6 Kasım 2013 Çarşamba

80'LER......


Hani ben bloğu yeni açtığım  zamanlarda bi 80'ler postu hazırlamıştım ya, hani sonra bu kota uyarısı çıkınca blogger'da, çok resimli bir post diye ve göyaaa kotam açılsın diye o güzelim 80'ler postumu heba etmiştim ya, hah işte şimdi o zaman bir klasörde sakladığım resimleri, aklıma gelen başka başka şeyleri de ekleyerek tekrar huzura getiriyorum sevgili okur. Ben çok eğlendim yaparken, şayet akransak sen de eğleneceksin, şayet 80'lerin sonlarında ya da 90'larda doğduysan da biraz şaşıracak ama yine de eğleneceksin :)
(Bak şimdi ne farkettim sevgili okur, ben sana yazarken, konuşur gibi yazdığım için, hiç nokta bilmiyorum, kullanmıyorum, nokta cahiliyim, sürekli bir virgül merakıdır gidiyor yazılarımda, kocaman upuzun paragraflar oluyor bu sefer de, mazur gör olur mu bu nokta düşmanlığı ve virgül sevdamı-ki Türkçe öğretmenlerimiz de hep söylerlerdi di mi upuzun cümleler kurmanın yanlış olduğunu  ;) 
E buyrun o vakit 80'lere alayım sizi ;) 

Bu bir kütüphane, kütüphane ama aynı zamanda çamaşır dolabı, aynı zamanda yatak :) Yani çok şey bu gördüğün mobilya, kim tasarladıysa, kim yarattıysa bu 80'lerin en bi kıymetli mobilyasını alnından öpmek lazım, asrın buluşu neredeyse :)) Herkesin evinde de vardı, kimi zaman ceviz rengi, kimi zaman venge, gözleri azalsa ve artsa da bildiğin, zengin-fakir herkesin evindeki kral mobilya :) 



Ki o kütüphanelere de böyle böyle ciltli ansiklopediler sıralanırdı. Çok kıymetliydi bu ansiklopediler, bütün ödevler ordan yapılırdı, olmadı kütüphaneye gidilirdi. Bu ansiklopediler 80'lerde bayilere her hafta fasiküller halinde gelir, sonra içi tamamlanınca da, kapağı alınır, bu hale getirilirdi. Çok zevkliydi ciltleri biriktirerek, ansiklopedinin her bir sayısını tamamlamak :) 

Böyle dolma yapardık biz saçlarımızı, önleri kahküllü, tepesi dolmalı saçlarımız vardı :) 

Füzolarımız vardı, kah siyah, kah beyaz, ayaklarımızın altından geçirdiğimiz, hilkat garibesi füzolarımız :) 

İllaki vatka vardı kıyafetlerde,  omzun genişmiş, darmış hiç farketmezdi, her kıyafete uygun ebatta bir vatka mutlaka dikilirdi. Zaten o vakitler şimdiki gibi mağazalar da yoktu ki, terziler vardı bolca, biri de benim annemdi :) 

Şark Köşesi illa olmalıydı, kilimli, yastıklı, sedirli, bakırlı vs. 

Ekoseli şort etekler ne çoktu...

Böyle yelekler dikerdi annelerimiz bize, üstümüze cuk oturan, incecikliğimizden mütevellit bize çok yakışan yeleklerimiz...

Gazozlar vardı, düğünlerde mutlaka kurupasta ile dağıtılan. Ama şimdikinden farklı olarak bol balonlu, insanın genzini çok yakan ama çok da güzel, aromalı gazozlar...

Ankesörlü telefonlar vardı böyle, bütün iletişimimizi sağlayan, jetonla çalışan, önünde upuzun kuyruklar olan, içerde fazla kalınca dışardan "Hadi kardeşim, bu kadar insan var sırada!" şeklinde kibarca uyarıldığımız canım ankesörlü telefonlar...
Telefonlar için böyle jetonlar vardı, uluslararası, şehirlerarası ve şehir içi :) Bazen yutulan, bazen de ankesörlü telefondan fazladan dökülen jetonlar. 

Dolmakalem ve mürekkebi ödevlerimiz için şarttı. Babalarımızın kalemleri itinayla bozulur, uçları kırılır ve kaybedilirdi :) Bazen ödevin tam orta yerine damlayıverirdi, dosya kağıtlarının altına koyduğumuz çizgili kağıtlar da kar etmez, gittikçe yukarı uzayan satırlarımız vardı... Copy-paste bize Mars'a gitmek kadar uzaktı. Uykusuz gecelerde sayfalarca el yazısıyla ödev yapmak vardı. 

Örgü kazaklar vardı çeşit çeşit, renk renk, şal yaka, yarasa kol, Atatürk yaka, envai çeşit örgü kazaklar...

Leblebi tozu vardı. Genzimize kaçan, boğulur gibi olduğumuz ama asla vazgeçmediğimiz leblebi tozu :)

Şimdilerde yine moda olan bu lastik çizmeler çoktu 80'lerde de :)



Gümüş künyelerimiz vardı bizim, üstlerinde isimlerimizin yazdığı, havalı gümüş künyelerimiz...

Yorgan denilen böyle montlarımız vardı -ki şimdi de var...
Aslan başı saçlarımız vardı, yele demek daha doğru galiba :) Çok şükür benim hiç tercih etmediğim Ahu Tuğba'nın aslan yelesi saçları çoook modaydı...

Perma yaptırırdık, ziyadesiyle modaydı :) Ama nerde bu fotoğraftaki gibi güzel permalar, kimi yeri tutmamış, kimi yeri yanmış permalar, bir de pis kokardı ki  ilacı :(


Mektuplar yazardık, itinayla zarflar postalardık. Postacı yolu gözlerdik. Bayramlarda, yılbaşlarında kartpostallar atar, kartpostallar alırdık.
Yılbaşı kartlarının üstünde pullar olurdu, elimiz yüzümüz hep pul, hep yılbaşı :)

Hatıra Defterlerimiz vardı, "Canımdan çok sevdiğim arkadaşım....." diye başlayan

Duran Duran vardı, posterleri duvarlarımızı süsleyen

Modern Talking vardı, Bıradır Luvi Luvi diye şarkılarını ezber ettiğimiz...
Bu başlıktaki sözü sık sık tekrarladığımız yıllardı, evin kızı komşuya yollanır ve aynen böyle denirdi: "Bir maniniz yoksa annemler size gelecek" ve hiç de bir mani olmazdı, o zamanlar kimsenin pek manisi yoktu zaten görüşmek için, ev oturmaları için, çünkü annelerimiz-çoğunlukla- ev kadınlarıydı ;)

annelerimizin imrendiğimiz (şimdilerde giymekten kaçındığımız) ince topuklu, sivri burunlu ayakkabıları ve 

Ayakkabıyla aynı renk ve deriden takım olarak aldıkları, düğünlere giderken kullandıkları "portmen"leri vardı...

Örgü kravatlarımız vardı. 

Örovizyonumuz vardı, toplanıp, yılbaşı akşamı muamelesi yaptığımız, kuruyemişlerle, meyvelerle izlediğimiz, "Törkiyyyy Ten Poyint" lafını pek duyamadağımız...

Radyolarımız ve her gün dinlediğimiz Arkası Yarın'larımız  vardı. Güzel sesli tiyatro oyuncularının seslendirdiği, bizi içine çekiveren Arkası Yarın'larımız :) 



Timbırlentlerimiz vardı, ki yine var :) 

Konverslerimiz vardı, kimimizin de konvers taklitleri...

Şetland kazaklar vardı, pek kıymetliydi, çekmesinler diye itinayla yıkanan baklava desenli kazaklar...

Bizimkiler vardı, nasıl güzel bir aile dizisiydi, pazar günleri onları izlemek, apartmanlarına sızıvermek ne zevkliydi...

Uykudan Önce Adile Naşit'imiz vardı, ismimizi duyabilmek için pür dikkat izlediğimiz....


Sonra bizim çeşit çeşit kasetlerimiz vardı, kapakları çatır çatır kırılan, sık sık kopan, saran kasetlerimiz. Kaset sardığı zaman itinayla kurşun kalem vasıtasıyla tekrar içine yerleştirirdik. Kaset doldururduk bolca, A yüzünü, B yüzünü sırasıyla yazar, kasetçiye doldurtur, kasetçiyle ahbap olurduk . Kimi zaman birbirimizle değiş eder, dinlerdik bu karışık kasetleri.:)) Kasetçalarlarımız vardı , kasetçi dükkanlarımız, ne oldu o dükkanlara sahi??? Kasetlerin yerini CD'ler aldı da "Sidici"ye niye dönüşemedi o kasetçi dükkanları :(  Şimdilerde D&R, Megavizyon gibi yerlerde satılıyor müzik CD'leri...
Bir de böyle arabalarda kaset satan abiler vardı ;) Nerdeler sahi???

Böyle böyle çizgi romanlar vardı, bir de gazetelerde Foto-Romanlar, karikatür daha çoktu sanki hayatımızda...

Elektrik kesintileri için gaz lambalarımız ve hatta lambalarımıza dantel kılıflarımız vardı :)

Ne lüzumsuz bir giysiydi yarabbim... Lizözler vardı, mutlaka çeyize konulması gereken...

Etamin buzdolabı örtüsü ve etamin seccade mutlaka her kızın çeyizinde vardı.

Dantel, çok, pek çok modaydı, anneler kızları küçücükken başlarlardı çeyiz hazırlarlardı. Bazı örnekler gizliydi, verilmezdi (şimdilerde internette dünya kadar, ne saçmaymış paylaşmayıp, kendine saklamak. Tam da burada söylemek istiyorum ki, yapılan hiçbir şey bize ait değil, mutlaka bir yerden bir fikirle, yapılmış bir örnekle ya da örneklerin birleşmesiyle bişeyler yapıyoruz, ortaya çıkan bize ait gibi birşey olsa da, değil bence, hem kim yaparsa yapsın, birebir aynısını zaten yapamaz ki, mutlaka kendi imzası olur bir ayrıntısında, o yüzden paylaşmak gerek, izin vermek gerek, bencil olmamak gerek-bence-)
Pastaneler vardı, şimdikiler gibi kafeler, avm ler yok, yalnızca pastaneler vardı, buluşup, konuşmak, pazarları vakit geçirmek için... Yalova'da meşhuuuur Liman Pastanesi vardı :) 
Vikingler ve Heidi vardı :) Ne güzel çizgi filmlerdi, tekerlekli sandalyedeki Klara'ya çok üzülür, Heidi'ye merhamet eder, Liza'ya sinir olurduk :) Biz 80'lerde güzel çocuklardık vesselam...



BONUSSSS
Hatırladınız mı ;) 

Şimdi sen söyle güzel okur, ne geldi senin aklına bunlardan başka 80'lere dair?

39 yorum:

  1. güzel günlerdi ya:)))) en de 80'lerde doğdum, şarkılarını da çok severim 80'lerin! bide annem küçükken saçımın önünü öyle kabartırdı, dolma yapıyo derdim:P iyi oldu bize hatırlattın o günleri....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Bence de güzel günlerdi Melis :) Sen daha çok annenden bilirsin, bizim ilk gençliğimiz 80'lerin sonuna denk geldi, o yüzden hepsine şahidim bunların :)
      Sağol çok güzel yorumun için :)

      Sil
  2. Ben de bu çekyatlardan birinde yatardım. Ama o zamanlardaki tatlı uykumu, pembe rüyalarımı sonra hiç bir ortopedik yatak, kuş tüyü şilte veremedi bana..Aaah, aahh, gözlerimiz yaşarttın yahu durduk yerde..

    Şort etek, ne kıl şeydi yaaa, utanıyor insan hatırladıkça, kötüymüş yahu çoookk...

    Vatkalar vardı ya hani kazakların bile omuzlarında olan ve o kazakları pantalonun içine sokardık. Sadece misafirlere açılan o salonların orta sehpalarında sigaralıklar vardı bir de, gelen misafire şeker gibi sigara tutulurdu, "ayol mentollü de var, almaz mıydınız "diyerekten..

    Aslında 80'ler deyince gençliğim geliyor aklıma, sıcaktı, sadeydi, hepimiz fakirdik o yıllarda, bir o kadar da zengin...Başkaydık, başka türlüydük 80'lerde, şimdi türlü türlüyüz :))...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de o zamanlar hep divanda yatardım, nerde öyle ayrı çocuk odası, oturma odası gece biz uyuyacağımız zaman yatak odamız oluverirdi :) Ama nasıl rahattı o divan anlatamam sana, ki hala çok severim divanda oturmayı-bulamam o ayrı :)
      Moda bence de berbatmış, o zamanki resimlerimi sadece kendime saklıyorum :))
      Sigaralıkları geçen konuştuk arkadaşlarla, bak posta yazmayı unuttum, halbuki mutlaka yazılması lazımdı, hatırlattığın için sağol. Azcık hastalıklı bir durummuş, "Allahaşkına buyrun bir sigara verelim de zehirleyelim sizi" :))) Bir de vitrinlere konulurdu :))
      Ne güzel zamanlardı di mi, özlüyorum ben de o zamanları çok, az şeyle mutlu olmaya çalışan güzel çocuklar, güzel gençlerdik biz... beyhude ama özlüyorum vallahi Elif...
      Çok sağol arkadaşım bu güzel yorum için :)

      Sil
  3. çok şey geldi valla;
    su sıkan yüzükler
    alf
    turbo sakız
    kırmızı kalem
    prizma naylonda kolonya
    salçalı boş tost
    poptip
    çokomel
    badem kraker
    bigbabol sakız
    blendax şampuan
    blue jean dergisi
    bay meraklı
    cino çikolata
    casio saat
    cin ali
    kasetçalar
    minti sakız
    mintaks bulaşık deterjanı
    vim
    off daha neler neler

    duvarlarda asılı arap çocuk heykelleri vardı
    genelde almanya yada hacdan getirilen tel tel ışık saçan gece lambaları



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooo, Nilgüncüm ne çok şey gelmiş aklına senin de :)) Kimbilir neler var daha unuttuğum... Kasetçaları ekledim bak ;)
      O gençlik dergilerinden ne çok alırdık :) Artist, şarkıcı resimlerini keserdik itinayla, posterleri yapıştırırdık duvarlara :) Anket defterlerimiz vardı bi de, bak o da şimdi aklıma geldi :)
      :) Sağol, sevgiler çok....

      Sil
  4. çok güzel bir post olmuş bende 90lar diye bir post yapacağım görsel biriktiyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler aycancım :) Merakla bekliyorum 90'lar postunu :) Çok zevkli di mi böyle dönem postu hazırlamak :)

      Sil
  5. artist sakızları vardı.ünlülerin fotoğrafları cikardi .biriktirirdik,aynısı varsa arkadaşlarla degistirirdik.onlerimizdeki kahkülleri sabah okula gitmeden fircaya sarıp kahvaaltiya otururdum.okula gidene kadar sekil alirdi.plastik isitmali bigudiler vardı.kadınlar geceden saçını sarıp yatardi.yeşil renkli rujlar vardı.sürünce kırmızı olurduuuuuuuu
    :))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Onları da unutmuşum bak :) Ne çok biriktirirdik :) Ne geldi şimdi aklıma bi de oyun vardı, biriktirdiğimiz kartları duvardan yere bırakarak üstüste gelince toplama oyunu :)
      Kahkül ne çok modaydı o zaman ve evet hep kocaman bigudilerle ya da fırçalarla şekil verilirdi :)
      O yeşil rujları da hatırladım sen sürünce, yüzyılın buluşu gibiydi :))
      Teşekkürler bütün hatırlattıkların için ihlinaz : ) Sevgiler

      Sil
  6. aaa ben senin 80 ler yazını hatırlıyorum hatta yorum da yapmıştım. o tarihlerde benim blogum yoktu ,seni marifetten tanıyordum. köydeki evimizde bu eski çekyat hala var ,nostalji köyde kaldı yani. ilginçtir dün akşam perihan ablayı izliyordum youtubeden ,demek senin içine de bir eskiye dönüş ve özlem doğmuş.izmir'e ilk geldiğimizde annem dantel örneği isterdi konu komşudan ,kimisi saklar vermez kimisi de paylaşımcı olurdu.yıllar sonra kardeşimin çeyizleri ortaya dökülünce, annem de tek tek hangi danteli hangi komşudan aldığını anlattı. hele bir dantel örneği vardı ki sahibi bu dünyadan genç yaşta acı bir kaza sonucu göçüp gitmişti. annem o dantele bakınca ne iyi kızdı ,Allah rahmet etsin, başkaları köşe bucak saklarken dantel modellerini o hemen vermişti. paylaşımcı ruhu o kızı yıllar sonra iyilikle hatırlanmasına vesile olmuştu. demiştim ya ben şu sıralar tasavvufa merak saldım diye bir şeyi çok yaptığımı fark etmeme vesile oldu bu ilgim'' ben yaptım, benim, ben buldum, benim çocuğum' gibi cümleleri Allah sevmezmiş, o yüzden ey kulum bu dünyada ne aklın, ne bedenin, hiçbir şey sana ait değil ,sadece ödünç bunu sakın unutma dermiş. ben unutuyorum çoğu zaman itiraf ediyorum ama bu ''ben'' belasından kurtulmaya çalışyorum.Allah,benim dediğim şeyle sınav ediyormuş,en sevdiğim,en sakındığım, en değer verdiğim benim sınavım olurmuş. bu yüzden artık şunu diliyorum, Allahım herşey senin, bana ödünç verir misin ?
    Allah, çocukluğumuzdaki saflığı, huzuru ,neşeyi, şimdiki zamanımızda da yaşatsın inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet işte o postum gitti :) Varsın gitsin, daha güzeli geldi :) 80'ler başkaydı, pek çok şeyi özlüyorum o zamanlardan, 80 darbesini hiç aklıma getirmemeye çalışarak...
      Dantel örnekleri çok kıymetliydi sahi, bak gördün mü, iyilik hiç unutulmuyor işte, tıpkı sizin dantel örneğinde olduğu gibi :) Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun tanıdığınızın...
      Ne güzel bir şey yaptın Filizcim, tasavvuf ancak huzur verir insana, iyilik güzellik verir. Senin güzel kalbine de çok iyi gelecek eminim... Bence de bütün ne varsa sahip olduğumuzu sandığımız aslında hepsi emanet, gerçek sahipleri elbette bizler değiliz...
      Aminnn, inşallah canım

      Sil
  7. yaaa eskilere döndük yine .ne keyifli bir yazı olmuş.bravo! bu arada kelebek tokaları unutmamak gerek,serpil çakmaklı tarzında (oyyy) :)) tipitip sakızlar,saça limon kullanmak jöle yerine,...:) hey gidi günler hey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Çok teşekkürler Dolunaycım (Dolunay di mi, Mehtap Abla'dan öğrendim :) Alanay peki???
      Kelebek tokalar dolmalarımızın vazgeçilmeziydi, atlamışım :) Yaaa Serpil Çakmaklı ve Ahu Tuğba modeli saçlar doluydu etrafta :)) Moda olarak berbat olsa da çok güzel zamanlardı :)
      Sevgiler :)

      Sil
  8. Anılarda bir yolculuk oldu bu yazıyı okumak ve okuyan herkes ayrı bir anıda yolculuk etmiştir sanırım. O pantalonlara füzo dendiğini unutmuşum ben, ne severdim zamanında... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Ya ne zevkli di mi Nilüfer :) O günlere gitmek, o günlerdeki hatıraları tek tek hatırlamak :)
      Füzoydu onlar, ne modaydı, öyle alttan çektirmeli komik taytlar :))
      Sevgiler ve çok teşekkürler

      Sil
  9. mahizer hancıoğlu6 Kasım 2013 10:00

    O dore portmenden arıyorum.Esencim nerde bulabilirim biliyormusun? Emeğine sağlık sayfa süper olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjdeler olsun Mahizer hanım :)) O verdiğim siteden başka Beşiktaş'taki Büyük Çarşı'da da var onlardan, en üst katındaki çantacıda, envai çeşidini gördüm bugün :)
      Çok teşekkürler, beğenmenize sevindim :)

      Sil
  10. Eline ,ağzına sağlık:)) Ne güzel olmuş,ne güzel bir pos olmuş bu.80 lerin sonlarına doğru 15 -16 yaşlarımdaydım.Mahallemizdeki ablalarımdan ne gördümse uyguladım.Birtek lastik çizmeleri hatırlamıyorum.
    Bir de bunlardan başka renk renk ceketler ,deri montlar,napa montlar,tunik ve elbise üzerine takılan kemerler, de geldi aklıma.Hiçbirinden geri kalmadım çok şükür:))


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Teşekkür ederim şekerim, ne çok ortak noktamız varmış yorum yazanlarla bak, ne çok şey hatırladık :)
      Mahalledeki ablalar her daim klavuzumuzdu zaten :)
      Napaları çok net hatırlıyorum çünkü çok pahalıydı ve alamamıştık :)
      Öpüyorum canım seni, geliyor musun İstanbul'a ;)

      Sil
  11. öncekini de izlemiştim böyle hatırlıyorum. fakat sonuna kadar iyi ki geldim veee bonusu gördüm eveet söylemişmiydim lise öğrencisiydik arkadaşım neslihanla kendi kritiği yapardık bazen de okuldaki tipleri onlarla rumuzlardık:)) iyi kötü yakışıklı vs sonradan o istanbula gitti ve biz bu kezde mektuplara aktarırdık. muko ilakvey miydik yoksa az şeylerden çok zevk alan mı ... hepsi de güzeldi esencim ellerine sağlık....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zade kay kulanepe'ydiniz siz, mot ilakveyi olsun :))
      Az şeylerden zevk alarak büyüdük gerçekten de ;) Bu yüzden de mutlu bir çocukluk ve ilkgençlik geçirdik galiba :)
      Şeker Kız Kendi'nin şarkısı vardı bak o aklıma geldi şimdi :)))
      Şeker Kız Kendi, Antoniyle evlendi, bunu gören Liza kıskançlıktan ge-ber-diiiiii :))
      Öperim ;)

      Sil
  12. şeker kız Candy nin sonunu görmemiştim, yayından kalkmıştı. araştırdım; Terry ile evlenmemiş, attan düşüp ölen Candy'nin aşık olduğu Anthony değilmiş. Anthony ile evlenmiş en sonunda :) :) hiç işim gücüm yok benim, belli oluyor mu :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Çok komiksin yaaa, boşver sen şimdi bunları da yok mu o şahane pastalarından yeni bişeyler :))
      Öperim

      Sil
  13. Çok güzel bir yazı olmuş, yazıyı okumakla kalmayıp bir de tüm yorumları bile okudum. Herkeste bendeki etkileri yaratmış anlaşılan ''geçmişe yolculuk'', bir hüzün çöktü içime nedense aslında gülümseyerek okudum yazını. Hepsini gördük yaşadık gerçekten, bir başkaydı herşey, evimize telefon bağlanmıştı, hiç unutmam o günü, ne güzel şeydi ve bir o kadarda şaşırtıcı, şimdi ise dünyanın her yeri bir tık uzağımızda, şu yazdığım yazı bile hayaldi o zaman. :)
    Hatıra defterlerimiz vardı demişsin ya, canımdan çok sevdiğim arkadaşım diye başlık yazılan, bilerek mi o fotoyu koydun bilmiyorum ama defterdeki yazı beni epey güldürdü. Eline, aklına, emeğine sağlık, sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Çok sağol Hülyacım.... Evet, herkesin aklına birşeyler gelmiş 80'lerle ilgili ve benim yaşıma yakın olduğunu tahmin ettiğim sevgili okurlar da-sen de dahil- hep eskiye özlemle yazmış yorumları :)
      Televizyona yeni eriştiğimiz günler var aklımda, köyde küçücükken komşunun evine tv izlemeye gittiğimiz zamanlar, telefonun santralden bağlatıldığı, çevirmeli siyah telefonların olduğu vs...
      Güzel günlerdi vesselam :)
      O hatıra defteri beni de çok güldürdü, gayet samimi yazmış arkadaş :))
      çok teşekkürler tekrar, sağol güzel yorumun için, sevgiler Hülyacım :)

      Sil
  14. Yilbasi kartini gördügümde icim yandi! Ne cok yazardim! Herkese postalardim! Hele hatira defterim ne kadar kiymetliydi! Evet aslinda daha pek cok sey siralanabilir,aklima gelenleri yazmak isterim,görüsmek üzere Esencim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa, ne güzeldi di mi o pullu kartpostallar :) Her yılbaşı bir sürü kart seçerdik göndermek için, iletişimin daha az ama daha özel olduğu zamanlardı :)
      Yazsana hadi, bekliyorum aklına gelenleri :)
      Öperim ve umarım daha iyisindir Serpilcim :)

      Sil
  15. Yanıtlar
    1. Yine çıktı Tipitipler ama bu sefer tekli değil birarada pakette, eski havası yok bence çünkü içinde karikatürleri vardı eskiden, yine de markette ilk gördüğümde çok mutlu oldum, eski bir dostu görmüş gibi :)
      O ne Ülker, katlanır bardak? Kağıttan yaptıklarımız mı?

      Sil
  16. Mail attım sana fotoğrafını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Gördüm, nasıl unutmuşum yahu, içiçe halkalı bardakları ;) Demek seninki gs'liydi ;)
      Sağol Ülkercim

      Sil
  17. Mail attım sana fotoğrafını :)

    YanıtlaSil
  18. Emzikli şeker vardı,şekerini yedikten sonra emziklerini saklardık,bir ayağımıza halkayı geçirip ucunda ki top gibi şeyi çevirirdik(adını unuttum) lastik ayakkabılar vardı(çingene ayakkabısı diye satılırdı) önlüklerimiz siyahtı,yakalıklarımız beyaz danteldi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Ayşe :)
      Bak ne çok şey hatırlamışsın, öyle güzel yazıyorsun ki geçmişe dair, bunca şey hatırlamana şaşmamak lazım ;) Sen deyince hatırladım hepsini, o şekerlerin rengi geldi gözümün önüne, ne güzeldi yahu :) O halkalı şeyi şimdilerde kızım kullanıyor, yine moda oldu yani, geçen yaz köyde çevirdi durdu ayağında :) Bak bi de biz lastik ne çok oynardık, zıplayıp dururduk lastiğin boyunu kademe kademe yükselterek, yazın bacaklarım kıpkırmıızı olurdu :) Onu da öğretmek lazım şimdiki nesile :)
      Sağol bütün hatırlattıkların için, sevgiler :)

      Sil
  19. Ne güzel olmuş o liman pastanesine ne giderdik lisedeyken :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unutmuşum bu yorumu Evrencim, pardon çok :)
      Liman pastanesinde ne hatıralarım var bir bilsen... Ya da kimse bilmese ;) Sezenler'e gider miydiniz peki?
      Sevgiler...

      Sil
  20. Ne güzel anlatmışsın. 2015 şubat yazılarından buraya ışınlandım. İyiki de gelmişim, peki ben bu yazıyı neden daha önce fark etmemişim? İş yerinde çok zor haftalar geçiriyoruz, çok yoğun ve stresli. Hafta sonum da iyi geçmiyor. Bir kaç senedir eve tıkılı yaşıyoruz desem yalan olmaz. Tam da sinir harbi içinde kendimi temizliğe vurup yorduktan ve kötü enerjimi boşaltıp banyomu yaptıktan sonra bu yazını okuyorum. İnsanoğlu zaman makinasını artık icad etmeli bence. yorulunca hayattan kaçıvermelisin istediğin bir yıla. Mesela 80'lere. Aslan yelesi saçlarıma kelebek toka takma, vatkalı omuzlarıyla XXL örgü kazağı pantolonumun içine sokma, paçaları daralan ve paça ucu 3 kere kıvrılıp ayakkabı içinden beyaz çorabı gösteren yarım şalvar kot giyme ihtimallerine rağmen bu gün 80'lere bir ışınlanasım var... Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurtencim, ne iyi olmuş bak, azcık havanı dağıtmış bu post... Zaman zaman öyle dönemlerden hepimiz geçiyoruz yani stresli sıkıntılı dönemlerden... Bundan üç yıl kadar önce, herşeyin üzerime üzerime geldiği, ters gittiği günler geldi aklıma ama bak sonra sonra yavaş yavaş feraha eriyorsun işte, Allah sağlık versin de hepsi geçer gider, sende de öyle olacaktır inşallah...
      80'ler güzeldi vallahi :) Bak sen yazınca aklıma geldi sahi neydi o şalvar kotlar, hele erkeklerde bi tiksinç :)) Paça daraltma neydi peki? Olsun boşver, moda öyleydi biz n'apalım :)) O günlerden fotoğraflarımı bulsam da paylaşsam seninle, permalı saçlar, upuzun dar etekler, ipek gömlekler, yarabbim allahım :)))
      Sevgiler :)

      Sil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.