17 Mart 2026 Salı

HAYATIN DÜMENİ..


Çok uzun zamandır hayatımın patronu benim. Hayatımın yönünü değiştirecek kararları hep ben aldım. Sonuçlarına hep ben katlandım. İnsanoğlu uyumla mükellef ama ben daha da.. Ne karar verdiysem, neticede bu kararın hata olduğunu gördüğümde ve bunun bedelini ödemek zorunda kaldığımda, kimseyi suçlamadım, kendim ettim kendim buldum dedim ve isyan etmedim hiç, yeni koşullara uyum sağladım. Benim aldığım ve pişman olduğum her karar için geçerli bu söyleyeceklerim. Başka türlü olsaydı,  kararlarımı dış etkenlerle alsaydım misal. Diyelim hiç olmadı/olmaz da bundan sonra da muhtemelen ama annem/babam “yapma” deseydi ve ben onları dinleseydim ve vazgeçseydim kararımdan, o zaman yapmadığım şeyler için duyacağım pişmanlık, yaptıklarıma oranla çok daha fazla olacaktı eminim.

“Emin” kelimesini çok seviyorum. Emin olmak, olunmak.. Teraziyim, çok zaman kararsızım ama tam olarak kendimden emin olmaya varana kadar ne kadar düşünsem, kılı kırk yarsam da, emin olduğum andan itibaren dönüş yok. Orada film kopuyor bende. Arafta geçirdiğim zor ve uzun zamanların ardından kendinden emin olarak karar vermenin getirdiği rahatlama ve huzura erme duygusu paha biçilemez.

Artık büyüyen çocuklarımın da kendi kararlarını kendilerinin vermesini istiyorum. Danışsınlar, söyleyeyim fikrimi ama hayatlarının yönünü belirleyecek kararlarda yönlendirmeyeyim, sadece yanlarında olayım ve destekleyeyim istiyorum. Zaman zaman zorlanabilirim belki bunda ama değil mi ki, annem ve babamdan gördüğüm bu ve vardığım noktada bunun doğruluğunu tecrübe ettim, ben de yapabilirim. Hadi inşallah..

Geçenlerde bir sohbette söylediklerimle kapatayım bu muhabbeti.

Annemler yedi kardeş, buna ekle eşlerini ve çocuklarını, sülale toplamda 30 u aşkın insan demek. Bizde birbirini yermek, köstek olma yok, ne çocukken ne de yetişkinlikte. Teyzeler, dayılar, enişteler ve dahi yengelerde tavır hep olumludan yana oldu. Kimse kimseye karışmadığı gibi hep destekledi. Bunun nasıl bir güven ve konfor getirdiğini tahmin edersiniz.. Ne yazık ki gittikçe azalıyoruz ama yitirdiklerimizin hatıraları, geçen güzel zamanlar hep saklı kalacak ve hep hayırla yâdedeceğiz onları.. 

Hayatımızın patronu olduğumuzu hiç unutmadığımız, dümeni başkasına bırakmadığımız güzel zamanlara..

27 Ocak 2026 Salı

ANNEMİN UYURGEZER GECELERİ


Ayfer Tunç Annemin Uyurgezer Geceleri 10 günde bitti. Aklım bu 10 gün boyunca hep Şehnaz’daydı.

Dört kuşak kadının saklı hikayeleri üzerine kitap ve canım Ayfer Tunç’un tüm kitapları gibi çok leziz, çok sevilesi, aynı zamanda da çok hüzünlü.. Ayfer Tunç hep güzel anlatıyor kadınlık hallerini, içine memleket hali eleştirisini de katarak..

Anlatmayayım kitabı ki siz de okuyun mutlaka.

Sadece Şehnaz’ın şu sözlerini yazayım, ilham olur belki hepimize bundan sonrası için;

“Kendi çevreme kendi ellerimle ördüğüm çemberin içinden çıkmadım. Çıkmayı hiç istemedim değil, bazen istedim ama yeteri kadar istemedim. Özgürleşmek çok zor bir mücadeleydi, göze alamadım, savaşmadan içeride kalmanın bedelini ödemek daha kolay geldi.”

Ve hafta sonu sorduğum soruyu-memleketin tam da şu anki halini de düşünerek- soruyorum: Bağzı erkekler neden bu kadar hoyrat, neden bu kadar acımasız, merhamet/iyilik tohumu hiç mi atılmamış kalplerine..

Not: Zannedersin ki her gün ayva tatlısı yapıyorum :) Yok, her gün değilse de sıklıkla ;)






Bunlar da var...

İlginizi çekebilecek bağlantılar.