Al kızım, al da kurtulalım"...
"O senin değil annecim"
"Onu sahibine ver annecim, alma başkasının eşyasını"

Ali Deniz'le diyaloglarımızdan örnekler, bu tatil boyunca bu replikleri defalarca tekrarladım, Ali Deniz'den cevap olarak hep feryat, hep ağlama, hep kendini yerden yere vurma! ;) Geçer di mi sevgili okur, "Geçer" de lütfen :)


26 Haziran 2013 Çarşamba

ESEN TATİLDEN BİLDİRİYOR :) BİR KIRMIZI NAZARLIK EŞLİĞİNDE...

Ey Sevgili Okur, memleketten sesleniyorum sana :) İnternetten uzaktayım günlerdir... Resimlerini gelmeden eklediğim bu nazarlık için de bir internet cafe'deyim şimdi :) 
Giderayak söylediğim üzere tatildeyiz tam 10 gündür, sor bana bi ama 10 gün değil 10 dakika gibi geçip gitti buraya kadarki kısmı zaman :(
Denizdeyiz, sahildeyiz, köydeyiz, parktayız, kafamıza neresi eserse ordayız :) İyiyiz, mutluyuz şükürler olsun, aramızda cüce bir anarşist olsa da, her şeyimize muhalefet eden, burnunun dikine giden, kendini dünyanın ekseni zanneden bir Ali Deniz bücürü olsa da, afiyette ve keyifteyiz, umarım sizler de öylesinizdir :)
Düştüm ya hani buraya gelmeden hemen önce İstanbul'da, hani bu düşmek bildiğiniz  düşmelere benzemiyordu ya, bu nazarlığı yapıyordum tam da o sıralar, bilmem fayda eder mi bundan sonrasına ;) 

Bu nazarlığın aralarındaki keçelerin bir kısmını Nehir kesti tek tek :) Kızım büyüdü de çıraklığımı yapıyor :)
İçimden geldiği gibi bir nazarlık bu, en çok sevdiğim nazar boncuklarını bir arada kullandığım, renklerine meftun olduğum bir nazarlık :)
Çok zevk alarak yaptım bu nazarlığı da, netice itibariyle de oldu sanki di mi Sevgili Okur :)

Deniz kabukları için Mehtap Abla'ma, sevgili öğretmenime kocaman bir teşekkür :)


Tatildeyim ama kaneviçeye devam :) Her fırsatta yaptığım bir iş var elimde ve biter bitmez size göstereceğim elbette. Fransız ketenine yaptığım nefis bir iş geliyor sevgili okur, izle beni, bekle beni, merak et beni, e mi?
Çok selam, çok sevgi hepinize, kal sağlıcakla sevgili okur :)
NOT: Bir de laf aramızda özledim seni ey sevgili okur, bloglarını özledim, post yapmayı ve dahi yorumlarınızı elbette :) 


13 Haziran 2013 Perşembe

GİDERAYAK...


Bütün yıl büyük bir sabırsızlıkla beklediğim ve maalesef beş dakikada geçen yıllık iznim başlıyor, Cumartesi gecesi Yalova'ya gidiyoruz inşallah, üç hafta kadar yokum yani sevgili okur! Gitmeden size renkli, cıvıl cıvıl bir post hazırladım, yani aslında daha önceden hazırlamıştım bir kısmını ama memleketin hali sebebiyle bir türlü yayınlayamamıştım, o arada da yeni yaptıklarımı da ekleyince epey bi bol fotoğraflı post oldu bu... İstedim ki bloğumun son postu böyle bir post olsun...
Giderayak diyeyim ki size şimdi, yaz hepimize iyi gelsin, ülkemize barış getirsin, huzur getirsin...


Şimdi buyrun bakalım yaptıklarıma...




Gökalpim, önce bi bulut yaptım sana, sonra bir isimlik, şimdi bir yastık, gel hadi artık güzel bebek, bekliyoruz teyzecim ;)
Nazar boncuğu,Yumak Dergisi, sevgili Filiz Türkocağı tasarımı ;) Çok dertliydim hiç etamin nazar boncuğu şablonum yok diye, Filiz hanım sayesinde oldu :) Hem de pek çok...


Etaminle keçeyi birleştirdim yine ve bu magneti yaptım, bu minicik kalp yine Yumak Dergisi'nden, yine sevgili Filiz Türkocağı desenlerinden...

Sonra minik ev magnetlerinden ilhamla yapacağımı söylediğim keçe ev magnetlerin ilk denemesini yaptım, bilmem oldu mu, çatısı boş kaldı sanki? E doldururuz ;)
Kalıplarını bilgisayar ekranına kağıt yapıştırıp seloteyp marifetiyle çıkardım ama büyük oldu azcık orjinallerine nazaran...

E doldurduk netekim, daha iyi olmuş di mi?


Sonra bir magnet daha yapayım dedim, o da böyle oldu, buzdolabı üstünde hep soluk renkleri, orjinal renkler için diğer fotolara bakalım lütfen :)
Bu da son keçe magnetim, üstüne minik bir gül ekledim....
Magnetlerimin resmi geçit töreni....


Gülden Hanım'dan bana gelen Boncuklu Baykuşum :) Zarif sahibesinden zarif bir hediye oldu bana bu baykuş... Bir kez daha yürekten teşekkürler :)

Yaşasın Baykuş Kardeşliği :)


Bu minicik kuşu aşağıdaki ebruli iplerden işledim, henüz dikmedim, düşünmekteyim bu minik projemi nasıl sonlandıracağımı :)

Gülcan, Aylin, Sunaaaaa, sağolun varolun, Tahtakale alışverişinden benim payıma düşen bu güzelliklere çok teşekkürler kızlar, doğum günüm için ne güzel bir hediye alternatifi di mi ;)  Bi düşünün bence, misal sarılar, ekrular vs ;)

*******
Bir de eminim yapanlarınız vardır ama ben yine de yazayım... Anlatacaklarımı bi hayal edin, aklınıza yatarsa uygulayın...
Ben bu örneği deniz için vereceğim, siz oturduğunuz yerde de yapabilirsiniz elbette...
Denizdesiniz, ama dalgasız, sakin, dingin bir denizde, uzanmışsınız suyun üstüne gözleriniz kapalı, hiç kıpırtısız, yüzünüzde güneş ama nasıl yakıyor, vücudunuzun bir kısmı suda ama nasıl serin, sesler uzaktan uzaktan vuruyor kulağınıza, siz, kal gelmiş gibi, dünya yansa bir avuç otunuz yanmazmış gibi durun bi beş dakika, çocuklar izin verirse daha da fazla... Kollarınızı bırakın taş gibi, masa üstünde duran bir obje gibi, misal vazo gibi ;) Kollardan başlayarak bütün organlarınızı bi bırakın, sizden bağımsızlarmış gibi, hatta iç organlarınızı da- yok kalbiniz çalışsın elbet, o kadar da değil :))) Midenize, ciğerlerinize, bilumum bütün organlarınıza mola verdirin, Ataol Behramoğlu'nun şiirinde dediği gibi, "taş gibi" dinlenin...

YENİDEN GÖRÜŞENE DEK ESEN KALIN...


BONUS
Yaz sonu inşallah "Ne güzel geçmişti bütün bir yaz!" diyebiliriz...

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.