26 Kasım 2015 Perşembe

ADINI SEN KOY....

Nedir en doğrusu, kendini tüm benliğinde ailene, çocuklarına adamak mı, yoksa onlar sen mutluysan mutlu zaten deyip, kendini ne varsa keyif aldığın onlara adamak mı? Misal 43 yaşında, iki çocuklu, çalışan bir kadın, çocuklarından çaldığı zamanı yüksek lisans okuyarak mı geçirmeli, üstelik çok da işine yaramayacakken? Kariyerine! bir artısı olmadığını bile bile, sırf kendisi istedi diye, eksik kalan bir şeyleri tamamlarken kendisinin de tamamlanacağını düşünerek yapmalı mı bunu?
Çok güzel sofralar kurmak yerine, her gün yeni, değişik yemekler denemek yerine, pratik şeylerle günü kurtarmaya çalışarak geçirirse, ordan arttırdığı vakitte de içinden geldiği gibi, pardon kalbinden geldiği gibi keçeye, incik boncuğa, çiçeğe verirse kendini? Bencillik midir bu? Çocuklarını çok ama çok severken, onlarla geçirdiği "kaliteli" zaman pek azken mesela vicdan yapmalı mı bunun için? Yoksa ama ama benim annem? Ya benim annemin babamın -bilmeden- bizden esirgediği, esirgemek zorunda kaldığı kaliteli -hiç böyle bir sıfat yokken zamanlara dair- zamanlar ne olacak mı demeli? Yok bunların hiçbirini dememeli bence, bence böyle de, ben senin fikrini merak ediyorum Sevgili Okur? Elbette anneliğin, eşliğin, ev kadınlığının, çalışan kadınlığın standardının olmadığını biliyorum ama belki kendime benim gibi düşünen, bana kendimi daha iyi hissettirecek birilerini arıyorum?
İçinde bulunduğum yaştan, bu yaşın bana getirdiklerinden, Rabbimin bana verdiklerinden ve vermediklerinden öyle razı, öyle şükran dolu  bir dönemimdeyim ki, yukarıda yazdıklarım benim içinde bulunmaktan, yapmaktan ya da yapmamaktan, belki biraz bencillikten öyle mutlu olduğum zamanlar ki...
Kompozisyonumun anafikri -bir kez daha- şu olsun öyleyse "Mutlu anne= Mutlu çocuk ve aile"
Rabbim bozmasın diyeceğim ama aslında biliyorum ki bunu bozan genelde "kul"... Kem gözlerden, nazarlardan uzak olalım inşallah...
De haydin bakalım neler çıkmış ortaya bu aralar :)
(Yaptıklarımdan ilham alanların bol olması dileğiyle)


KEÇE CÜZDAN
Bir kısmı Öğretmenler Günü hediyesi olarak verildi, bir kısmı satıldı, hiç kalmadı elimde :( 

KEÇE ÇANTA
Ali Deniz'in sınıf arkadaşına doğum günü hediyesi olarak yaptım. Mıknatısları nasıl kamufle edeyim diye düşünürken metal tokalardan söktüğüm bu fiyonklar geçti elime :))

ÇİÇEKLİ TOKA
Sonbahar gibi... 

SAÇ BANDI
Deneme bir-kii :) Nehir kaptı bile :)

HELLO KITTY
(Ayrıntılı yapım videosu şurada, Youtube kanalıma abone olmayı unutmayın :)
Instagram'da dediğimi burda da tekrarlayayım, insanlarda olduğu gibi, kedilerde de altın oran mutlaka var. Bu Hello Kitty'lerin burnunu, gözlerini yerleştirmek, bıyıkların yerlerini belirlemek en zor kısım,  kimi zaman tombul, kimi zaman ablak oluyorlar...

KEÇE DİNO
Bu minik dino da yine Ali Deniz'in okulundaki küçük yaş guruplarından Tuna'ya doğum günü hediyesi oldu :) 

KEÇE CÜZDANLAR
Ve canımın içi kokinalarla süslü cüzdanlar, siparişlerdi, gittiler. Bolluk, bereket getirsinler sahiplerine... 

ÇİÇEKLİ TARAK TOKA
Tarak tokaları çok zarif buluyorum. Yaptığım taçları, tokaları kimler, nasıl takar, değerlendirir hep meraktayım. Bu fotoğraf bu manada iyi geldi, pek çok yakışmış :) İki taraklı tokanın yanyana takılmasıyla çok da zarif bir gelin saçı olmuş :) 

ÇİÇEKLİ TOKALAR
Bunlar da son posta :)  En çok kış temalısını sevdim ben :) 
BONUS
Bizim evden ödev yapan çocuk modeli :) 


Kal sağlıcakla sevgili okur, şimdiden musmutlu geçsin hafta sonun :)

14 yorum:

  1. Bir evlat olarak bunları okurken annem geldi aklıma. Kendimi bildim bileli çalışıyor. O mesleğine aşık bir öğretmen. Benim de öğretmenim oldu önce onu arkadaşlarımdan kıskandım. Sonra büyüdüm, öğrencilerinden kıskanmaya devam ettim. Annem bize zaman ayıramıyordu. Okul saatleri dışında bile öğrenciler için gönüllü olarak etkinlikten etkinliğe koşardı. Eve yorgun gelir, bize ayıracak zamanı olmazdı.Evet evde her zaman tencerede yemek ve dolapta temiz çamaşırlar olurdu ama ekstra bir şeyler bekleyemezdik. Annem bize hiç kek yapmadı mesela ya da beraber hiç sinemaya gitmedik. Emekli olduktan sonra da çalıştı paraya ihtiyacımız olduğunu sürekli hatırlata hatırlata.
    İç dökmek için yanlış yer ama hassas noktam sanırım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bir anne olarak yazmıştım, seni bir evlat olarak yazmaya itmiş ;) Nasıl bir savunma mekanizmasıysa, şöyle okudum yazdıklarını Burcu, "Ama ben" diye başlayan cümlelerle, "ama ben iş bitince hep çocuklarlayım, "ama benim mesai dışında başka meşguliyetlerim yok çocuklar ve ailemden başka", "ama ben neredeyse her hafta sonu kek, börek yaparım" Pek fena di mi? Şimdi bunları annen okusa o da eminim diyecektir ki "Ama ben onların geleceği için" "Ama ben onlar iyi eğitim alsınlar diye" vs... Böyle hayat be canım... Sen nasıl bir annesin, bak kendine, nasıl ilgili, nasıl güzel... Bunlar mı bizleri geliştiren, yani evvelden eksik kalan şeyleri tamamlama güdüsü, farkındalığın tavan olmasına sebep?
      Yanlış yer derken? Aşkolsun ;) Darılırım bak, burdan iyisini mi bulacaksın (elbette bulacaksın da!) ne zaman dilersen :)
      Öperim çok, sevgiler güzel arkadaşım....

      Sil
  2. Esencim, Ela Masal bizim bize ait neyimiz varsa aldı götürdü aslında:) Hergün iki saat sporum vardı, şimdi yarım saat, her akşam hobilerimle geçen zamanlarım vardı, şimdi ancak 9'dan sonra, O uyuyunca. Ne bileyim saatlerce gez<erdik, bir anda hazırlanıp çıkardık, hepsi yalan oldu. Ama Ela Masal çok gerçek ve iyi ki benim kızım:) Artık daha az vakti kendime ayırıyorum ama illaki ayırıyorum, yoksa deliririm. İyi ki hobilerimiz var ve sen de devam et Esencim. Mutlu olmazsak evde terör estirebiliriz değil mi:) Mutlu tatiller:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü Ela Masal henüz bebek :) Nehir küçücükken aynı anlattığın gibiydim ;) Ali Deniz doğana kadar da öyle devam etti, Nehir oyunlarına beni de katardı ve hayal dünyası çok geniş olduğundan sürekli yeni senaryolar, oyunlar uydururdu :) Ali Deniz de şansınız ablasınınn olmasıydı, bebekliğini saymıyorum ama 2 yaşından sonra, şimdilerde çok daha yoğun, sürekli ablasıyla oynuyorlar. Bana çok ihtiyaç duymuyorlar oyun konusunda, bu sayede de bana daha fazla vakit kalıyor. Diyeceğim o ki, Ela Masal'a bir kardeş gelirse şayet, işin daha kolay olacak Baharcım :)))
      Haklısın, iyi ki hobilerimiz var ve bu sayede hane halkı terörist anneden yırtıyor :)))
      Sağol güzel yorumun için canım, öperim çok seni ve güzel kuzunu :)

      Sil
  3. Esen'iiiiim,
    Nasil da zaman zaman kendime sorduğum ya da sorguladığım konular... Aslında tam ama tam olarak senin gibi düşünüyorum 😊 mutlu anne= mutlu aile
    Seni nasıl takdir ettiğimi bilemzsin. Firsat buldukça bunu sana söylüyorum diye düşünüyorum yine yeniden diyeyim 😊 sen harikasın 👍👍👍👍 bence içinde kuşku olmasın.
    Yukarıda arkadaşin serzenişine hak vermiyor değilim ama sen o anne değilsin ki. Ben biliyorum ki ne yaparsan yap, kendin için ayırdığın vaktin çok daha kalitelisini yawrularına ayırıyorsun 😉
    Bunları söylüyorum çünkü ben, çocuklarına bakmak İçin çalışmayı tercih etmemiş ve bunun pişmanlığını yıllarca yaşamış bir anneyim. Kendimi çok mutsuz hissettiğim ve bunu yansıttığım dönemler çooook taaa ki blog ve oraya yaptıklarımla mesguliyetime kadar 😊 bilmem anlatabiliyor muyum? ? ? Öptüüüüüm

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selcenim, annelik çelişkiler yumağı bir şey! Öyle de yapsan, böyle de yapsan, tam doğru, tam süper dediğimiz şeye varamayacağız hiç...
      İşten ayrılmayı hiç düşünmedim ama böyle yaratılmamışım sanki! Çocukların bebekliğinde doğum izninde bile, evin içindeki o sıkıcı rutin boğdu beni. Şimdilerde çok öyle düşünmüyorum aslında, yaptığım işleri daha profesyonelce pazarlayabilirsem, evde oturmak âlâ olabilir ilerde :)))
      İçimi rahatlattı yazdıkların, sağolasın :) İnsanız ruh halimiz elbet yansıyor çocuklara, öyle ya da böyle.. Nihayetinde bi Cayyu'nun annesi değiliz pür sabırdan yaratılmış :))
      Biz meşguliyetlerimize yönelelim her daim canım, bu arada özledim bloğunu, yazsan artık, yine o harika işlerini paylaşsan ;) Yok mu annende boyanacak mobilyalar :))
      Öperim çooook çok :)

      Sil
    2. Severek, zevkle ürettiğin şeylerden para kazanmaak 😊 hem de pijamalarinla çalışarak 😀😀 mükemmel. Insallah bir gün olur.
      Ben de cok istiyorum ama baska baska kosturmacalardan firsat bulup oturamiyorum. En kisa zaman da benim blogda bulusmak dileğiyle ben de cok cok Öptüüüüüm

      Sil
    3. Nasıl güzel geliyor kulağa di mi :)
      Hadi öyleyse, bekliyorum tez vakitte postunu şekerim, çok öperim :)

      Sil
  4. annelik yemiyor ki hiç bir zaman Esen. hiç bir zaman tamam ben en iyisiyim, bundan daha fazlasını yapamam diyemiyorsun. misal ben çalışmıyorum. yaptığım el işleri bile öyle ıvır zıvır şeyler, pek zamanımı almayan. ama yatağa yattığımda hep amalarla başlayan cümleler oluyor kafamda dolanan. şunu şöyle yaptım ama şöyle yapsam daha mı iyi olurdu. bu anneliğin özünde var sanırım, hep daha iyi olabilmek daha çok mutlu edebilmek. hepsi içinde kendimizi öncelikle mutlu edebilmek. eminim harika zamanlar geçiriyorsunuz. ben yine de nacizane şöyle diyebilirim çocuklara bir sor, birlikte daha çok şey yapmak istermisiniz diye. çünkü zaman çok çabuk geçiyor ve bir süre sonra çoğu zamanlarda yalnız vakit geçirmek istiyorlar. daha vakit var arkadaşım, içini huzursuz eden birşeyler varsa çok geç değil.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öcecim, Selcen'e de yazdığım gibi annelik dediğin bir yaman çelişki... Senin kızlarla ilişkine bayılıyorum, bizimkiler büyüdüğünde umarım bizler de öyle olabiliriz...
      bakma sen böyle yazdığıma, sonradan okuduğum da haksızlık etmişim biraz kendime; elimde iş olsa da, benden bişey istediklerinde, oyunlarında falan katılıyorum onlara, yaptığım işler zevk için sonuçta, elbet bekleyebilirler... Hafta sonları da geziyoruz, evde birlikte mutfak faaliyeti falan yapıyoruz ama yine de sorayım dediğini ;) Haklısın büyüdükçe kabuklarına çekiliyorlar, hakkını vermek lazım bu güzel zamanlarının :)
      Sağolasın Öcecim, öperim çok güzel arkadaşım :)

      Sil
  5. Merhaba blogujuzu takipteyim bloguma beklerim

    YanıtlayınSil
  6. Canımcım tatlışım ben ki hayatım boyunca kariyer kariyer diye öttükten sonra 38 yaşında kucağıma kuzumu alıp kariyerimin kendimce üst noktasinda evimin kadını olmuş ve "bu yaştan sonra çocuk sahibi olmuşum yemişim kariyerini evladım da evladım" diyerek işten elimi etegimi çekmiş; henüz bir yılı bile doldurmamış yeni işime başlar başlamaz da kendimi sorgulamaya başlamış bir kadın olarak gördüm ki full time çocuğuna vakit ayırmak diye bir şey yok. Olmuyor ... Yani evdesin çocuğunlasin ama işte o kaliteli vakit dediğin şey toplasan günde iki saat. Üstelik daha yorgun ve daha durgunsun. Hiç işin bitmiyor yetişmiyor Ama ne zaman ki hayatıma iş tekrar girdi ben daha mutlu daha becerikli daha enerjik bir kadın oldum. Eski ben ama daha beceriklisi daha pratiği. Üstelik aksamlari iki saat en kalitelisinden kızımlayım. Hayatta bensiz uyumaz sandığım kızımı geçen hafta iş yüzünden 2 uzun gece ve 3 deli uzun gün göremedim. Ama daha mutluyum daha huzurluyum daha daha daha... Üstelik Lara da daha mutlu çünkü uzun lafın kısası kadın mutlu aile mutlu. Her anlamda...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) Yalnız kariyerden elini eteğini çektiğinde söylediklerin kopardı beni :))
      Hep senin gibi yorumlar duyuyorum ben de, çalışan kadar -hatta belki fazlası- çalışmayan kadın da pişman.. Kendini çocuğuna adayan da sorguluyor kendini, kariyerine adayan da...
      Aslında yine aynı yere geleceğiz ama ne yaparsan yap (yok aşk ile yap demeyeceğim!) mutlu hissettiğin sürece kendini, tamamdır, budur dediğinde otomatikman yansıyor senin iç huzurun...
      Dileyelim de hep öyle olsun şekerim, her anlamda mutlu olsun aile de kadın da...
      Öperim pek çok :)

      Sil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.