Dedim ki Yıldız Boncuk'daki Murat Dikmen'e (sizin için aldığım karttan yazıyorum bu bilgileri) "Madem ki cennete düştüm, madem ki bunca mutluyum, çek bakalım fiyakalı bir poz nazar boncuklarının önünde" :) Çekti sağolsun, tee alttaki poz çıktı ortaya :) Sırf sizin için bu poz, Eminönü'ne gitmek, boncukçuya girmek bir kadını ne kadar mutlu eder şahitlik edin istedim. Belki canınızı çektiririm de siz de gidersiniz. Bu boncukçu Güvener Pasajı'nda. Bu pasajın adını bana Mehtap Abla vermişti :)
Peki en baştan alıyorum sevgili okur, dün çocuklara kırtasiye, kendime nazar boncuğu almak için Eminönü'ne gittim :) Öylesine daldım Tahtakale'ye hiç bilmeden girdim çıktım sokaklarına, önce bir keçe cennetine düştüm ki sorma, bi ucuz bi ucuz, bi güzel renkler, bi güzel, 8 renk aldım ordan, kalın keçelerden... Sonra kırtasiyelerin olduğu bölgeye gelince, "E gördün işte kırtasiyelerin yeri burası, boşver, sen önce boncukçuları bul, hem erken kapanır falan, maazallah, dünyanın sonu!" ve elbette uydum akıllı iç sesime. Ben bi Marpuççular'ı doğrultayım önce diye bakarken, bi de kafamı kaldırdım ki "Güvener Pasajı" siz deyin evren, ben diyeyim Allah yardım etti de hiç aramadan, önüne düşüverdim pasajın. Alt katına indim sonra Mehtap Abla'nın dediği gibi ve Yıldız Boncuk'a daldım, o anda eminim ki benden daha mesudu yoktu dünya yüzünde :) Evet sevgili okur, çok haklısın, resmen "Abartıyorum" ama inan ben abartmayı da çok seviyorum :))
Çocuklara kırtasiye, Ali Deniz'e okul çantası, suluk vs. alıp eve geldim ve yine yemek meselesi :( Nedir bu anlamadım ki, sen bunca kabiliyetli bir terazi ol, bunca yüksek sanatçı ruhuna sahip ol, tasarla, düşün, meydana çıkar sanat eserlerini ama eve gel ve yemek yapmak zorunda kal bir yandan da :( Bu hafta yemek açısından daraltıcı bir haftaydı, yaptığım yemeklerin hiçbirini ertesi güne yettirmeyi beceremedim. Neyse sevgili okur, patatesli yumurta ve mücver ile dünü de kurtardık (Evet, bugün yine yemek yok :(
Yemek sonrası sanatsal faaliyetlerime başladım ve alttaki magnetleri yaptım. Ki öyle büyük bir ikilemdi ki yaşadığım anlatılmaz. Magnet mi, nazarlık mı? Sonunda dur dedim azcık da magnetlere eğilelim, o yönden de yaratıcılığımızı köreltmeyelim ;) Aşağıdaki üç magneti yaptım :) Koca kişisine rica ettim o da arkalarına kağıt mıknatıslardan yapıştırdı :) ("Rica etmek" anahtar kelime, keşfettim ki, çok rica edince bırbırlanmadan "Olur" deyip yapıyor :)
 |
KEÇE MAGNETLER Bu sefer üşenmeyip içlerine biraz biraz lavanta da ekledim. Aslında bunlardan iğnelik de olur, çamaşırların arasına koymak için lavanta torbası da olur, ille magnet olacak diye bişey yok di mi? |
 |
KEÇE MAGNETLER (TEK TEK) Turkuaz ve kahvenin uyumuna bakar mısınız ;) Sen görmüyorsun ama arkası da turkuaz :) Yeşilli kırmızılının kırmızı kalbini dikerken tohum işi yaptım, burdan belli olmamış ama yakından bakınca süper :) |
 |
Araştırmacı gazeteci misali, öğretici blog sahibi olarak, sorumluluk sahibi bir blogger olarak aşamalarını resimledim senin için sevgili okur ;) Önce aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere kartondan kalıplarla keçelerimizi çiziyoruz, sabunla tabii ;) Şimdilerde ben de tıpkı annemin çocukken bize yaptığı gibi, evdekilere diyorum ki "O makasla (ki anneminkinin aynısının tıpkısı bir kocaman Singer) kesmeyin kağıtları, körlenir" :)) Şükürler olsun dedirtene ;) |
 |
Sonra böyle güzel güzel renk renk kalpler kesiyoruz ;) Ön yüzlerini başka arka yüzlerini başka diktim ben çünkü aynı boy kalplerden her renkten birer adet vardı... Aradaki avize de ne güzel yansıyo di mi sehpaya ;) Sonra, en önce en küçük parçayı büyük parçaya dikiyoruz ama ondan da önce üstüne ne yapacağımıza karar veriyoruz, süsleyebilirsin, benimki gibi çocuğunun tacını heba edip üstündeki çiçeklerden dikebilirsin, kumaş parçaları koyabilirsin, boncuk, kurdele, fisto, seçenek dünya kadar yani sevgili okur :) |
 |
| Bu nazarlıkların tamamını 20 TL'ye aldım, inanmadın di mi, inan inan, yeminle :) |
 |
| Bu da son Yalova Seyahatimizde Tekzen'den aldığımız boncuk kutum :) Bir de bunu alınca çok mutlu olmuştum :) Nasıl güzeller boncuklarım, nasıl sevilesi değil mi ;) |
 |
| İşte budur sevgili okur, nasıl bir mutluluk şahit oldun mu ;) |
Not:
1- Diyeceğim o ki, boncuklarla, kutuyla, kimilerine göre eften püften, kayda değer olmayan minik minik işlerle mutlu, musmutlu olan ben :) Peki ya sen? Sen de yazsana bi sevgili okur, en çok nedir seni mutlu eden küçük şeyler ? (Hadi ama üşenmek yok, benim gibi destanlar yazan biri var karşında, interaktif ol azcık sevgili okur, yaz bi!)
2- Çekiliş linkini bir kez daha koyayım şuraya :)
http://esen-can.blogspot.com/2013/08/gun-cekilis-gunudur-e-buyur-sevgili-okur.html
 |
BONUS
(Kuzuların sinema keyfinden ;) |