20 Nisan 2020 Pazartesi

MEYDAN OKUMA-5

5. En son ne zaman kayboldun? Hikayesini anlatsana? 

Tam olarak kaybolmak denemez ama Bakırköy'de canım arkadaşım Meleğin evini çok aradım. Yok,  arabayla değil, yürüyerek, Elimde de telefonun haritası beni sesli sesli yönlendirdi ama yön duygum o kadar berbat ki, inatla navigasyonun ters tarafında olduğuna inandım evin. Dolandım dolandım, en az 5 kez telefonla  da Melek'ten tarif alarak, biraz da navigasyon yardımıyla, kısacık yolu epey uzatarak buldum sonunda.

Kaybolmak bir yana, ben insanları kaybolmasına sebep oluyorum daha çok sanırım :) Yer sorarlar, kolumla solu işaret ederken, "Şu sağdaki sokaktan gireceksiniz" derim. İlla ters tarafı gösterir, sağsa, sol, solsa sağ derim. Yer tarif edemem vs.

Sağlık olsun diyelim :) Sağımı solumu öyle çok karıştırırım ki, daha çok kaybolmadığıma şükrediyorum..
Ve yeter ki, ruhumuzun karanlık köşelerinde kaybolmayalım,  hep feraha çıksın yollarımız  diyerek, kaybolma postumu geç de olsa tamamlıyorum...



18 Nisan 2020 Cumartesi

MEYDAN OKUMA 4

4- Evindeki nostaljik ya da antika bir objenin fotoğrafını hikayesi ile bizimle paylaşmak ister misin? 
Kahveyi daha doğrusu kahve keyfini, o süre boyunca kendime ayırdığım o kıymetli zamanı çok sevdiğim için, kayınvalidemden kalan çok eski ama değeri paha biçilemez bir kahve fincanının resmini paylaşayım. Takım değiller, olmasınlar da zaten, takım olan şeyleri pek sevemiyorum. Fincanlardan birkaç tane gelebilmiş bugüne. Öyle incecik ki porseleni, öyle kırılgan.. Hikayesini bilmiyorum ama kimler kimler kahvesini yudumladı bu fincanlarla merak ediyorum. Ve tabii kahve içerken konuşulanları da ;)
Zaman zaman kullanıyorum, bugün de size göstermek için sabah kahvemi bu fincanda içtim..

Başka başka çok şey var aslında sayabileceğim, misal annemin verdiği gümüş şekerlik, çeyizinden karranfilli porselen servis tabağı, eski bir radyo ve daha pek çok hatırası olan eşya..
Babamdan kalan dolmakalemler de çok kıymetli.. Bir de çantamda, ara ara, onca curcuna içinde bir şey ararken, yumuşacık dokunup, mutlu olduğum  belki 30 yıllık tespihi var ki babamın, benim nazarımda bildiğin kaşıkçı elması kıymetinde..

17 Nisan 2020 Cuma

MEYDAN OKUMA-3

3. Bugün kendini hangi renk hissediyorsun? 

Bugün sabah biraz griydi. Alerjim son 1 ayda çok iyi olmasına rağmen, kullandığım ilaç etkisini azalttığından sanırım. Bu sabah ondan sebep ve dün akşamki boğaz ağrımdan sebep griydim ama kahvaltı ve kahve sonrası griden açık maviye döndüm. Balkonda kahve içtikten sonra işe geldim, baktım rengim kıpkırmızı zira yetişecek işler pek çoktu. Şimdi, ofisten çıkmadan hemen önce ise, tüm işleri tamamlamış olmanın verdiği duyguyla, pespembeyim :) 
Eve giderken, kapalı dükkanları ve hatta boşaltılmış, tamamen kapanmış dükkanları ve maskeli insanları gördükçe siyaha yakın olacağım yine.. Lakin akşam yemeğinden sonra beni kimse alamaz morun en güzel tonuna bürünmekten çünkü bu akşamki yapacağım nazarlık mor :) Ve hatta daha önceden yaptığım benzer mor nazarlığı paylaşayım :)
Uykuya varana kadar böyle ama uykuda da bembeyaz olacağım yine, huzurlu, sakin, dünyadan bi haber, Co yu da tamamen çıkararak aklımdan, misler gibi bembeyaz :) 
Gördüğünüz üzere, griden beyaza uzanan bir renk skalasında hayatım. Renkten renge girmemin en büyük sebebi de canım nazarlıklarım ;)
Rengimiz, ışığımız hep bol olsun..


Not: 2 gündür ofise geldiğimden, çok yoğun geçen günler nedeniyle doğru düzgün bakamadım bloglara, yorumlara da yanıt veremedim :( Umarım hızlıca kapatabilirim açığı, affola..

16 Nisan 2020 Perşembe

MEYDAN OKUMA-2

2. Şu sıralar evde en sevdiğin köşen neresi? Orayı özel kılan nedir? 

Hava güneşliyse balkon, değilse evde cam kenarındaki berjer koltuk. İkisinin de ortak özelliği güneşin en çok olduğu yerler evde. 
Balkondaysam elimde dergim Maison Francaise ve kahvem ve varsa bi küçük tatlı yanında. İçerdeysem, yan sehpada çayım ve nazarlık malzemelerim. 
Yalnız bir zamandır bayılıyorum dekorasyon dergilerine, ig'de hesaplarına. Nasıl zevkli bakması. Bi alakam da yok aslında dekorasyonla aslına bakarsan, çok bilmem, anlamam, ev dekore edeyim, eşyaların yerlerini değiştireyim falan da değil ama beni çok besliyor dekorasyonla ilgili şeyler. Özellikle de aksesuar, tekstil büyük ilham benim için.. 

Her yeri seviyorum aslında evde, bütün güzel köşeler benim :) Ev dediğin, bu Co sayesinde daha da iyi anladık ki, koruyan, kollayan, sakınan bir yuva nihayetinde. Dört duvardan fazlası..
Balkon dediğin de çok küçük ama olsun, nihayetinde balkon işte. D vitamini çok lazım olduğundan, az da olsa direk güneşi aldığımız yer..
Dur bir de resim atayım size birkaç tane..





Kahve hep bahane ama Co günlerinde daha da.. 

;)



15 Nisan 2020 Çarşamba

MEYDAN OKUMA 1

1 . Belki aramıza yeni katılanlar vardır ya da olacaktır. Önce birbirimizi tanıyalım. 
Karantina döneminden önce neredeydin nasıl bir yaşam şeklin vardı, şimdi neredesin ne yapıyorsun, günlerini nasıl geçiriyorsun, neler değişti hayatında bu süreçte? 

Karantinadan önce, haftanın 5 günü işe giden, yine haftanın 5 günü biri lise, biri ilkokula giden iki çocuklu, rutin hayatı olan, akşamları yemek sonrası nazarlıklarıma gömülen bir kadındım. 
Yine İstanbul'dayım ama bu kez, evde kalan çocukları ile meşgul, uzaktan eğitimin nasıl da zor olduğunu tecrübeleyen, bilhassa Ali Deniz'i ödev yapması konusunda bir türlü motive edemeyen, bir yandan da, haftanın 2 günü ofiste (ev-iş arası yürüyerek 15 dakika) diğer günler evde çalışan biriyim artık.. 
Mutfak biraz daha fazla zaman alıyor, "kahvaltıya değişik ne yapalım"lardan, "akşama ne pişirsek" ler aklımın bir köşesinde hep. Bir de ilk kez ekmek denedim, çok da güzel oldu ama çok çabuk bitiyor, sıcak sıcak, tereyağla :) 
Dilerim çok kilo almadan atlatırız. Nehir spor yaptırıyor bazen bana da zorla, youtube videoları ile ama çok insafsız o sinir bozucu derecede zayıf kadın ;) 
Evi arındırdık biraz bir sürü fuzuli eşya ve giyecekten.. Çekmeceler, raflar temizlendi, düzenlendi ve çok şükür bunların pek çoğunu güzel kızım Nehir yaptı.. Evi hep sevdim, benim için bu konuda herhangi bir sıkıntı yok, hobilerim var çok şükür, malzemelerim bitene kadar devam inşallah ama kayıplar çok üzüyor.. Çok fazla haber izlememeye çalışıyorum artık. Döne döne aynı şeylerin söylenmesi içimi şişiriyor. 
Hiçbir zaman titiz bir kadın olmadım ve işin gerçeği bi tık daha iyiyim belki ama yine de o çamaşır suyu bana uzak bir malzeme halen.. Ellerimi sık sık, hatta pek çok sık yıkamak, dışardan gelenleri çocuklara dokundurtmamak, sabunlu sudan geçirmek, kıyafetlerimi hemen çıkarmak vs.. Hepsi bu yaptıklarımın..
Bir de tabii boya zamanı geçmiş, dibi çıkmış saçlarım var ki, onlara sinir oluyorum. Sprey aldım ama o da saçımı kazık gibi yapıyor. Dur bakalım, Nehir'den söz aldım, saçımı boyamayı deneyecek. Önce biraz saç boyama videoları seyrederek tabii ;) 
Şükür iyiyiz ama kısıtlanmak, dar alana sıkışmak zor, insanı biraz depresif yapan bir durum.. Geçecek, bitecek diye diye avutuyoruz kendimizi..

Dipnot: Yine Sevgili Ezgi başlattı bu meydan okumayı da, bloğu şurada, bakın siz de ve bence katılın yine bu güzel eyleme ;)
İlk ekmek denemem :) 

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.