11 Mart 2013 Pazartesi

YAZARKEN...

Önce taa midemden başlıyor belirtileri, sonra yavaş yavaş yukarı çıkıyor, hani bazen su içersin de tam yutamazsın da öyle aralarda bi yerlerde kaldığını hissedersin, öyle gibi biraz... Yukarı çıkarken, beni bir ateş basıyor, bi yutkunma zorluğu, bi heyecan, aynı anda bi kelebek kanadı, bi kuş çırpınışı, hani genceciksin de adını bile bilmediğin çok beğendiğin bi sevgiliyi görmüşsün hiç ummadığın anda da midende bi kıvılcımlar, bi havayi şimşekler patlar gibi sanki,   geldi- geliyor derken... Ne mi gelen, yazma isteği bu, ama öyle hobili mobili değil, bişey göstermeli hiç değil, yaptıklarım ettiklerimi yazarken, anlatırken bu kadar heyecanlanmıyorum da, şimdi  reklam gibi olacak ama örneklerle açıklayayım mesela şu yazımda öyle olmuştu, şu yazımda da, şunda bi de, bir de şu yazımda, bunu da unutmayayım sakın... Anladınız mı ne tür yazılarda, işte böyle içimden taşanları size anlattığım, yazarken çok keyif aldığım yazılarımda :) Bol olsun istiyorum böyle anlar, çok çok kapılayım bu hisse istiyorum, yazdıkça keyifleniyorum çünkü ben, anlattıkça, yazdıklarımla keyif verdikçe (lütfen öyle olsun!) o an sanıyorum ki dünyada benden iyisi yok, benden mutlusu, benden coşmuşu :) Yazmak güzel, kelimelerle oynamak, ifade edebilmek kendini, kelimelere  boyun eğerek, neydi neydi o aklıma gelmeyen kelime, hay Allah, tam da karşılığıydı halbuki diye düşünerek...

"Niye anlattın bunları bize?" derseniz, bilemedim şimdi cevabını, demeyin e mi? Anlatasım geldi bi, nasıl zevkle, şevkle yazdığımı bildiresim...
Şu günlerde 41 yaşımı sürdüğüm şu günlerde, 50 yaşıma varmaya en az bi 30 yıl olsun istediğim şu günlerde, yaptıklarımdan keyif aldığım, çocuklarımın bu hallerini çok sevdiğim, daha bi durduğum, oturduğum, sanki azcık bi "olur" gibi olduğum zamanlarımda, kıymetini daha bi bilmeye çalışmalı zamanın, tutturmamalı aybaşı, yılbaşı, tatil gelsin diye, Ali Deniz konuşsun (bi Anne deseydi iyiydi ama!) azcık büyüsün, okula başlasın diye, olanın tadına varmalı, kaydetmeli, hiç unutmamalı, vakti geldikçe yenilerini yaşamalı...
Şubat ayı, cüce şubat ayı bana öğretti biraz da bunları, içine bir doğum, bir düğün, bir cenaze (ki düğün ve cenaze aynı güne sığdı :(  doğmamış bir bebeğin, annesinin karnındaki 5 aylık serüveninden sonra dünyaya hazin, pek hazin vedası, birkaç doğum günü sığdıran cüce şubat...
Mart ayı senden umutluyum,  havalar ısınmaya başladı bile biliyorum ama  bir kez daha kar yağsın istiyorum, çok istiyorum hem de, sadece  bir kerecik güzel kar yağdı bu kış İstanbul'a, o akşam kızımla karlarda yürümek, lapa lapa yağan karın tadını çıkarmak harikaydı, kimbilir belki bir kez daha, hem hani sene bilmem kaçta "19 Mayıs'ta kar yağmıştı" dememiş miydi Dilek hanım ;)
Böyleyken böyle durumlar, ilginize, bilginize ;)






24 yorum:

  1. Ayyy ne kadar güzel ya :) vallahi buradan o kıpırtıları hissettim, hissettirdin tebrikler ...
    O minnacık meleğe içim acıdı ama Rabbim daha çok sevmiş demek, Mart hepimize güzellikler getirsin , daha yarısına gelemedik ama doya doya, dolu dolu bir mart olsun hepimize :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Asıl güzel olan senin yorumun ayamaya kumpanya :) Çok teşekkürler...
      Aminn, inşallah güzel geçsin bu ay hepimiz için (sonunda bi muhasebesini yapalım bakalım ;)
      Sevgiler...

      Sil
  2. yazının başında dedim aha bi reflülü daha :D
    benim de reflü tutunca öyle oluyor da :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) Reflüüüüü, reflünün hasını Nehir'e hamileyken yaşamıştım, boğazım sanki 5-10 santim değil de mübarek Cebelitarık boğazı olmuştu da o aradaki yanma için "Yangınnnnn Varrr" (Halil Sezai'nin son şarkısındaki bağırma sesi bu!) diye bağırasım vardı sürekli :)
      Geçmiş olsun çok, geçsin gitsin sahiden de pek fena çünkü reflü denen illet, bu arada müjdeli haberlerini bekliyorum, hem babanla ilgili hem de boşalan bir daire ile ilgili ;)
      Yazmıyosun bloğunda yorumlara cevap ama içinden söylediklerini duyuyorum ki ben :))

      Sil
  3. Valla biz yazdıklarını okurken benzer hislere katılıyorsak yazarken sen neleryaşıyorsun Allah bilir:) hissettiklerini heyecanını okuyana yansıtman süper ötesi, sen yaz canım biz okuruz,heyecanla bekliyorum yazılarını, sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. E süper o zaman :)) Çok mutlu etti beni yorumun Etka'nın ilgili, alakalı, tatlı annesi ;)
      Yeter ki okuyun, heyecanla, aşkla yazarım ki ben :)
      Üsküdar'dan Esen :)

      Sil
  4. Dile be Esenciğim!
    Ben diledim bol bol kar gördüm ,şimdi de bahar gelsin istiyorum:)))

    41 demek ha! 41 kere maşallah öyleyse !

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Diledim gitti Nilgün öğretmenim ama inadına ısınmaya devam ediyor hava :(
      Soğuk memleketlere varabilseydik iyice yaz gelmeden ;)
      41 yaaa :(
      Teşekkürler, size de 41,5 kere maşallah öyleyse :)

      Sil
  5. yaşın 41 ya da 50 olsun ama sen hep 25 yaş görün inşallah. rakamlar iyi ,sağlıklı göründüğün sürece sadece rakam oluyor. işin sırrı dinç ve mutlu olmakta. ben 30ların sonundayım ama hep kendimi daha yaşlı hissediyorum. yani rakam 25 olsa da aynı 37 olsada aynı benim için.
    ben haziranın ortasında kar görmüş biriyim o yüzden marttta kar yağsa sıradışı olmaz yağabilir bence her an kar.
    Allah sevdiklerinle beraber uzun ,sağlık ve de mutlu ömür versin inşallah.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aminnn bu güzel duaya, hadi inşallah bakalım :)
      Senin neyin var kuzum yaaa, niye yaşlı hissediyosun ki kendini, o yaşa geldiğinde hisset, şimdi sen gençsin, güzelsin, sağlıklısın e bunların hepsinden de fazla yetenekli ve yaratıcısın, gençlik en çok sana yaraşır yani ;) Bi daha düşün e mi :)

      Sil
  6. Aman Esen hanim, ucaga atlayip 1.5 saat seyahat ederseniz kar da gorursunuz sogukta.

    Dunden beri lapa lapa burasi yarin da -11 derece soguk bekleniyor.

    Ilignize, bilginize ;))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nursun hanımcım siz bunu yazdınız ya benim Kiev'e koşasım geldi yeminle :)
      En kısa zamanda diyelim, niyetine girelim en azından ki gerçek olabilsin :)
      Çok teşekkürler güzel davetiniz için, lütfen söyleyin çabuk gitmesin kar bu sene Kiev'den ;) "Türkiye'den mühim bir misafir bekliyoruz azcık oyalan" diyiverin :)
      Öperim çok....

      Sil
  7. ÇOK HOŞUMA GİTTİ....SENİNDE BEĞENECEĞİNDEN EMİNİM....
    Köyümüz şehirden yüksek mi yüksek,
    Baban yaşlanıyor oğul, bilmem ki n'etsek?
    Söz dinlemiyor artık ahırdaki eşek,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Sizi 9 ay 10 gün karnımda taşıdım,
    Beş oğul bir kızım için yaşadım,
    Şimdi halim kalmadı, gençliğimi boşadım,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Köyde bacalar eskisi gibi tütmüyor,
    Çorba bile boğazımızdan geçmiyor,
    Takatimiz kalmadı işler bitmiyor,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Geçenlerde kasabadan köye doktor geldi,
    Sağlam kimse kalmadı herkese ilâç verdi,
    Bana da 'Kendini yorma ansızın gidersin.' deyiverdi,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Eskiden köyümüzde yağız delikanlılar vardı,
    Gelinler al duvak içinde, giderken ağlarlardı,
    Gençler köyü terkettiler, şimdi ihtiyarlar kaldı,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Hani yalnız yaşayan komşumuz Ali Amca vardı,
    O da rahmetli oldu, cenazesi ortada kaldı,
    Mezarını kazacak delikanlı bulunamadı,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Analarda ciğer, evlâtlarda merhamet olur,
    Gezen görür, yaşayan ölür, eden elbet bulur,
    Hayır duamızı alın biz ölmeden ne olur,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!

    Sizin huzurunuzu kaçırmak istemem,
    Gelinlerimi severim asla kin beslemem,
    Şimdi gelmezseniz cenazeme de istemem,
    Gelinlerden biri gelip, hizmet etse oğul!


    OĞULLARIN ANALARINA CEVABI
    (1. oğul)
    Ana, şimdi Akdeniz sahillerindeyiz,
    Buralar çok güzel size de tavsiye ederiz,
    Çocuklar diyor ki, 'Ölürüz de o köye gitmeyiz!'
    Kusura bakma, çocuklar istemezse biz gelemeyiz!

    (2. oğul)
    Ana, mektup yazmışsın bize boşu boşuna,
    Çünkü daha açarken gitmedi hanımın hoşuna,
    İdare edin artık, bu sene de yalnız başına,
    Kusura bakma, ben hanımı gönderemem ana!

    (3. oğul)
    Ana, gönderdiğin mektubu şimdi okudum hanıma,
    Dedi ki 'Bu devirde hizmet var mı Allahaşkına?'
    Ne olur, soğuk su katma benim pişmiş aşıma,
    Kusura bakma ana, gönderemem hanımı sana asla!

    (4. oğul)
    Ana darılma, vakit bulup da mektubunu okuyamadım,
    Şimdi okuyunca ne demek istediğini çok iyi anladım.
    Benim hanımdan başka çağıracak gelin mi bulamadın?
    Kusura bakma gönderemem, hanım köye alışamaz ana!

    (5. oğul)
    Ana, ağabeyim söyledi, hizmete benim hanımı çağırmışın,
    Olur mu öyle şey, doğalgazdan sobalı eve nasıl alışsın?
    Bir de önceden başlamış günleri var, yarım mı kalsın?
    Kusura bakma ana gönderemem, bu sene benimki kalsın!

    (Ortak çözüm)
    Beş kardeş hanımlarıyla bir araya geldiler.
    'Anamızın isteği yerinde, âcil çözüm bulalım!' dediler.
    Biz ne yapacağız diye düşünürlerken, aklı gelinler verdiler.
    Kusura bakma ana, sana hizmete BACIMIZI uygun gördüler!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğendim beğenmeye Songülcüm ama bir gelin ve bir kız olarak payıma düşeni aldım :)
      Bin de sorayım, gelinlere kıyamayan oğullar "Sizin eşleriniz de aynı zamanda birilerinin "BACISI" değil mi, onlar da elbet uygun görülecekler birileri tarafından :)
      Öperim canım...

      Sil
  8. He demek yazarlık böyle birşey :))Böyle şeyler hissetmediğimi de itiraf ederk bir gerçeğin altını çiziyor yazdıklarınız. O da benim etamin hikayelerim hakkaten işkembeden atılıyor demektir- tescillendi valla :)))))))

    Ama birşeyi böyle tutkuyla yapmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu biliyorum bu açıdan şanslısınız hem de şanslı.

    Ayrıca, 41 yaş orta yaş sınırı 60 olarak belirlendiğinden beridir 18.7 olarak anılıyor hani haber vereyim dedimdi.....

    Sevgiler, selamlar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) Gerçek yazarlık böyle bir şey mi hiç bir fikrim yok Nurdan hanımcım, yazmayı seviyorum çok ama biraz önce Üniversitede Ayşe Kulin'in verdiği semineri dinledim de, dedi ki "Yazar olarak doğdum ben" :( Galiba gerçekten de öyle doğmak lazım, benimki fasulyeden :)
      Siz çok güzel yazıyorsunuz, hem de çok özenli, Türkçe'ye çok hakim olarak, bir de eski-yeni pek çok kelimeyi kullanarak, o yüzden haksızlık etmeyin kendinize, ben zevkle okuyorum yazdıklarınızı, hikayelerinizi, hep söyledim, keşke daha çok anlatsanız, bilhassa kendi hayatınızdan...
      Sizin bu matematik hesabı da süper vallahi, bayıldım, bundan gayrı yaşımı 19'a yuvarladım gitti :)
      Sevgiler, öperim çok...

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

      Sil
    3. Yahu niye sildiniz Nurdan Hanımcım güzel yorumunuzu :)

      Sil
  9. hoş bir matematiksel yazı olmuş...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Matematiksel demişsin ya Pasaklı Kraliçe, günün en güzel anı bu yorumu okuduğum andır :) Matematik ve ben öyle ayrı dünyaların insanlarıyız ki halbuki :)
      Teşekkürler, hoşgeldin de...

      Sil
  10. Bitmesin bu coşkun hiç diyeyim ben de o zaman. Kelimelerle dans et ömrün boyunca.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aminn Sevdiyecim, sen de çok güzel dans ediyosun kelimelerle ben seni okuyamaya da yaptıklarına bakmalara da doyamıyorum :)
      Sağol...

      Sil
  11. Daha yolun başındayız, 41 ne ki!
    Tadını çıkaralım her günün Esen`cim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle di mi Semicim, 41 yaş bişey değil de sağlıkla, huzurla yaşayalım inşallah upuzun bir ömrü :)
      Dediğin gibi tadına vara vara ;)
      Sağol...

      Sil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.