keçe bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
keçe bulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2014 Pazartesi

DİLEK AĞAÇLI KEÇE ÇANTA, KEÇE İSİMLİK, KEÇE BULUT VE HAFTA SONU ;)

"Baba bu ne?"
"O duba oğlum"
"Yasıl duba?"
"Denizde işaret o,  "Beni geçerseniz tehlikeli olur" diyor."
"Yasıl diyoy?"
"Öyle diyor işte oğlum, geçmeyin beni diyor"
"Peki yasıl konuşuyoy?"
Anlat bakalım babası, yasıy konuşuyoy duba :)) 
********
Cuma akşamından başlayarak yaptıklarımı göstereyim şimdi sana sevgili okur, sen bana de ki "Maaşallah sana" de, ya da "Delirdin galiba yine!" de, çünkü ben bu ikisini sıklıkla kendime söylüyorum. Peki nasıl oluyor da bazı hafta sonları çok, pek çok iş çıkarabiliyorum, böyle, oyuncaklı, el oyalayan işler? Anlatıyorum sen de tecrübe et şimdi ;) Ablana gidiyorsun hafta sonu, annene değil, yok! Ablana, ablan yoksa en iyisi kendi evin, orda otur, yok, görümcenle de olmaz, evde ;) Anladığın üzere hafta sonu Elif'teydik ve ben her Tuzla'ya gittiğimde olduğu gibi yine çok ve güzel işler başardım :)) Çünkü orda ekmek elden, su gölden ;) Çünkü orda çocuklarla ilgilenmek diye birşey yok, yemek hazırlamak, başka başka işlerle vakit harcamak yok, alıyorsun önüne işini, arada çay olur, kahve olur, kek, börek olur ama en çok işinle meşgulsün :) Budur yani sebebi ;) 
Yani kimi bu ortama koysan, bu işleri çıkarır :)) Yani öyle demiyeyim de, belki de daha güzellerini çıkarır, yani neymiş sevgili okur, bize huzur gerek, bize yaratıcılığımızı artıracak ortamlar gerek, bize bir güzel "abla" gerek. Yani? Yani sevgili okur, gençsen ve tek çocukluysan, sen sen ol, ikinci çocuk işini derhal düşün. Ve sakın unutma, ikinci çocuk birinci çocuktan kat kat kolay bakılıyor, büyüyor, kolaycacık, yeminle! Bak Ali Deniz'e, işte öyle :) 



KEÇE ÇANTA
Bu çantayı değişik yapmak istedim ve aklıma iki renkli yapma fikri geldi. 


KEÇE ÇANTA
Çantayı normal bir çanta yapar gibi kestim. Sonra kestiğim ön ve arka yüzü tam ortadan ikiye kestim. Bu esnada çok tereddüt ettim, becerebilir miyim, ziyan olur mu emeğim ve keçem dedim ama, şükürler olsun olmadı ;) Kestiğim parçaların birini çarpılarla (iki kat domino 8 numara ip kullanarak) diğer tarafını da sutaşını aşağıda gördüğünüz şekilde dikerek birleştirdim. Sutaşı ile yaptığım tarafı öncesinde ince ince iki parçayı birbirine dikerek sağlamlaştırdım.
Bir tarafına gelincikler koydum, diğer tarafına da dilek ağacımı :) 

DİLEK AĞACI
Bu ağacı  çok sevdim, üstüne boncukları dikince daha da bir sevdim :) Dilek ağacı gibi oldu ;)


DİLEK AĞACI
Yakından görelim bir de ;)  

Ağacı hazır aldım, lazer kesim bir minik ağaç bu. Yapmama olanak yok bu kadar düzgün zaten :) 



KEÇE ÇANTA
Hazırlık aşaması
*******
KEÇE İSİMLİK
Elimdeki malzemeler bunlardı, romantik di mi hepsi de ;)
Hala olacağımı söylemiştim ya sana, işte çok yakında gelecek olan Maya için bu hazırlıklar :) 



KEÇE İSİMLİK
Word'de çıktı aldığım harflerle kestim keçeleri, yahu keçe deyip duruyorum ama esasen bu keçe değil sıkıştırılmış elyaf, daha çok hoşuma gitti tuhafiyede görünce, yumuşacık, bembeyaz :) Sence de daha iyi olmamış mı ;)
Pembe, somon ve beyaz incileri diktim, aralara minicik güller koydum, kenarlarını battaniye dikişi, içine boncuk silikon, hepsi bu :) 


KEÇE İSİMLİK
Bu işin zor kısmı harflerin içini silikonla doldurmak, o birazcık zorluyor beni, böyle ince bişeyler doldurmak lazım sanırım, şekil a da görüldüğü üzere orta kısımdaki gibi çıkıveriyor azcık silikonlar... 



KEÇE İSİMLİK
Ve işte karşınızda MAYA :)

*************************
Sonra bir de bembeyaz bir bulut hazırladım Maya için... 

KEÇE BULUT
İsimlikte kullandığım çiçeklerin büyüklerini de bulut için ayırdım. Malzemelerim böyleyi ;) 

PORTAKAL
Porti de çıraklığımı yaptı, daha doğrusu kalite kontrolü, tek tek inceledi, kokladı çiçekleri :)
Dikerken iplik her hareket ettiğinde hamle yaptı, üstüme atladı ;) Komikti yani hallerimiz :) 


KEÇE BULUT
Çiçekleri böyle yerleştirdim, aralara da büyük boy inciler diktim.
Bulutu şablonsuz kurşun kalemle rastgele çizdim ve kestim.
Köşesine bir kalp çizdim, üstünden iğne ardı geçerken bir yandan da inciler dizdim. İçine de bir minik kelebek kondurdum :) 
KEÇE BULUT
Son hali budur. Ne diyorsun şimdi? 


KEÇE İLE BEBEK ODASI DEKORASYONU
Halasının kuzusu Maya için hazırladıklarım bunlar ;)
Güzel günlerde, sağlıkla, mutlulukla kullanılsınlar inşallah... 



Elif'in evindeki daha önce ona yaptığım işlerin fotoğrafı bu da ;) 

Nehir saçlarını sarmamı istedi dün gece, eski usül sardım, gördüğün şerit halindeki kağıtlarla. Bazıları açılmış gece çünkü uçlarını kurdele ile bağlamaya üşendim.
Sonuç yine de çok güzel oldu, kuzum da çok beğendi :) 

Bu da ablasını kıskanıp poz veren kuzu :) Sabah mahmurluğuna verin bu berduş halini :)) 
Ve hafta sonu paylaştığım işlerle instagram ile  facebook yıkılırken, ben o geçici şöhret sarhoşluğu içindeyken unutuvermeyeyim mi çocuğumun pazartesi ödevini! Gecenin saat 11'inde aklıma geldi de kalkıp evdeki malzemelerle  kurabiye pişirdim. O da yalan yanlış oldu biraz, neyse artık, bu seferlik böyle olsun, ben de gerçek dünyaya döneyim di mi :)) Şan-şöhret de bir yere kadar, çocuklara sökmüyor ;) 

KAL SAĞLICAKLA SEVGİLİ OKUR :) 




24 Mart 2014 Pazartesi

YAKMA GÜLLER EŞLİĞİNDE HAFTA SONUNDAN ;)

"Nehir bi git annecim yaa, bi git kızım, git yatağına uyu!" "Napiyim anne elimde değil, uyuyamıyorum" "Ninni söyle kendine, şarkı söyle içinden, uyut kendini! Saat sabahın yedibuçuğu!" Uyumadı, uyutamadı kendini :( Okul varken o saatte uyanmayı başaramayan kızım, güzelim cumartesi sabahı, erkenden uyandı. Ben niyet ettim 2 saat daha uyumaya :) Vicdanım "Kalksana yahu, acıkır şimdi çocuk!" Beynim "Uyu boşver, acıkmaz ki hemen, o acıkana kadar da kalkarsın!" Vicdanım "Günah değil mi çocuğa! Sen ne zaman o çocuklarından erken uyanıp kahvaltı hazırlayan annelerden olacaksın!" "Bu saate kadar olamadığıma göre bundan sonra da zor :( Tamam yaa, söylenip durma, kalkıyorum işte, bi hafta sonum var zaten sabah uyumak için!"
Ben bunu hep yapıyorum, yani bu vicdan muhasebesini, Nehir her hafta sonu erkenden uyanıyor ve kardeşini de uyandırıyor bir şekilde, ben de suratım beş karış, gözüm kapalı kalkıyorum-tamam hemen kalk(a)mıyorum, yine nerden baksan aradan bi yarım saat, 45 dakika kadar geçiyor- kahvaltı hazırlıyorum. Nehir hanımın hafta sonu menüsü olan cumartesi patatesli yumurta, pazar yumurtalı ekmekleri hazırlıyorum...
Bu cumartesi sabahı da böyleydi işte. Çok merak ediyorum sen ne yapıyorsun hafta sonu sabahları? Kalkıyor musun herkeslerden önce, kalkıp da misler gibi sofra kuruyor musun, yoksa benim gibi uykuya yenik mi düşüyorsun? Pek çok açıdan "fedakâr anne" kategorisine girmiyorum. Titiz, çocuklarının üstüne titreyen annelerden de  değilim... Hatta aslına bakarsan birazcık da fazla rahatım ama koca kişisi benim açıklarımı kapatmak  maksadıyla çocuklarıma baba olmak için yaratılmış sanki...Şükürler olsun ki öyle...
******
Hafta sonu pek bir hovarda geçti :) İki Hello Kitty çanta yaptım-yok artık, bi daha bi daha aynı şeyi göstermek ayıp bence de-  :))
Sonra şu yakma çiçek işini bir deneyeyim dedim ve şu alttaki çiçekleri yaptım :)



YAKMA ÇİÇEK


YAKMA ÇİÇEK YAPIMI
Anlatıyorum dinle beni şimdi ve sen de yap, sen de gör bakalım, o zor sandığımız "bağzı" şeyler nasıl da kolaymış :) 
Malzemeleri saymıyorum, birinci resimdeki gibi çünkü :) 
O yeşil cetvel var ya,o  cetvel hayatımı kurtardı :) Evdeki bilumum yuvarlak ağızlı şeyi masaya doldurmaktan kurtuldum, bi sürü boy boy yuvarlaklı bir cetvele kavuştum :)
İşte o cetvelle o organze kurdelelere (ki aslında kumaş olması daha mantıklı ancak, ben tuhafiyedeki en geniş enli kurdelelerin 5 ayrı tonda alarak çözdüm işi) çeşitli büyüklükte yuvarlaklar çiziyorsun (ki bunu kumaşları üstüste koyup bir seferde de yapabiliyorsun) ve kesiyorsun (ki organze dediğin kayıp giden bir kumaş, yani çok düzgün kesemiyorsun, yamuluveriyor elinde keserken, olsun, sakın bozma moralini bu güzel bahar günlerinde, öyle yamuk yumuk da kessen zararı yok. İnanmazsan bkz. üstteki resimler :))
Sonra bir minik mum alıyorsun önüne, yakıveriyorsun, sonra o yuvarlak kestiğin organzeleri üstünden bir yalatıveriyorsun ateşe (Ki bu yalatmak kelimesi benim de hoşuma gitmemekle birlikte muadili olan bir kelime bulamadım, yani tam olarak işlemi anlatan bir kelime, sen bulduysan söyle, bundan sonra onu kullanalım :))
Ateş hafifçe kumaşı yakıyor ama çok değil, sen elinle düzeltiyorsun hemen (ki elim yanar sanıyorsun ama hiiiç de yanmıyor) sonra bu boy boy kenarları tütsülenmiş (tütsülemek mi yoksa doğru kelime sevgili okur, sana dedim ama kendim mi buldum yoksa!) yuvarlakları, gelişigüzel koyuyorsun içiçe (ki tam içiçe olmayınca daha mı bi estetik oldu, hani diyorum ya hep "kusursuz" olan değil en güzel "azcık defosu olan, azcık kusurlu (ki asla ayıplı değil) olan en güzel bence, çünkü o en doğal (ki biliyorsun benim aşk tanımım da böyleydi hep!) Ortalarına da kum boncuklar, inciler, canın ne çekerse o, dikiver gitsin, al sana misler gibi çiçeklerin oldu işte. Ne mi yapacaksın bunları, ben biliyorum ne yapacağımı, dur bakalım, bi hayata geçirmeyi becerebileyim, sana da gösteririm. Sen taç yap, kolye yap, broş yap, pinterestte çok çeşitlerini gördüğümüz o güzelim gelincikli panolardan yap... Ne yaparsan yap ama bana da göster e mi :)

Bu anlattıklarımın daha derli toplu, parantezsiz, dolambaçsız halini, benim Youtube Kanalıma eklediğim videodan izleyebilirsiniz.  Öbür videolara da bakın ve abone olun e mi, pek faideli bilgiler var çünkü...


KEÇE MİNİK PEMBE BULUT
Bir de bu bulutu yaptım bu hafta sonu... İçi lavanta ve silikon dolu :) Minicik bir şey kendileri. Bebek mevlütlerinde ya da hastanede falan hediye verilir ya gelenlere, o maksatlı bir şey bu :) 


HELLO KITTY bardak altlığı
Bir de bunu denedim ama bana sorarsan üstteki bulut buna bin basar ;) Ya sana sorarsam???

HEDİYE PAKETİ
Yine Nehir'in Çilek Kız dergisi ile yaptığım bir hediye paketi daha. Köye gidecek, Nihal'e, içindeki Hello Kitty çanta ile..
.

Tanıştırayım, Zeynep Bebek (maşallah alayım peşin peşin ama!)
Çok tatlı bir kuzu çoook :) Büyümüş bile görmeyeli...


Tuzla'ya gittik cumartesi öğlen. Pazar kahvaltı sonrası döndük. Elif bizi güzelce ağırladı yine, keyif yaptık bol bol...
NEHİR&ELA


SELFIE :)
Tuzla'da cumartesi gecesi geç saat Tuzla'ya yürüdük koca kişisiyle, sıcak çikolata ısmarladı bana sahilde :)
Dedim ki "selfie" den bihaber koca kişisine gel bi de biz deneyelim "sevgili selfie"si :)
Öyle az ki böyle başbaşa zamanlarımız, çok az ve çok da kıymetli! 

Bu da Elif'in balkonunda pazar kahvemiz :) (O sarı çiçekleri Ali Deniz kuzusu getirdi bana, teyzesiyle gittiği alışveriş sonrası :)
Instagram'a başta bi soğuk davranmıştım ama şimdi çok seviyorum böyle fotoğrafları ilkin orda paylaşmayı,! Sen beni buldun mu peki orda da, bulmadıysan bul e mi, de ki "hobicigeldihanim" :) 


Bitti mi sevgili okur, hafta sonu aktiviteleri bitmedi :)
Bir de düğün sığdırdık pazar akşamına :) 


Bu da renklisi işte, aynı ki :) 




BONUS....
Çocukları yıkamışım misler gibi, düğün için hazırlamışım üstelik,  zafer kazanmış komutan edasıyla! dedim ki "Hadi poz verin, gülümseyin" Ali Deniz gülümsemeyi nasıl algıladı bir gör :)) çok güldüm haline, ben güldükçe o abartı sırıtma işini :)  o kırmızı gömlek, o siyah yelek, o itinayla yapıştırılmış saçlarla  roman gırnatacılara benzememiş mi kıymetli çocuğum :))) 
GÜZEL OLSUN BU HAFTAN, GÜPGÜZEL...
KAL SAĞLICAKLA SEVGİLİ OKUR :)

Not: Sence ben niye "nokta" sevmiyorum sevgili okur, farkında mısın, cümlelerimi noktayla pek nadir bitirebiliyorum, ya virgül (ki bu cümlede olduğu gibi) ya üç nokta, ya da ünlem seviyorum en çok. Ki bu üç nokta ile ilgili de şöyle bişey okudum geçenlerde; iki noktayı gençler yaparmış, üç noktayı yaşlılar :)) Pehhhh, çok "KOBİK" :) yani üç noktaya devam.....
Dipnot: Gördüğün gibi faaliyetten yıkılmıyor bu hafta başı postu, pek bir mahsulsüz ama sen söyle, böylesi de güzel değil mi, en nihayetinde ben de sen gibi bir faniyim işte :))) Ya da belki senden de... (Gördün di mi yine nokta yok! Beni bir psikolog mu paklar sence???)

28 Şubat 2014 Cuma

KEÇE BULUT AMA PEMBE, KEÇE PANO AMA KEDİLİ VE KINA GECESİ ÇOCUKLARI...

Çok özledim Yalova'yı :( Çok ama... Gözümde tütüyor, gitmeli yakın zamanda. Gitmeli ve bir güzel yenilenmeli, enerji dolmuş, şarj olmuş şekilde İstanbul'a dönmeli... Çok seviyorum Yalova'yı çoook, hep çok sevdim ve sanıyorum ölene kadar da çok seveceğim. Çok seviyorum çünkü orası samimi, orası sıcacık, orası baba ocağı gibi koruyan, kollayan...Tanıdık yüzlerin, arkadaşların, akrabaların, el uzatanların çok olduğu yer... Orası il olsa da benim için hala kasaba, kasaba sıcaklığında, insanlarıyla, sakinliğiyle bildiğin kasaba benim nazarımda... İstanbul koskocaman bir şehir, bu karışık, karmaşık şehir içinde benim sığınağımsa evim ama Yalova'da öyle değil, Yalova benim evim gibi, hiç korkmadığım, sabaha kadar sokaklarında güvenle dolaşabileceğimi bildiğim evim. Anlatabildim mi sevgili okur ne kadar çok ve tutkuyle sevdiğimi? Becerebilmişimdir umarım... Sanki hayatım ikiye bölünmüş, ben aradaki "es" kısmındayım şu anda ve öncesi ile sonrası arasında olsam da şu anda, o ara bir gün bitecek ve ben yine Yalova'da yaşamaya devam edeceğim. İnşallah öyle olacak, olmasını çok istiyorum çünkü. Ve o gün geldiğinde benim güzel evimde bir hobi odam da olacak. Odamdaki bütün malzemeler gözümün önünde olacak, ben her gece yatarken tek tek malzemeleri baza altlarına, kutulara, hobi dolabına vs. kaldırmakla vakit kaybetmeyeceğim :) Dün gece çok sıkıldım da her gece tekrar eden bu ritüelden, sana da söyleyeyim dedim, sana da sinir geliyor mu malzemeleri toplayıp, her seferinde yerlerine yerleştirmekten??? Yalnız değilim de mi? Yaa, senin de yok mu bir hobi odan? Ama günah bize sevgili okur, tez vakitte dileyelim öyleyse kendimiz için bir güzel "oda", olmadı bu hıdrellez dileğimiz  kabul olsun diye gül dibine hobi odası resmi çiziktirelim :)) Var mısın, söz mü???
E buyur öyleyse iki günün özetine ;)
Keçe Kedili Kuşlu  Pano
Çok seviyorum böyle panolar yapmayı, düşünmeyi, düşündüklerimin gerçeğe dönüşmüş halini bir bir kasnağın üstünde görmeyi. (Yok hayal kırıklığına uğramayı sevmiyorum, misal kumaşı kısa kesip kasnağa sığdıramamayı ya da kompozisyonu abartıp kasnaktan taşırmayı vs. Bu konularda ciddi bir eğitime ihtiyacım var. Azcık daha sabretmeyi öğrenmeliyim misal, asıl mevzuya geçmek için çok mühim olan baştaki hazırlıkları es geçmemeyi... Var mı bildiğiniz bir kurs bu probleme dair???) 


Kedi, bildiğin "Kedidir O Kedi Çantasındaki kedi bu, küçüğü yani. Şarkı söyleyen kuşa gülümseyen, tamamen dostane yaklaşan, asla onu yemeyi düşünmeyen, "Yesem ne olacak ki, ne geçecek elime, bir günlük karın tokluğu, halbuki dost olsam onunla, güvenini kazansam, her gün gelip burda şarkılarını dinlesem daha güzel değil mi?"  diyen bir akıllı, bir tatlı kedicik...

**********
Ebru'nun kınası vardı dün gece. Oraya gittik cümbür cemaat, çocuklar çok eğlendi, çok güzel bir kına gecesi oldu. Allah mesut etsin, bir yastıkta kocasınlar inşallah :) 
Çocukların fotoğraflarını göstereyim size....








**********
KEÇE PEMBE BULUT
Dükkan'da
Bir bulut daha yaptım, bu da  yukarıdaki pano gibi Sofia için, ki onun için yapacaklarım henüz bitmedi :) Hafta sonu yapmak için aklımda bir dolu proje :)
Yaptığım diğer bulutları görmediysen, bak bi sevgili okur :) (Bulut, Bulut, Bulut)



Flu çıkmış biraz ama yakından başka fotoğraf yok ki sana gösterebileceğim, o bakımdam bin pardon :) 
********

LİA İÇİN YAPTIĞIM BULUT İSİMLİĞİN HEDİYE PAKETİ :)
Bu sıralar çok zevk alıyorum bu hediye paketlerini hazırlamaktan. Böyle üstüne minik minik sürprizlerle çok eğlenceli çoook :) 
***********

BONUS
Bu kediler bu sabah Beşiktaş'da işe giderken rastladığım kediler, poz verdiler bana ve üçü de poz verdi üstelik :) Bayıldım ben bu güzelliklere....

26 Şubat 2014 Çarşamba

KEÇE BULUT İSİMLİK AMA ZİYADESİYLE ROMANTİK :)

Romantizm bana uğramamış,hayatın  hiç bir alanında zerre romantik değilim, güller, mumlar, tütsüler, romantik sofralar falan uzak bana, neden bilmem ama uzak işte. Peki böyle olması romantik bir keçe bulut tasarlamama engel mi? Elbette hayır sevgili okur, pembelerle, incilerle, minik zarif güllerle yaptığım bu bulut isimliği ben çok sevdim. Fotoğrafta böyle gözüktüğüne bakma sen, düşün ki bunun on katı falan daha güzel aslı... Nasıl yapsak yahu, nasıl göstersem sana bu yaptıklarımın oricinıllarını :( Profesyonel fotoğraf makinem de var aslında ama Ali Deniz'den kaçırıcam diye çekemiyorum ki doğru düzgün bişey :( Çocuklu olmak insanın sanatının geniş kitlelerce paylaşılmasını nasıl da engelliyor görüyor musun??? Eskisinin objektifinin içine parmağını sokunca, sokmakla kalmayıp, bozana kadar da ittirince bozuluvermişti de, o bakımdan bu tedbirim ;) Büyüyecek elbet, o büyüyene kadar da böyle böyle idare edeceğiz elbet... Ki daha dün paylaştığım fotoğrafa "Azcık yavaş büyüseniz!" diyen de karşısınızdaki şahsiyet ;) Dur en sona ekleyeyim o güzelim fotoğrafı, yenilerden değil ama çoook tatlılar kuzular, maşallah de e mi sevgili okur :)

KEÇE BULUT İSİMLİK
Rose'un abisi Erol'un kızı olacak pek yakında. Rose, Uğur'un eşi, Uğur benim kardeşim :) Lia bebek için hazırladım bu bulutu, bahtı açık, ömrü upuzun olsun, tüm bebekler, çocuklar gibi onun da :) Ve öyle çok istiyorum ki Lia'nın güzel annesi bu bulutu çok sevsin, gördüğünde gülümsesin kocaman ;) Umarım...



KEÇE BULUT İSİMLİK
Önce harflerin kalıbını çıkar, ondan da önce word'de harf karakterine ve boyutuna karar ver (peki, söylüyorum benimki Cooper Black-145 punto) keçeye sabunla ya da kurşun kalemle çiz. Kes ve bulut şeklindeki keçeye yerleştir itinayla, sonra sıcak silikonla dikkatlice yapıştır ve başla etrafını süslemeye... O incili kalbi benimki gibi yapabilir misin bilmem ama bi dene :))) Kalp için de elimdeki en küçük kalıpla 
kurşun kalemle hafiften çizdim  ve iğne ardı işledim izlerin üstünden, bi dikiş, bi inci şeklinde yaptım, oldu mu sevgili okur, vakıf oldun mu sırrına bunun da, e hadi o zaman, var mı senin böyle güzel böyle pastel böyle minik incilerin hem??? Yap da görelim desem çok mu ayıp olur, yok canım, yabancı mı var aramızda :) "Yap da görelim!" :)))))
Peki o çiçekleri yaparken de şöyle bir yöntem izliyorum. Önce yerini belirleyip, sonra elimdeki iğneyi oraya batırıp, bir güzel böyle çevire çevire genişletiyorum deliği ve oraya sokuyorum çiçeğin sapını. Döndürüyorum arkasını keçenin ve güzelce doluyorum sapını ki açılmasın ;) Sonra bazı çiçeklere de saplı çiçek muamelesi yapıyorum. Bakınız incili nadide kalbin üstündeki pembe gül ;) Onu da minik minik çentiklerle dikip, sapından yaprak yapıp, güzelce saplı çiçek haline dönüştürüyorum ve ben bütün bu işleri yaparken yeminle çoook eğleniyorum :) 

DÜKKAN'da...
O üst köşedeki kelebeği de gördün di mi sevgili okur, aman gözden kaçmasın lütfen, çünkü çoook şirin kendileri :)  Peki i harfinin noktasındaki güle ne diyorsun :)) 

Ve ben bu bulutu bitirdikten sonra karşısına geçmiş hayran hayran bakarken bir fikir geldi aklıma. Bu  desenli keçeden yaptığın harfleri yapıştırdıktan sonra keşke etrafını nakışla kontürleseydim de daha belirgin olsaydı harfler :( tüh yaaa, neyse dur bi dahakine yapayım ;) 

BONUS :)
Bu seferki bonusun kuzulu sevgili okur, sevildiğini bil! :)))



Not: Bu sabah Nehir'le kahvaltı ediyoruz (Yahu sizin çocuğunuzun kahvaltısı da bu kadar uzun sürüyor mu, bir tostu yemesi için bir saat mi gerekiyor sizde de!) Ali Deniz'in odasının kapasını kapadım ses gitmesin de uyanmasın diye, çünkü salonda bir yandan memleketin içler acısı halini izliyorum tv'den (sahi yahu, reva mıdır bize bu yapılanlar! Revadır di mi :(( insanın aklının almayacağı şeyleri böyle tek tek yaşaması ne acı!  "Yazıklar olsun"larla geçen günler ne zaman nihayete erecek...) Ali Deniz bücürü uyanmış, koşa koşa salona geldi, ödü kopmuş kaçırdıklarından herhalde  :)) Yumurtamdan yedi, tostumdan yedi  ve sordu sonra gözlerimin te içine bakarak "Tatil???" ama o anki ifadeyi görmeniz lazımdı, yumuk yumuk gözleriyle canım çocuğum tatil sandı bu günü, değil oğlum, maalesef değil annem...

7 Ekim 2013 Pazartesi

FİLİZ TÜRKOCAĞI DERGİSİ ÇIKTIIII :)) YENİ KEÇE ÇANTALAR EŞLİĞİNDE :)

:))))) 
İngilizce kursu başlıyor bugün, seviye sınavı vardı geçen hafta, benim seviyem pre-intermediate çıktı :)) Şükürler olsun sıfırdan başlamıyorum ama bu seviyenin sıralamasında da en altın bi üstündeyim, yani çok da övünecek durumda değilim ama hevesliyim ve söz veriyorum çok çalışıp, ödevlerimi de zamanında yetiştireceğim :) Çünkü İngilizce'yi seviyorum, öğrenmeyi seviyorum, ders çalışmayı da (istediğim, ilgimi çeken alanlarda elbet!) seviyorum, hadi hayırlısı bakalım ;)) Gelişmelerden sizi haberdar ederim ;) Haftada iki gün, 3'er saat, teeee koca kişisinin doğum gününe kadar (28 Mayıs) sürecek bir kurs bu, inşallah kursun sonunda Pinteresti çözmüş, İngilizce gerektiren sitelere cahil cahil bakmaz duruma gelmiş olacağım, dua et e mi sevgili okur, Allah zihin açıklığı versin hem bu kurs için hem de aöf sınavları için :) Çok işim var bu kış demiştim di mi sana, hem de ne çoook...



KEÇE ÇANTALAR
El-insaf sevgili okur, saplarını elbette yapamadım, bu kadarını anca yapabildim hafta sonu, hastaydım üstelik üzerine afiyet, hala da iyileşebilmiş değilim ama hastayken de hasta değilmiş numarası yapıyorum ki o havaya girmeyeyim ;)
Saplarını diyodum di mi, bu sefer iki sapı iki ayrı renk yapayım diyorum, bi de minik nazar boncuğu takayım bi yerine, ne dersin?

KEÇE KALPLER
Bu kalpleri böyle ayrıntılı göstermek istedim çünkü bunlar benim yeni keçelerim, Ankara'dan geldiler kendileri, tam 7 renk aldım, bunlar doğal, yerli keçe, Mehtap Abla'nın kullandıklarından, o tavsiye etti, ben de sipariş ettim :)) Normalden daha kalın, daha tüylü ama yumuşak ve kolay dikilen cinsten, dur bakalım sevgili okur, aklımda bunlarla ilgili planlar da var ama ne zaman nasıl olur bilmem ;) Bazen diyorum keşke bu kadar yaratıcı, sanatçı ruhlu bir terazi olmayaydım daha mı iyiydi? Yetişemiyorum zihnimden geçenleri yapmaya...

Keçe çantaların ayrıntıları da böyle işte.
Bulut yapmaya karar verdim apartımanımın yanına (bu arada katlar tamamen doldu, lütfen artık aramayın sormayın, kiralık-satılık var mı diye :)))) En üstte Semoş, ortada Songül, birinci katta da Tuğba oturuyor :))
Ortadaki kuşlu deseni burdan buldum, bayıldım gördüğümde bu desene, derhal işledim sonra :)
Sondaki kediyi de şurdan buldum :) Gördüğünüz gibi örnekteki kedi ne kadar tatlı, masum, benimki ise sırf o gözlerini öyle yapmamdan dolayı nasıl fırlama, nasıl mikrop bir kedi oldu, demek ki gözler ifadeyi bir anda değiştirebilir kedilerde de, tıpkı insanlarda olduğu gibi :))  Ve bu kedinin adı da sevgili Colette'nin isim anneliği ile KÖMÜR oldu, Karapati'nin annesi Kömür'den esinlenerek, çünkü o da bizimki gibi fena bir kediymiş :)))

Biliyor musun, ben etamin işlemeyi çok özlüyorum, karar verdim yaptığım işleri daha çok karıştırmaya, etaminle keçeyi kardeş yapmaya :))
*************

Peynirli börek yaptım hafta sonu, bir de kaya kurabiyesi ;) Böreği biliyorsunuz, kurabiyeyi anlatayım size ;) Bakmayın adının kaya olduğuna, gayet yumuşak, güzel bir kurabiye bu :)
3 yumurta (bizde iki kalmıştı, o da yetti ama. Çok yumurta tüketiyoruz hafta sonları, yani ben diyim 10 sen de 20, o kadar yani!)
1 paket margarin (250 gr.) (oda sıcaklığında diyor ama ben her seferinde eritiyorum, oda sıcaklığında erimiyor çünkü)
Yarım çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı kuru üzüm
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz (benimki hem ceviz hem fındıktı)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Yarım su bardağı toz şeker (ben yarım bardaktan fazla koydum, bu miktar az gelir diye ama yine de az geldi, yani sen 1 su bardağı şeker ekle bence sevgili okur :)
Aldığı kadar un (3,5 su bardağı tam geldi)

Margarin, sıvı yağ yumurta ve şekeri karıştırıp, üzüm  ve fındıklı cevizi ekliyoruz, Kabartma Tozu, Vanilya  ve elenmiş unu ekliyoruz. Unu yavaş yavaş ekliyoruz, elimize yapışmayacak bir hamur yapıyoruz.
Hamurdan rastgele şekilli parçalar koparıp, düzeltmeden, yamuk yumuk yerleştiriyoruz tepsiye. İki tepsi oluyor bu malzemeyle, koyuyoruz fırına (175 derece) üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Çıkınca azcık ılındığında pudra şekeri serpiyoruz. Afiyet olsun :))
Evet haklısın sevgili okur, margarin fazla gibi, ama çok yemeyeceksin ki bundan, iki üç tane yetiyor, kalanını yedireceksin, misal benim gibi, çocuğunun pazartesi günleri olan sürpriz gününe yollayacaksın :))
****************
FİLİZ TÜRKOCAĞI ÖZEL SAYI-YUMAK DERGİSİ
Şükürler olsun yine çıktı :) Yeni, yepyeni, yapılası desenlerle sevgili Filiz Türkocağı'nın yeni dergisi bayilerde :) Hafta sonu çıkacağını biliyordum, çok heyecanlandım, çok da sordurdum Üsküdar'daki bayilerden koca kişisine ama bulamadık maalesef.
Ama bu sabah Üsküdar'dan vapura binmeden önce, iskeledeki bayide buldum ve çok mutlu oldum, alın e mi, almakla kalmayıp, sevdiklerinize hediye edin, ben sizden daha şanslıyım sevgili okur :) Çünkü ben kendisine imzalatacağım (peki peki, çok istersen senin için de bir tane alıp imzalatırım, söz :)))
İmzalattığım dergileri saklayacağım Nehir için, sakladığım yemek tarifleri dosyası gibi, desen dosyam gibi, bunları da saklayacağım, benim gibi birinin kızına çeyizi de böyle şeyler olur ancak di mi ;)
Desenler kadar, desenlerin yanındaki (Türkçe) mesajlar da çok hoşuma gidiyor, ben de bundan gayrı yaptığım işlerin kenarlarına böyle mesajlar, kelimeler yazacağım.
Şu üstte gördüğünüz kalpli deseni yapmak istiyorum ilkin, Filiz hanım "Sevgi" kelimesini yazmış.  Ben bunu bizim ailemize uyarlayayım dedim, misal "Aşk", "Umut", "Sağlık", "Bereket", "Hoşgörü" "Sukunet" gibi :))) Ne dersin sevgili okur? Sen kendi ailen için yapsan böyle bir panoyu-deseni, ne yazardın, hangi kelimeleri seçerdin?

************

BONUSSSSSSS
Bu hafta başı bonusunuz bu :)) Üsküdar'a inerken bu sabah, bu ağacı gördüm, şaşırdım bi :) Çöp konteynırının yanında bir ağaç bu, etrafına da -muhtemelen çöpe atılmış- plastik çiçekleri böyle güzelce dizmiş biri, dizenin ellerine, fikrine sağlık :) Eminim ki bunu yapan, yüksek ruhlu bir Terazi'dir :)))
KAL SAĞLICAKLA SEVGİLİ OKUR ;)
MUTLU HAFTALAR HEPİMİZE :)

26 Nisan 2013 Cuma

DİKKAT! SERSEM EDEN BİR POSTTUR BU ;)


Yeminle bu postun resimlerini koyarken başım döndü sevgili okur, tepe sersemi oldum :( Sizin halinizi düşünemiyorum :)) Haydi başlayalım o vakit, bol fotoğraflı, şükürler olsun ki Allahın bir lütfu olarak bana bahşettiği yetenekler neticesi ortaya çıkanlarla dolu manyak bir postttur bu :) 



Gökalp için bir isimlik yaptım (Yeminle uzun bir ara veriyorum isimliklere Nurdan hanımcım, merak buyurmayın :)))  Bulut konseptimize uygun olarak isimlik de buluttan tasarlandı :)) Çok hoşuma gidiyor bu tasarlamak kelimesi yahu, tasarlayıp durasım var upuzun bir müddet :) Neyse mavili beyazlı bulutları boncuklarla birleştirdim, bir nazar boncuğu, bir bilmem kimin bebek mevlüdünden kalma, aman  koy kenara atma sakın diyerek sakladığım bebek figürü :) Hepsi bu, oldu sanki, ben sevdim, annesi sevdi e ilerde Gökalp de sever inşallah :))
Paketini de krapon kağıdıyla yaptım, bayram şekeri gibi, kurdelesinde minik civcivler var sarı sarı, inşallah görebilmişsinizdir, yoksa çok üzülürüm ;) Teeee nerelerden geldi o kurdele biliyor musunuz, çok kıymetli benim için çoook, hepsini harcamadım, azcık daha var ;)
Bu da Gökalp için yaptığım süs yastığı (tamam daha önce görmüştünüz ama ya görmeyenler varsa sevgili okur, 187'nin yeni olan 7'si mahrum mu kalsın bu güzelim yastıktan :)) Hey! Yeni 7, sana sesleniyorum o bulut yastık da benim tasarırım ;) Bil istedim....)
Etamine geldi sıra, dersleri serdik nasıl olsa, içimiz de rahat çok şükür, zerre vicdan azabı yok, bilakis, ders çalışmamaya karar vermenin, Sevgili Nilgün hanımın (Collette) öğütlediği gibi, ders çalışmayı siz fanilere bırakmanın verdiği bir iç huzur, bir vurdumduymazlık, bir dünya yansa bir avuç otum yanmaz durumu ki sormayın :)))
Bu nakış kitaplarını canım arkadaşım verdi, çok ama çok mutluyum, ganimet bulmuş kadar hem de :))
Sabah motorda iki tanesini inceledim ve seçtim bile içlerinden yapacaklarımı :)))

(Resim ters, evet, düzelmiyor ne yazık ki, inat etti, e döndürüverin azcık boynunuzu, hem masaj olur bilgisayar başında azcık :))

Bu çerçeveleri te yılbaşında almıştım indirimde Migros'tan, bekleyip duruyorlardı, işte şimdi tam sırası :))) Bekleyin bakalım, ben diyim 5 siz deyin 10 post sonra gösteririm bu çerçevelerin içine yaptığım etamin desenlerini :)))
Ali Deniz'in yastığını köye gidince aldık, getirdik, yerine yerleştirdik :) Annem pek bi güzel örmüş arkasını, astarlamış ve dikmiş :) Ellerine sağlık şekerim :)

Bu kukla yeni geldi bize, başka başka güzelliklerle, getiren, gönderen sağolsun :)
Kukla geldi ama pek bir karışık ortama denk geldi :))) Asıldığı yerden şaşa kaldı gördüğü bu manzaraya :))))

Filomuz hazır, hadi bakalım....
Bizim Nehir alem bir kız, bu hayvanlarla oynayıp duruyor, sürekli bi hizaya sokma, bi hayvan saygı duruşu, ardından bi hayvan marşı törenleri :))) Dünkü törende de kulak misafiri oldum konuşmasına, çok güldüm (içimden elbet :):
"Bizi yemeyin, bizim de canımız var, kürkümüzü giymeyin, gerçeğini giyin, bizi giymeyin, yazık değil mi bize......" diye uzayıp giden bir konuşma, umarım dinleyenler etkilenmişlerdir :))
Hafta sonu Tuzla'dayız. Nehir: "Anne Köpüş'ü de götürücem teyzeme, Beybiförst ve tavşin gelmek istemedi ama Köpüş'ü götürmem lazım, zaten yeni iyileşti. (Ali Deniz kulağının dibinde basbas bağırdığı için kulağı zarından çıkmıştı ) "Tamam, götürelim kızım" Bunları konuşmadan az önce kendi kendime düşünmüştüm "Nehir 8 yaşına yaklaştı hala bu havyanlarla oynuyor, ne zamana kadar sürer acaba?" diye. Bunları düşündüğümü anlamış gibi çok ilginçtir, dedi ki "Anne ben büyüdüm ama hala bunlarla oynuyorum çünkü ben onları canlı sanıyorum, hayvanları öyle bir kenara bırakamıyorum, yatarken yerlerine yerleştirip, üstlerine yorgan örtüyorum yoksa onlara bişey olacak sanıyorum" iyi bari aldık cevabımızı, ne kadar dilersen o kadar oyna çocuğum :)
Ve finalllllll :))) Tatata tammmmmm :)) Önce çuvalla denedim, içime sinmedi, keçe daha iyi oldu sanki :) Bu yanındaki melek ne mi, e o da Nehir'e hediye geldi, merakla bekliyor bu kasnağın içine ne yerleşeceğini :)) Aslında yaptım ki, gün gece 12'ye kadar yaptım, bitirdim ama size göstermeyeceğim şimdi :) Sizin merakınızı, heyecanınızı diri tutmam lazım sevgili okur, o bakımdan bir sonraki postu dört gözle bekleyiniz ve görünüz bakalım bu boş panonun son hali nasıldır :) FLAŞ FLAŞ FLAŞŞŞŞŞ, PEK YAKINDA BU SALONDA :)))

Güzelim cuma aşkına, haftanın en şahane, en yakışıklı, en güzel, en havalı günü aşkına, MUTLU CUMALAR, ardından da MUSMUTLU HAFTA SONU HEPİNİZE :)))





Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.