25 Ekim 2018 Perşembe

Dermographism, Alerjik Rinit ve Mantar Alerjsi/ Velhasıl cümle alerjilerim..

İlkin yani bundan 26 yıl kadar önce, Alerjik Rinit çıktı aniden bünyede. Tam da İstanbul'a taşındığımız ve bu sebepten sonsuz mutsuzluk yaşadığım dönemdi.  Çok sonraları öğrendim ki, alerji büyük hayal kırıklıkları, mutsuzluk zamanlarında -sanırım strese bağlı bağışıklığın düştüğü zamanlarda- aniden çıkabilirmiş. Ailede alerjisi olan benden başka kimse yok, benim de o seneye kadar, yani 21 yaşıma kadar alerjiyle ilgili herhangi bir şikayetim hiç yokken, dahası alerjiden bihaberken... Birden bire sabahları bitmek bilmez bi hapşırık, burun, göz akıntısı, boğazda yanma, kulak, burunda kaşıntı başladı ama öyle ağırdı ki tablo, ben çalışamaz hale geldim. Sonra Samatya Alerji Polikliniği, alerji testleri ve önceleri haftada bir, sonraları 15'de bir ve daha da aralıklarla, toplamda 5 yıl süren aşı tedavisi. Aşı o zamanlar henüz gelmiş Türkiye'ye ve hem çok pahalı hem de öyle herkese yapılan bir uygulama değil. Aşıları kutusunda ve buz içinde taşırdım her seferinde. Cilt altına mı, üstüne mi, tartışmalarıyla ve iki kolumda da ödem, morluk.. uzun yıllar da geçmedi izleri..
Yıllar boyu ara ara ataklar yapsa da o ilk zamanki gibi olmadım hiç. Yani aşılar işe yaradı ama elbette etkisi zamanla azaldı. Sonrasında da dediler ki doktorlar "Aşının çok da iyi bir tedavi yöntemi olmadığına karar verildi.!" ve antihistaminikleri her gün alarak ev tozu/akarlara olan alerjimi baskılamayı önerdiler. Bir de hiç işe yaramadığını düşündüğüm burun spreyleri var tabii..

Alerjik rinitten yaklaşık 8 yıl kadar sonra da aniden başlayan bir mantar alerjisi var bir de.. Öyle ki ilk yediğimde mantardan olduğunu anlamadım bile çünkü yıllardır mantarı hep çok severek yemiştim ve hiç de dokunmamıştı. Bir kaç kez deneyerek anladım ki, mantar beni zehirleyen bir gıdaya dönüşmüş. Hem de ne zehirlemek, düşün ki en kötü zehirleyen bozuk pasta, tavuk misali, serumluk olacak kadar dokundu bana mantar. Üstelik mantar sosu bile olsa, bir parçacık mantar bile yesem bilmeden, hastanelik olurdum her seferinde. Taa ki, bundan bir kaç ay kadar öncesine kadar. Bilmeden mantarlı börek yedim ve aaa, zehirlenmedim :) Hemen ardından tekrar bilmeden bir kez daha, ve bingo yine Bunun da sebebi sanırım bir yıla yakın zamandır, doğal mayayla kendim hazırladığım kefiri düzenli içmem. Sanıyorum bu sayede geçti mantar alerjim. (Bu arada kefirle ilgili duyduğum bir bilgiyi de aktarayım. Meğersem kefir her durumda "iyi bir seçenek" değilmiş. Bazı immün hastalıklarında ters tepebiliyormuş. Fayda yerine zarar da getirebiliyormuş.

Bütün bunlardan başka iki yıl kadar önce, bir gece aniden çıkıveren, sonrasında adının "dermographism" olduğunu öğrendiğim illet hastalık. İlk kaşıntının başladığı zaman, bahardı, çilek yeni çıkmıştı. Dedim ki "çilek alerjisi"dir bu. Bir kaç kez gece gece acile gidip, iğne vuruldum, o derece şiddetliydi. Çilek yemedim ama yine de sürdü. Farklı farklı doktorlara gittim, teşhis şu "alerjik rinit ve troide bağlı kuru cilt hastalığı" Alerjik rinit tozdan kaynaklı ama aynı zamanda o tozlar ciltte de birikerek, kaşıntıya sebep oluyor. Troid dersen onun yan etkilerinden biri de zaten kuru cilt oluşturması. Dolayısıyla, yıllarla birlikte alerjim cilt alerjisi şeklinde de ortaya çıktı. Özellikle bacak ve kollarda uzun uzun, yol yol kaşıntı şeklinde, cildin kızarması, kabarması, pütürlenmesi ile ortaya çıkan bir hastalık. Yaklaşık bi yarım saat kadar sürüyor, sonra sanki hiç kaşınmamışsın gibi normal haline dönüyor cilt. Bu zaman diliminde kaşınıyorsun ama deli gibi.. Ki ben bu kaşıntı hadisesi çıkmadan çok değil 3, 5 ay kadar önce kendi kendime "Ne var ki kaşınmakta, kaşırsın geçer!" demiş idim. Demez olaydım...
Gelelim tedavisine, hiç bir doktor tedaviye yönelik bir ilaç vermedi. Tedavisi yok yani. İlaçla her gün baskılamak var. Ben -neredeyse- her gün antihistaminik içiyorum kaşıntı olmasın diye, yine de zaman zaman kaşıntı devam ediyor.

Buraya doktorumun bu hastalıkla ilgili tavsiyelerini de yazıyorum ki, aynı dertten muzdarip olanlara belki bir küçük faydam dokunur:
* Öncelikle sentetik kıyafetler yok, pamuklu, hafif kumaşlar, alerji yapmayacak türden kumaşlar kullanılacak ve ayrıca dar kıyafetler yasak (ki dar kot giydiğim anda başlıyorum kaşınmaya)
*Baharatlı yenmeyecek, katkı maddeli gıdalar, cips, ketçap, mayonez vs. yasak.
* Cilt kremlerle, duş jelleriyle, bebe yağlarıyla sürekli nemlendirilecek. ovuşturma yok, kaynar su yok, kese yok, (En üzüldüğüm de bu kısım oldu, o çok sevdiğim hamam yok artık!)
* Tozlu ortamlardan uzak durulacak.

Bunlardan başka Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU'nun köşesinden okuduklarımdan aklımda kalanları da aktarayım;  çok sık duş almıyoruz, zeytinyağı ağırlıklı besleniyoruz, fazla tuz ve katkı maddeli yiyecekler yok.

Bütün bunları yapmama rağmen geçmedi ve korkarım geçmeyecek de.. Hafiflemesine de razıyım..
Benim hastalıklarım -çok şükür- öldürmeyen ama güldürmeyen de hastalıklar. Yaşam konforunu azaltan, sürekli uğraştıran hastalıklar. Alerji de, troid de öyle ama ben uyum sağlamayı öğrendim, çok dertlenmemeyi, hastalıklarımı kabullenip, beterinden sakladığı için Rabbime şükretmeyi öğrendim. Yeni bir alerji atağından henüz kurtulurken yazıyorum bunları. Burada kalsınlar, bakalım ilerleyen zaman neler gösterecek, belki de mantar gibi diğer alerjilerim de mucize kabilinden veda ederler bana.. kim bilir..

Var mı senin de bu tür alerjilerin, çaresi hakkında fikrin? Yazsana bi ;)

Sıhhatli bir ömür dilerim sevgili okur..

Not: İg'den dün gelen bir yorumda, soğuk sıkım çörek otu yağı tabletinin alerjik rinite iyi geldiği yazıldı ama eczaneye soracağım bugün bakalım.  Bir de papatya çayı ile buharın da işe yarayabildiği bilgisi var ki, denemeli...

2 yorum:

  1. öncelikle çok geçmiş olsun esencim.yaşayan bilir evde ben hariç eşim kızım oğlum hep alerjikler.kızım ve eşim alerjik astıma geçtiler.ama hiç biri ilaç kullanmıyor.çünkü tam tedavisi mümkün değil ve malum yan etki olayı var.arı sütü ile oldukça rahatlattık hem kızımı hem oğlumu.iki yıl ikişer kür kullandık.bunun dışında bide sihirli ot diye bişey var.canım annem çok kullanıyor.bahçede bol.yaz dönemi kuruttum biraz.o da hem kaşıntıya hem tahriş olayına iyi geliyor.cilt kuruluğu komşumun küçük oğluşunda da var getirdiğimi ona verdim.elimde olsa sana yollardım ve maalesef bu sihirli otun latincesini bilmiyorum.çayını ve lapasını kullanıyor annem.her yıl memlekette ondan öğrenmeye çalışıyorum hangi bitki neye yarıyor diye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın canım, sizinkilere de çok geçmiş olsun. Benimki çok şükür astıma çevirmedi ama ara ara delirtiyor beni. Arı sütü duydum ama hiç denemedim, bi araştırayım. Sihirli ot ne ki acaba? Bizim köyde de vardır muhtemelen ama önce resmini görmem lazım, sen belki denk geldiğinde atarsın resmini. Sağolasın canım, yollamış kadar oldun, bu kadarı bile yeterli, eksik olma.. Rabbim tüm hastalıklara acil sifalar versin... Çok mühim yaptığın, eski kadim bilgileri, böyle faydaları öğrenmeli ki, yitip gitmesinler...
      çok sevgiler..

      Sil

Yazın bi, lütfen yazın yaaa, merak ediyorum ne düşünüyosunuz ;)
Yorumunuz çıksın istiyorsanız eğer:
Blog sahibi değilseniz adı/url seçeneğini seçip ad kısmına adınızı yazın url kısmını boş bırakın, yorumunuzu postalayın, aksi takdirde, çok istememe rağmen gelemiyor yorumlarınız :)

Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.